Kutbeddin Nurlubaş

Kutbeddin Nurlubaş

Yazarın Tüm Yazıları >

A+A-

Şeyh Said, İslam mı veya Kürtlük mü uğruna şehit edildi diye bir soru var.

Bu yazımda,   bu sorunun arkasındaki mantığı sorgulamak istiyorum.

 

Müslümanlar ırkçılık yapamaz doğru, peki, İslam’ın bir kavminin rehberleri ladini olup,  Menfi Milliyetçilik yapıp, diğer bir kavmi inkâr ederse, baskı altında tutarsa, Müslüman’ın tavrı nasıl olacaktır. Ezilen kavmi müdafaa etmek, karşı ırkçılık olarak algılanacak diye, vurdumduymaz davranabilir mi? Veya baskı altından kurtulana kadar haklarını müdafaa etmek ırkçılık olarak tarif edilebilir mi?

 

İslam; Allahın peygamberlerine ve en son Peygamberimiz Resule Ekrem(a.s.m)’a  bildirdiği dindir. Fakat bu din kâinattan ve hayattan kopuk mu dur? Yani bu din evreni, eşyayı, insanı ve insan ilişkilerini nasıl tanımlıyor?

 

Dinimiz İslam’ın kudsi kitabı, Kuranı Mu’cizülbeyan: Taha 8. ayette : "Allah ki ondan başka ilah yoktur en güzel isimler onundur “demektedir. Yani Allah birdir ve bu kâinatı birliği ile ahenkli bir şekilde idare ediyor. Fakat İsimleri çok olduğundan, bu isimlerin çeşitliliği ile eşya ya çeşitlilik vermiştir. Yerin - göğün, denizin – karanın, karanlığın – aydınlığın, erkeklik ve dişilikten tutun, renklerin ve dillerin farklılığına kadar, bu çeşitlilik devam eder (24.Söz). Nitekim Rum 22. ayette "Yerin ve Göğün yaratılışı ile Dillerinizin ve Renklerinizin farklılığında,  Allahın varlık ve birliğine deliller vardır. İşte bunlar bilginler için delildir." buyrulmaktadır.

 

Evrendeki yaratılışın, nasıl gerçekleştiğini anlatan Fatır Suresi 27. ve 28. ayette şöyle hatırlatılmaktadır. ”Görmedin mi Allah gökten bir su indiriyor. Onunla farklı farklı renkte bitkiler çıkarıyoruz. Dağlardan da kırmızı, beyaz farklı renkte siyah ve kurşuni yollar yapmışız. (Kara yolunun yapılış serüvenini adeta anlatıyor. Çünkü dağ yarılırken beyaz ve kırmızı sonra asfaltlanarak siyah ve kurşuni hale getiriliyor.) İnsanlardan, Canlılardan ve Hayvanlardan da böyle farklı renkte olanları vardır. Allaha karşı haşiyet ve saygılı olanlar bütün bunlarla bilen, tefekkür eden ancak bilgin kullardır. Allah azizdir ve Ğafurdur."

Bu ayetlerle nazara verilen husus; Allahın değişik yaratma biçimleri vardır ve bunları tefekkür edip, Allahın marifetine yetişen, “bilgin kullar” vurgusu yapılıyor. Yani farklı farklı Allahın Sanatlarını tefekkür ederek bütün bunların koordinasyonunu sağlayan Allahın Haşmetini düşünmektir.

 

O halde bu farklılıkları olduğu gibi kabul etmek, Allahın takdir ettiği (Bilgin İnsan) olarak nazara veriliyor. O halde birileri gelip, bu Fatırı(Yaratıcı) olan Allahın, fıtri olarak ortaya koyduğunu, zorla, ameliyatla, değiştirirse İslam buna ne der?  Veya Müslüman’ın tavrı nasıl olmalıdır? Tamam, biri kalkıp, bu zorlamaya Allahın dinine tabi olmadan karşı çıkar diye, Müslüman ne yapacak? Bizim Manayı Harfi ile bu yanlışa bir dur dememiz, ırkçılık veya menfi milliyetçilik diye isimlendirilebilir mi? Yoksa Fıtratın müdafaası mı olur? Veya Bu İslam Ümmeti içinde bir kavmin icraatçıları, İslama uymadıkları gibi, İslam Dininin sahibi olan Allahın yarattıklarının özelliklerini inkâr etse, ayette geçen, İbadül Ulama (Bilgin Kullar) ne yapacaktır?

 

Yani, Birisi diyelim ki;

Allahın emri zekâtı düşünmeden bir fakire, sosyalistik anlayışıyla 1.000 TL yardımda bulunuyor diye, ona şekil olarak benzediği için 40.000 TL sermayemizden, 1.000 TL zekâtımızı vermeyelim mi?

Yani demek istiyorum ki; velev birisi sosyalistçe Kürt haklarını savunuyor diye, başka bir kavmin yetkilileri, Kürtlerin fıtri haklarının kullanımını engellese, İslam fıkhı ne diyecektir? Buna sosyalist sahip çıkıyor diye, Müslüman’ın bu adaletsizliğe ses çıkarılmasını engelleyecek midir?

 

Yani iki kavimin mümin olması demek, hiç bir birine haksızlık yapamaz mı? Halbuki, Hucurat 9. ve 10. ayette "O halde, müminler içinden iki grup çatışırsa onlar arasında barışı sağlayın; ama sonra, iki (grup)tan biri diğerine haksız şekilde davranırsa, (davranışı)nı Allah'ın buyruğuna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mücadele edin; (yaptıklarından) vazgeçerlerse adil bir şekilde aralarını bulun ve (onlara) eşit davranın çünkü Allah, eşit davrananları sever!. Bütün müminler kardeştir. O halde, (her ne zaman araları açılırsa) iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki O'nun rahmetine nail olasınız”

 

Dikkat edildiyse, İki Müslüman kavimden biri diğeri üstünde baskı kurabilir. Ve bunları arasını düzeltmek lazım ta ki, Allahın rahmetine nail olalım. Yani Kürtçe konuştuğu, yazdığı için senelerce hapse atılan uygulamaya İslam fıkhı ne diyor? Ve bu yanlıştır demek, nasıl ırkçılık olabilir.

 

 Irkçılık odur ki güçlüdür, hâkimdir. Ve Üsdad Said Nursi’nin 25. Sözde dediği gibi

"Başkasını yutmakla beslenir". Şimdi düşünelim,  kim kimi yutuyor. Yani asimile etmeye çalışıyor. Aynı surede 11. ayette birbirine alay etmeyin, küçümsemeyin ve lakap takmayın, uyarılarından sonra, 12. Ayet, küçük çapta ki bir mümin topluluğa üç ana prensibini ifade ettikten sonra, ( yani; zan, tecessüs ve gıybet tiksindirilirken) 13. ayette, insan kavim ve milletlerinin bir birine nasıl bakmaları gerektiği prensiplerini ortaya serer.

 İşte :"Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, her şeyden haberdardır"

 

Burada dört cümle ve dört ana mesaj vardır;

“Birincisi, İnsanların kaynağının bir olduğu, İkincisi, bir birlerini tanımak için kabile ve milletlere ayrıldığını ifade ediyor. Üçüncüsü, değer ölçüsünün takva, yani niyet ve davranış güzelliği. Dördüncüsü,  kötüler için tehdit ve iyiler için müjde olabilecek Allah biliyor, haberdardır, hesabınızı görecektir.” Ayette geçen (li tearefu= birbirinizle tanışasınız=birbirini tanımak için ) şöyle tarif ediliyor; “Ne birbirine düşmanlık yapılacak, nede birbirini inkar edilecek” anlamı veriliyor. (Mektubat 26.Mektub 3.Mebhas) 

Yani tamam, düşmanlık kötü ama güçlü kavım öncüleri ladini olup, diğer kavmi inkâr ederse, Müslüman nasıl düşünmeli? Biz bir karıncayı bile ezemeyiz ve dahilde şiddet kaos getirir de biliyoruz. Fakat fikir olarak doğruları söyleyip irşat (demokratik) vazifesini yapamaz mıyız? Nitekim Üstad Said Nursi “Ey Türk kardeş, bilhassa sen dikkat et” (26.Mektup 3.Mebhas) diye daha başta uyarmıştı.

 

Hâlbuki namazda her rekâtta, " İhdinas siratel mustekim=Bizi doğru yola ilet “ duasını yapıyoruz. Doğru davranışımızı, duruşumuzu her olayda gösterelim diye. Çünkü doğruluk hassasiyeti için HZ. Peygamber bile, beni Hud Suresi (içindeki, “Emr olunduğun gibi dos doğru ol.” ayeti) ihtiyarlattı demişti. Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.