1. YAZARLAR

  2. Kutbeddin Nurlubaş

  3. Başörtüsü ve Cumhuriyet 
Kutbeddin Nurlubaş

Kutbeddin Nurlubaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Başörtüsü ve Cumhuriyet 

A+A-

Sıkılıyorum, rejimin adının Cumhuriyet ve Demokrasi olmasına rağmen, hala başörtüsü mücadelesi ve müdafasını yapmaktan;

Anlayamıyorum, ilkokul kitaplarında anlatılan, “dediğim dedik “ bir yapıdan, Cumhuriyete geçişle halkın yönetime katılışından övgüyle bahs edip, bir türlü uygulamaya geçmemesinden;

Sıkılıyorum, özgürlük edebiyatı yapıp, iş pratiğe gelince, “ama” diye başlayıp, bir odun kütüğü gibi oraya buraya savrulan söylemlerden;

Çözemiyorum, İnsan hakları tartışması yapıp iş başörtüsüne gelince, elektrik kaçağı varmış gibi, bu anlayışın toprağa akıp gitmesinden;

İbretle izliyorum, çoğunluğu saf, temiz ve örtülü halkın hayat tarzına saygısız olunuşundan; İnsanların yüzüne baka baka, çoğunluğu teşkil eden toplumun hayat tarzına tahammül edememeye şahit uluşumu;

Garipsiyorum, bu rejim için yapılabilecek en ağır görev olan evladını ölüme gönderen asker ailelerinin, ki şimdiye kadar gördüğüm hepsi örtülü olan bu kitleye karşı bile, yüzleri kızarmadan bu yasağın sürdürülmesinden, hatta ordu evlerine alınmamasından ve hatta eşi başörtülü olduğu için urduevinde başarılı bir subay ailesine, masaya yemek verilmeyişinden; ( İki Darbe Arasında, İskander PALA)

Anlamıyorum, Birey özgürlüğünden dem vurup, Reşid olmuş gençlerin örtüsünün kendi tercihleri ile takmıyorlar diye niet okumalarından;

Ve anlamıyorum, reşit ve mümeyiz olmayan çocukların üzerinde en fazla hakkı olan, velisi olan anne ve babası olmasına rağmen, “dışarıdan gazel okuma” gibi, kendilerinin ve devletin bunlardan daha fazla hakkı varmış gibi, Velilerin çocuklarını örtülü okula göndermeleri talebine despotik ve haksız bir mantıkla engellenmesini;

Garipsiyorum, Başörtüsüne özgürlük verirsek, bizim özgürlüğümüzü kısıtlarlar söylemini, ve böylece gelecekteki yalnış zanlı ihtimal üzerine, kuvvet elimizde iken biz baskıya devam edelim anlayışını;

Anlıyorum, bunlar, sosyolog Auguste Comtenin(ö:1857), sosyal tarih pramidinde insanılk tarihini teolojik, metefizik ve pozitivist olmak üzere üçe ayırdığını, ve böylece tarihe ilerlemeci bir süreç olarak baktığından, buna inan pozitivstler, dinin özellikle İslamın tekrar çıkışa geçmesinden, düşünceleri yanlışlanacağından ürkerek, itikadlarını korumak için, bu sürece zorla da olsa karşı çıkarak, anlayışlarının çürümesine engel olma tavır ve piskolojisini;

Unutamıyorum, Meclite, dine saygılı laikliğin savunucusu olup, elinde mavi güvercini uçurup özgürlüğün simgesi zanedilen zatın ve arkadaşlarının, sadece kumaştan bezle başını örten bayan milletvekiline, Millet Meclisi gibi hiç olmaması gereken yerde ellerini hep birlikte masaya vurup “ dışarı dışarı” diye şiddetle bağrışmalarını;

Şaşırıyorum, rejimin Parlementer sistem olmasına rağmen milletin seçtikleri milletveilleri bile Millet Meclisine örtülü giremesinden, “Kelin ilacı olsa başına sürer “ misali gibi kendilerine bile bu özgürlüğü yaşatamamalarından;

Utanıyorum, %70 örtülü ve % 85nin başörtü sorunun çözülmesini isteyen halka sahip olmamıza rağmen, bir tane seçilebilecek örtülü bir miillet vekili olmayışından ve aday gösterilmeyişinden;

Anlamıyorum, bütün eğitim sürecinde değilde, sadece üniversitede baş örtüsü meselesini kanuşmaktan;

Yine anlayamıyorum, resmi dairelerde başörtülü çalışabileceği gerçeğinin hiç gündeme getirilmemesinden ve hizmet alan örtülü olabilir, fakat hizmet veren örtülü olmasında ise, adaletsizlik yapılacağı ihtimalini düşünüp, örtüsüz hizmet verenin, hizmet alan örtülüye adaletsizce davranabileceği ihtimalinigerçeğini göz ardı edilmesinden;

Gülüyorum, 1997 de gittiğimiz Malezyanın başkenti Kualalunpur havaalnında, çalışan başörtülü bayanların çalıştığını görünce, o dönem İstanbulda bir kurumun en önemli brokratik görevinde bulunan şahıs: “Erbakancılar Malezyada da var” deyişine;

Utanıyorum, 2010 da gittiğimiz İngilterenin başkenti Londrada, Devlet Üniversitesi olan İmparatorlıuk Üniversitesinde, Elektrik ve Makina Mühendisliği bölümlerini dolaşırken, Öğrenci işlerinde çalışan örtülü bayanın resmini cep telefonuyla çekip, İngilterede değil öğrenci olarak, memur olarak başörtülü bayan çalışıyor diye dikkat çekişimden;

Gülüyorum, Özel mekanında kadının şer’i olarak bir zorunluluk olmamasına rağmen, sadece kadının cinsellik yönü yerine, insanlık yönü ortaya çıksınhikmetiyle toplumda, komunun bulunduğu alanlarda örtü emr edildiği halde, “Kamusal Alan”da başörtülü dolaşılamaz garip söylemine,

Utanıyorum, Türkiye hem islam ülkesi hemde demokrasi ile yönetiliyor deyip, müslümanların ve vatandaşların bü süreçte ne olumsuzluklar ve eziyetler yaşadığını hisetmeden ve en temel meseleleri haletmeyip, İslam ülkelerine model olarak sunuluşundan;

Şaşırıyorum, laiklik, din ve felsefik inanç sahiplerine eşit mesafeyi sağlayan bir rejimdir deyip, fakat müslüman çoğunluğun üzernde bir demoklesin kılıncı gibi tutulmasından;

Anlıyorum, Adem ve Havanın cennetten çıkartılışlarının sebebinin örtülerinin soyulması ve mahrem yerlerini cennet yapraklarıyla örtmesinden ve cennetten çıkarılışlarına sebep oluşlarından dolayı, ademoğluna şeytanın en büyük kozunun bu örtüsüzlük oluşunundan ve Adem(a.s) dan beri insanlık tarihinden bu örtüsüzlüğün en önemli mücadele oluşunu;

Bunun üzerine, Şeytan, onlara, (o ana kadar) farkında olmadıkları çıplaklılarını göstermek amacıyla fısıldayıp:…”A’raf,20

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Cennet yapraklarından oralarına örtmeye başladılar…” diye nidâ etti.” A’raf,22

Ey Ademoğulları! Size yücelerden, hem çıplaklığınızı örtesiniz diye, hem de bir görkem-güzellik nesnesi olarak giyim kuşam (yapma bilgisini) bahşettik; ama Allaha karşı sorumluluk bilinci örtüsü (Takva elbisesi) her şeyin üstündedir. İşte bunda (da) Allahın ayetlerinden biri var ki, insanoğlu belki ders alır.” A’raf,26

Utanıyorum, Said Nursinin 1935 yılında idam ile yargılandığı Eskişehir Mahkemesinde yalnız, Ahzap Suresinin 59. Ayetin tefsir eden “Tesettür Risalesi” ‘inden dolayı, 11 aylık hapis cezasına çarpılmasından sonra geçen 85 sene de hala aynı meseleyi konuşup bir arpa boyu yol alınamayışından;

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, (evlerinden çıktıklarında) dış örtülerini üzerlerine alsınlar.” Ahzâb Sûresi,59

Anlamıyorum, az bir kısım kardeşlerimizin, başörtüsü takıp, bunun yanında diğer vücud elbiselerinin veya davranışlarının takva albisesine uygun olmayışını;

Ağzımız açık kalarak, 411 Milletvekilinin başörtüsü serbestisine dair Anayasa Maddesini, 6,7 kişilik Anayasa mahkemesinin hakkı ve yetkisi olmadığı halde içerik yönünde inceleyip iptal etmesine,

Bunu da anlamıyorum, Ayetlerde erkek olsun kadın olsun, önce kişinin kendisine sorumluluk verildiği halde suçu hep karşıdakilere havale edip, “tahrik olma” edebiyatının yapılışından;

İnanan erkeklere söyle, gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar;…”Nur,30

İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; (örfen) görünmesinde sakınca olmayan yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar…” Nur, 31

Ey inananlar, siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde sapan kimse size zarar vermez..” Maide,105

Ve anlıyamıyorum, Allahın dünyasında, aleminde, yeryüzünde, memleketinde kim kendisini ilah yerine koyup, Allahın yarattıkları üzerinde despotik muamele yetkisini görüyor ve üzerlerinde baskı kuruyor;

Ve en son bunu anlıyorum, İman hakikatlerinden Ahirete imanın önemini, her türlü gayrete rağmen gerçekleşmeyen hukukların kılı kırk yararcasına gerçekleşeceğine olan imanın ve ahiret alemi ile bu dünya hayatının anlam kazandığını…

ufkumuz.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.