Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Radikal
Yazarın Tüm Yazıları >

A+A-

Cumhurbaşkanlığı seçimi her dönemde sorunlu oldu. Bu kez de aynı sinyalleri alıyoruz. 2014 yılı karışık geçecek gibi görünüyor. 
Sürecin nasıl bir yol izleyebileceğine ilişkin bazı varsayımlar: 

 

1- Tayyip Erdoğan ‘başkanlık’ ve ‘yarı başkanlık’ gibi bir sistemi hedefliyordu. Diğer partiler bu yöndeki bir anayasal değişikliğe destek vermeyeceklerini açıkladılar. AK Parti içindeki ‘Abdullah Gül’e yakın’ olarak değerlendirilen milletvekillerinin de bu değişiklikten yana olmadığı belirtiliyor. ‘(Yarı)başkanlık sistemi’ de şu noktada olası görünmüyor. 

2- Erdoğan’ın, bugünkü yetkilerle Cumhurbaşkanlığı’na aday olması büyük ihtimal. Şu andaki veriler, Cumhurbaşkanlığı’nı kazanmasının zor olmayacağını da gösteriyor. 

3- Erdoğan cumhurbaşkanı olduğunda AK Parti başkanlığı ve başbakanlık ne olacak? Başkanlık sistemini kabul ettirememiş gibi görünen Erdoğan, kendisine yakın, kendisiyle uyum içinde çalışabilecek bir ‘ikinci adam’ arayışı içinde mi? 

4- İşte burada sorun başlıyor... Gül, cumhurbaşkanlığından sonra, bir emekli politikacı durumuna düşmek istemiyor. Erdoğan’ın kendisini emekliye sevk etmek istediğini düşündüğü izlenimini veriyor. Tepkisini başdanışmanı Ahmet Sever yoluyla açıkladı. 

5- Gül bir hamle daha yaptı. Cumhurbaşkanı adayı olabileceğini de danışmanına açıklattı. Belki de Cumhurbaşkanlığı’na ‘tek aday’ olarak düşünülen Tayyip Erdoğan’a yönelik bir uyarı atışıydı bu. 

6- Erdoğan ile Gül, hiçbir dönemde kamuoyu önünde tartışmadılar. Ancak şu da biliniyor ki 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Gül, Erdoğan’a rağmen aday oldu ve seçildi. 

7- Erdoğan, anlaşıldığı kadarıyla, Gül’ün yeniden partinin başına dönmesinden yana değil. Bunu açıktan seslendirmese de yakın çevresine verdiği mesajlar, büyük oranda bu doğrultuda gibi. 

8- Başbakan’ın geçmiş dönemdeki en yakın çevresinden Hüseyin Besli, “Tayyip Bey cumhurbaşkanı, Abdullah Gül başbakan” demişti. Bu planın bazı partili çevrelerde dillendirildiği bir gerçek. ‘Başbakan’ın çevresi’nin bu formülü pek benimsemiyor olması da işin diğer boyutu. 


Bu tabloya bakıldığında, AK Parti içinde sert bir iktidar kavgası oluşacağı düşünülebilir mi? Şimdiye kadarki tecrübemiz, iki liderin de ‘kriz yönetmeyi’ iyi bilen siyasetçiler olduğu yönünde. 


Büyük bir olasılıkla (dışarıya yansıyan bazı çatlak sesler engellenemese de) her şey sessizlik içinde yürüyecek ve bir uzlaşmaya varılacak. 
Tahminimce bizi bir anlamda 2007’deki duruma benzer bir süreç bekliyor... Bence, Abdullah Gül, parti başkanlığı ve Başbakanlık koltuğuna oturur, Cumhurbaşkanlığı’na da Tayyip Bey çıkar. 
Tayyip Bey, (2007’dekine benzer şekilde) idealindeki formülü uygulamaya sokamasa da bu tabloya razı olur. 
En baştan beri, iki kurucu liderin koltukları değişmesi dışındaki formülleri çok gerçekçi bulmadım. Geçen dönem, çatışma ve darbe tehditleri dönemiydi. Erdoğan, bu süreci kendi açısından iyi yönetti, yeteneklerini ve karizmasını kullanarak devlete egemen oldu. 
Şimdi ise bir uzlaşma ve ‘yeniden yapılanma’ dönemindeyiz. Demokratikleşme, dış politika, ekonomi gibi alanlarda yaşanan ‘şiddetli değişim’in artık daha dengeli ve öngörülebilir bir ‘akış’a dönüşmesine ihtiyacımız var. ‘Devletin gücü’ ile ‘bireysel özgürlükler’ arasındaki ilişkinin yeniden bir dengeye oturması özellikle önemli. 
Gül’ün siyaset yapma tarzı örneğin bu açılardan döneme daha uygun görünüyor. Daha sakin, daha dengeleri gözeten, beklentiler ve gerçekler arasındaki dengeyi iyi ayarlayabilen bir yönetim tarzından söz ediyorum... 
Tabii benim düşündüklerimin tamamen dışında gelişmelerle de karşılaşabiliriz. Ancak görünürdeki veriler ve siyasetin muhtemel yol haritası, Başbakanlık koltuğunun Abdullah Gül’e yakın olduğunu gösteriyor...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.