M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

A+A-

Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn, Libya, Suriye ve gün doğmadan sırada olan ülkenin belireceği bir başka yer. Neymiş? Demokrasi, özgürlük, eşitlik, hayatı keşfetme, değişim, zenginlik. Artık ne ad buluyorlarsa tak diye yapıştırıyorlar. Bu arada mustazaf dünyada (Orta Doğu) yeniden zorun, zerin ve tezvirin, yani Firavun un, Karun un ve Haman ın, yani silahın paranın ve yalanın, pis, karanlık ve vampir çehresi belirmekte. Batılı kafirler tekrar batıl emelleri için ezilen Müslüman dünya evlatlarının kanının akıtılmasını mübah görmekteler. Yurtlarının ve evlerinin başlarına yıkılmasını kötü emelleri için gerekli görmekteler. Bu arada, silah tüccarları tekrar devrede. Siyoemperyalist ajanlar ve hafiyeler gizliden gizliye yeni ifsat planlarını tezgahlamaktalar. Yeni çatışma konseptleri tasarlamaktalar. Batının eskimiş ve pörsümüş sömürge valilerinden ve diktatörlerinden bunalan halklara şeytanımsı umutlar fısıldamaktalar. Medya organları tekrar şeytanın hırıltısına benzeyen sesleri ile, olanca güçleri ile, şer güçlerin propagandasını yapmaktalar. Tekrar şeytanın temsilcileri ve müteadid çehreleri orta doğu arenasında.(BM, AB, ABD, NATO, bunun yanında batının ön karakolu ve kuvvetli kolu olan model ülke ismi ile göreve atanan Türkiye, ayrıca İKÖ, Arap Birliği ve petrol şeyhleri.) İmam Humeyni nin deyimi ile ‘’Amerikancı İslam’’ konsepti. Tekrar eski film gösterime girmekte. İcat edilen yeni savaş malzemelerine pazarlar icat edilmekte. Üzerimizde denenip reklamları yapılmakta. Bu arada Arap aleminin Hoca Efendisi! olan şeyh Yusuf El Kardavi üzerinden dinsel spekülasyonlar gerçekleştirilmekte. Hatırlayanlar bilir; batılılar Körfez Savaşın da ve Afganistan a çıkarma yaptıklarında da, eğer duyduklarımız doğru ise bu hocadan kendi işlerini kolaylaştıracak fetvalar koparmışlardır. O gün yararlandıkları gibi, bu gün de onun fetvalarından bolca yararlanmak istiyorlar. Tersinden darbe yapan batı güdümlü Mısır ordusu ona takdis ettiriliyor. Günah keçisi ilan ettirilen Kaddafi ona onaylattırılarak öldürülmek isteniyor. Ve benzeri onatmalar. Neo nurculuğun bir varyantına dönüştürülmüş (İhvan ı Müslimin) üzerinden bolca ‘’ Ilımlı İslam ’’ denemeleri yapılmakta. Tersinden darbelerin iktidar koltuğunda kalıcılaşmasının başarısını onların mütedeyyinliğine, aklı başındalığına ve medeniliğine bağlanmakta. Öyle görünüyor ki yakın tarih tekrar tekerrür ediyor. ‘’Yeşil kuşak’’ ‘’ Amerikancı İslam ’’ a dönüştürülerek hedef tahtasına konulan, genelde İslam şeriatına hizmet eden güçler, özelde de rahmetli İmam Humeyni nin İran İslam Cumhuriyeti manifestosu olarak ilan ettiği ve de dünya siyasa gündemine soktuğu ‘’ Velayet i  Fakih ’’ doktrinine bağlı iktidar güçleri olan Devrim Muhafızları Ordusu (Besiç) ve İran ın elinde bulunan nükleer güçtür.

 

     Yakın tarihte SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) yi  güçlü ve sinsi imkanları ile, bolca maaşlı ve imtiyazlı ajanları ile karıştırıp ve çatıştırıp zayıflatarak rakip güç olmaktan indirip, güçler dengesinin zayıflatılmış denklemlerine oturtulan devletler topluluğuna dönüştüren hegemonik batı kafir güçleri, elbette ki müdahil İslam tehlikesini göz ardı edemeyerek türlü planlar, program ve senaryolar devreye koydu. 20 yıllık yakın dünya tarihi, özelde Orta Doğu ve Avrasya tarihi bu plan ve programlara sahne oldu. Sayacak olursak, İran Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Rusya nın dağılıp parçalanması, Afganistan daki sonu gelmeyen savaşlar, Rus Çeçen Savaşı, Bosna Hersek, 11 Eylül ve sonrasında gelişen, Afganistan nın tüm dünya kafirlerince ve işbirlikçilerince istilası, Irak ın milyon cana mal olan istimlakı, İsrail Filistin Savaşlar ı, İsrail Lübnan Savaşlar ı, Türk- Kürt, İran- Kürt, Kürt- Arap Savaşları. Bununla birlikte yapılan birçok tersinden post modern askeri darbeler, lacivert, mor, pembe, kırmızı ve portakal rengi devrimler. Psikolojik savaşın medya üzerinden yapılan propaganda bombardımanı, müminleri, müslümanları, mazlumları, mahrumları, mahkumları, mağdurları ve mahsurları susturmaya, uyutmaya, uyuşturmaya ve hayatın kötülüklerine alıştırmaya sevk eden, renkli, yaldızlı, jelatin kamuflajlı ama içi çürük sözler. (Demokrasi, insan hakları, evrensel hukuk, çoğulcu ve katılımcı siyaset, standartları yüksek hayat seviyesi, birey özgürlüğü, uluslararası toplum kararları, Amerika hukuku, Avrupa kriterleri, bilişim, bölüşüm, erişim, girişim, iş gücü, sekülerizm, liberal dünya görüşü, bilim çağı, internet, sanat, spor dünyası, ekolojik ve demokratik toplum modeli, çevrecilik, hayvan severlik, dindarlık, muhafazakar demokrasi, ılımlı İslam, hoşgörü, dinler diyaloğu, medeniyetler buluşması, gelişmiş ülkeler, terör, vs… )

 

     Egemen batılı kafirler, birçok hesap kitaplarının sonucunda şu karara vardılar ki; onu da şu şekilde tarif etmek mümkündür. Ne yapıp edip, müdahil İslam ın esas güç odaklarını zayıflatıp teslim almak ve tehlike potansiyelini yok etmek. Ancak onlara göre tarih bu şekilde son durağa erişecek, sınırsız özgürlük sağlanacak, dünya batının para tanrısına ram olacak, bütün dünya pazarları yek pare olarak batının tekeline geçecektir. Batılı kafirin batıla saplanan teorisyenleri (Fukayama vb) böyle bir ütopyanın rüyasında idiler. Ama yanılıyorlar. Elbette ki evren, hayat ve tarih onların anladığı gibi değil. Evren, hayat ve tarih hakkında onların ‘’ Yakin Bilgi ’’ yi içerecek herhangi bir bilgi kaynakları yoktur. Onlar öyle zannediyorlar,  ama hakikat  onların zannettikleri gibi değil. Tarihi sonlandırmaya ve insanlığın yönünü belirlemeye onların ne bilgisi, ne yetkisi, ne de güçleri yeter. Hele evrenin, hayatın, tarihin ve insanın yaratıcısı ve yöneticisi olan Kadir i Mutlak (Allah) tan gafil olan bir batılı için bu sadece bir sanıdır.

 

     Sözün kısası şudur:  Müdahil İslam ın bir çok güç odaklarının yanında İran İslam Devrim i ve o devrim in sağladığı şer’i yönetim, onun emrindeki ‘’ BESİÇ ’’ ve ellerindeki nükleer enerji imkanı batılı kafirin hedeflerinin önünde en büyük engellerden birini teşkil etmektedir. Lübnan Hizbullah ının, Hamas ın ve benzeri akımların da bu İslam rejiminden güç aldıklarını da iyi biliyorlar. Büyük Orta Doğu Projesi nin, bunlar tasfiye edilmeden vucuda geleceğine de inançları yok gibidir. Son yedi yıl boyunca İran la yaptıkları tüm müzakereler kendi hedeflerine zıt bir şekilde neticelendi. En son Türkiye de yapılan müzakere de neticesiz kalınca A planları bitti. Ve şu an B planı ile devreye girmiş bulunmaktalar.  Daha önce A planı boyunca mesailerini Türkiye ye harcadılar. 28 Şubat post modern darbesi, Türkiye nin, kıyaslandığında batı karşıtı, aynı zamanda İsrail devleti karşıtı, nispeten İslamcı olan Erbakan ın ekseninden, İslamcılık iddiası ispatlanamayan , batı ile uzlaşmaya karşı olmayan, İsrail devletine, görünürde ve yakın bir gelecekte herhangi bir tehlike arz etmeyen, Türkiyeci, Pantürkist, devletçi, Mehmetçiğe sevdalı, ay yıldızlı bayrağa aşina, misak ı milli hudutlarına ölesiye tutkun, İslam dünyası denilen bir dünyanın varlığına bile inanmadığını çekinmeden söyleyen, Türkiye Cumhuriyet i Milli Eğitim Bakanlığı müktesebatına ayarlı okullarının tüm dünyada çoğalmasına, yerleşmesine ve yaygınlaşmasına ön ayak olan, vb nitelikler taşıyan M. Fethullah Gülen in eksenine kaydırılması. 28 Şubat post modern darbesinden hemen sonra Abdullah Gül, R. Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç benzeri kişiler yenilikçiler ismi altında Fethullah Gülen eksenine kaydırılarak, onları seküler batı sermayesinin Türkiye deki taşeronları olan TÜSİAD vb. çevreler ile anlaştırarak Ak-Parti kurduruldu. Onlar artık İslamcılığı ve şeriat özlemini, eğer gizli acentelerinde var ise çoktan çıkarmışlardı. Fikir danışmanlarından olan Yalçın Akdoğan ve benzerlerince, onlar için ‘’muhafazakar  demokrasi ’’  nazariyesini geliştirmeye başladı. Bu güruh artık deniz aşırı ülkeye ( ABD ) açılıp oralarda icazet devşirdiler. Yahudi düşünce kuruluşlarından cesaret ödülünü aldılar. Bol kredi imkanları ile ülkelerine dönüp ezilen, cahil ve aç bırakılan halka nispi yardımlarla, bol vaatlerle onların omuzlarında Ak- Parti iktidara taşındı. Ak Partili yıllarda batılı kafirler yeni emperyalist  savaşlarında Türk Ordusunu bu iktidardan izin alarak yedeğine aldı. NATO ve benzeri kafir güçler İslam diyarlarını yıktıkça yıktı, yaktıkça yaktı, taş üstünde taş bırakmadı. Mal, can, nesil, akıl, din ve namus payimal oldu. Bu ülkeler yıkılırken, Türkiye nispi olarak semirtilerek istikrarlı, güvenli, müreffeh, özgür ve demokratik Müslüman ülke diye Müslüman halklara yutturulmaya başlandı. Davos ta (one minute), ardından Mavi Marmara sendromu, İHH gibi kuruluşların Türkiyeci yardım ve reklamları, diğer taraftan İran içindeki bölünme ve ihtilaflar, başka yerlerdeki Şii-Sünni kavgası ve en son söylediğim gibi B planı şu an devreye girmiş bulunmakta. Amerikancı İslam hortlatılıyor. İran daki (Velayet i Fakih) yönetimini bertaraf etmek için Türkiye örnekliğinde Sünni aynı zamanda batılılarla uzlaşmış bir blok oluşturulmak isteniyor. Büyük Orta Doğu Proje si Eş Başkanı olan, TC Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, bu B planı süresince oraya buraya koşup görevini fazlası ile yerine getiriyor. Nice ödüller , nice nişanlar ve nice şişirmelerle batılı kafirlerin emperyalist emellerine hizmet yaratacak bir Müslüman dünyanın liderliğine ve akıl hocalığına yükseltilmek isteniyor. Adeta bir fecr i kazib e gözümüz açılıyor. Ulu orta yerde tezvirat yapılıyor. ’’ Ata et, ite ot ‘’ veriliyor. ‘’ At izi, it izine karıştırılıyor.’’ El çabuklukları ile       ‘’ Hokus- Pokus ‘’ larla hipnoz ediliyoruz ve uyutuluyoruz. Sanki bu olup bitenleri hiç yaşamamışız gibi. Şunu çok iyi bilmek gerekir ki, batılı kafirlerin vucuda gelmekte olan bu son operosyanları diktatörleri devirmekten önce, Orta Doğu halklarını esaretten kurtarmaktan önce, aslında Orta Doğu da öncelikli olarak, müdahil İslam güçlerine ve İran a karşı Sünni bir blok oluşturup, Şii lerden de  dünyacı bir blok oluşturarak, İran daki  İslam rejimini zayıflatmak ve nükleer enerji gücünü elinden almaktır. Gerisi teferruattan ibarettir. Orta Doğu da ve dünyada İslam şeriatının inşası ve ikamesine çalışan güçlerin, bunu böyle bilip, stratejik ve taktik yöntemlerini buna göre geliştirmeleri gerekir.

                                   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.