1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. BATI DEMOKRASİSİ BARIŞ GETİRMEZ
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

BATI DEMOKRASİSİ BARIŞ GETİRMEZ

A+A-

Günün birinde iki kedi bir parça peynir çalar. Tenha bir yere ulaşmayı başarıp, sıra peyniri paylaşmaya gelir. Ama nasıl paylaşacaklar? Birbirilerine güvenmiyorlar ki; çünkü ikisi de hırsız. Ama bu paylaşım işini de hal etmeleri gerekiyor. Düşünüyorlar, taşınıyorlar etrafı gezdikleri sırada iri bir maymuna rast geliyorlar. Tamam; herhalde peyniri aramızda eşit şekilde paylaştıracak, bizi kardeşçe biri birimizden ayrıştıracak biri varsa, o da bu iri maymundur, diyorlar. Ve maymuna peyniri eşit şekilde bölüştürmesini teklif ederler.  Tabi ki onlardan daha hırsız ve hilebaz olan maymun fırsatı bir kere yakalamış, hiç kaçırır mı? O çalıntı peyniri onlara yedirir mi? Maymun, niyetini onlara çaktırmadan hilesini devreye koyar. Teraziyi kurar ve peyniri ikiye böler, bir parçası küçük, diğeri daha büyük olacak şekilde terazinin kefesine koyar. Doğal olarak terazinin kefeleri eşit gelmez. Kediler peyniri bekleye dursunlar; ama maymun bu şekilde onlara vermez. Gerekçesi de göz önündedir. Peynirin bir parçası küçük, biri büyüktür. Maymun kedilere: ‘’adalet ha mülkün temeli, ha bu peynirin temeli hiç fark etmez. Ben adaletsiz bir paylaşım yapmam’’ der. Bu sefer büyük parçayı diğer parçadan küçültecek şekilde ısırır ve ısırdığı parçayı yer. Peynir parçalarını terazinin kefelerine tekrar koyar, yine aynı durum. Bir parça ağır diğeri hafiftir. Tekrar kedileri enayi yerine koymak ve büyük parçayı diğerinden küçültecek şekilde ısırmak ve mideye indirmek. Maymun bu hilesini tekrarlayarak, sonunda peynirin tamamını midesine indirir ve kedilere: ‘’işte bu kadar; hırsızsınız, ama hırsızlıkta da uzmanlık gerektirmiyor mu?’’ der.

        Türkiye cumhuriyeti devletini kuranlar, aslında bir tür hırsızdırlar. Vakti zamanında, halkın, milletin, ümmetin, iradesi, inancı, dini bir kenara konulup, laik, seküler, din dışı (İslam dışı) bir zihniyetin ve anlayışın ajanlığı yapılarak, çalıntı bir devlet vücut buldu.

         Bu hırsızlıkta her ne kadar Türk hırsızların rolü büyükse de, Kürt hırsızların çabası da az değildir. Laik, seküler, dindışı zihniyet ve anlayışta müttefik olan Türkler ve Kürtler yetkiyi, yargıyı, kanunu ve yönetimi yanlışa zulme ve zorbalığa sürdürdüler. Çalıntı bir iktidar, mülk ve devlet, Türkiye cumhuriyeti devleti ismi ile vücut buldu. Çalıntı iktidar, devlet ve servet üzerinde, doğal olarak kavga çıkacaktı. İrili ufaklı kavgaların içinde, en yaman kavga Türk hırsızlarıyla, Kürt hırsızları arasında baş gösterdi. Daha baştan, Allah emri çiğnenerek, halkın, milletin ve ümmetin ehliyetini, devletini, servetini ve mülkünü çalan bu yaman hırsızlar, şu an iflah olmaz, son bulmaz bir kavganın içinde bulunuyorlar. Biri: ben Türküm, bozkurt sütünü emmişim diyor, diğeri ben Kürdüm, ana tanrıçanın oğluyum diyor. Halkın, milletin ve ümmetin hepsinden öte; Allah’ın mülkünün üzerinde kavga ediyorlar. Filler kavga ediyor, çimenler eziliyor misali, olan masum, mazlum, mahrum, mahkûm ve bilinç cihetinde zayıf bırakılan halkımıza oluyor. Bu yaman hırsızların tongasına düşen, ya sarp bir kayalığın çatlağında ölerek can verir, bedeni kurda kuşa yem olur, ya bir sınır karakolunda bombalara hedef olur, bedeninin parçaları taşralı anasına yollanır. Ya zindanlarda çürümeye terk ettirilir. Karısı, çocuğu, anası, babası ve akrabası arkada gözü yaşlı. Yâ da onların başlarında zindan bekçileri…

         Şimdi bunlar hikâyedeki kedilerin misali, bir maymuna mahkeme olup, çalmış oldukları iktidarı, hükümeti, kanunu, devleti, mülkü ve serveti bölüşmeyi tasarlıyorlar. Biri: milli birlik ve kardeşlik, ya da demokratik açılım, diğeri Kürt açılımı, diğer ismi demokratik barış, aslında maymunları da hazır, maymunların birden fazla isimleri var. AB, ABD, AİHM, NATO, uluslar arası toplum kriterleri vs.

            Barış diyorlar, keşke barış sağlansa, bu savaş, kan, gözyaşı ve girdap bitse. Ama bu hırsızlarla barış sağlanır mı? Barışa inançları olmayanları, barışı tesis ettiklerine dair, en ufak bir belge yoktur. Ne kutsal metinlerde, ne de tarihte. Hiçbir zaman, laik, seküler, din dışı zihniyet barışa inanmaz. Onlar, açıkça söylemek gerekirse, sosyal Darvinisttirler. Hayatı, dayanışma değil, çatışma ve rekabet üzere bilirler. Bunların selefleri, birinci ve ikinci dünya savaşlarını tutuşturdu. Şu an bile, dünya onların askerlerinin çizmeleri altında inim inim inlemektedir.   

          Onların paylaşımını, batı maymunu mu, başka bir değişle batı demokrasisi mi sağlayacak? (ki demokrasi, sadece hırsızlıkta uzmanlaşmış, batının ruh sistemidir.) ben şahsen buna inanmıyorum. Buna kim inanır ki, hırsızlıkta, bu maymun hikâyedeki maymundan daha mahirdir. Çünkü dünyanın, özellikle Ortadoğu nun çalıntı devletleri batı maymunundan ne tür muamele görüyor, bu göz önündedir. Kandırarak, uyutarak, oyalayarak devletleri nasıl kullandığını, aşındırdığını, alçaltıp köleleştirdiğini ve kendine bağımlı bir tezgâh kıldığını, istediğinde birbirine nasıl düşürdüğünü, aralarında bin bir sebeple, sonu gelmez düşmanlıklar, çatışmalar ve sorunlar vücuda getirdiğini bilmeyen mi var.

        Eğer Türk ve Kürt kavgasında batı maymunu, barış terazisini kuracaksa, vay Türkün ve Kürdün haline. Türkün ve Kürdün manzarası, hikâyedeki kedilerin manzarasından daha enteresan olacak.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.