Orhan MİROĞLU

Orhan MİROĞLU

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

A+A-

Suriye’yi arada bir babamdan dinlediğim ve anlattıklarından epey keyif aldığım zamanlar oluyor.

Babamın Suriye macerası çok eskilerden, ta 1949’lu yıllardan başlayıp bugünlere kadar süren bir macera..


İlk, 1949 yılında gittiğinde Kürtlerin Nâzım Hikmet’i Cegerxwîn’e misafir olmuş.

Aşiretlerin, beylerin ve ağaların Kürdistan’daki geçmişi ve tarihi üzerine uzun uzun sohbet ederlermiş. Babam dinleyici, Cegerxwîn anlatıcı olarak tabii.

Babamın amcası Halef Bey’in oğlu Davut Bey çok genç yaşta orada öldü ve bir köy mezarlığına gömüldü. Çok sayıda akrabamız hâlâ Suriye’deler. Bu akrabalarla ben şimdiye kadar görüşmedim ama babamı üç-beş yılda bir misafir ederler.

Son misafirliğinde tutuklanmaktan zor kurtuldu.

Onuruna verilen bir yemeğe Askerlik Şubesi Başkanı ve Müftü de davetliymiş.


Askerlik Şubesi Başkanı, Kürtlerin İstanbul’da şurada burada sık sık mitingler yaptığını, bu mitinglere bir anlam veremediğini anlatmış. Yemek faslı başlamadan önce, Türkiye’de Kürtlerin ne istediğini sormuş sonra da. Niçin rahat durmuyorsunuz gibi bir üslupla...


Babam da Kürtler’in rahat durmamalarının sebeplerini anlatmış, istekleri de bir güzel sıralamış ve Suriye’de olduğunu bir an için unutarak, Suriye’de yasak olan birçok şeyin Türkiye’de serbest olduğunu da ağzından kaçırıvermiş. Şube Başkanı bir anda nezaketi bir yana bırakarak, “Ahıttık fıssıcıl” –seni hapse atarım- diye öfke içinde bağırmış.


Evsahibi Suriye’de iyi tanınan Ali Beg’in oğlu olmasa babam Suriye’de faili meçhul olur muydu bilmiyorum, ama bu hikâye Suriye’de durumun vahametini az çok anlamaya yeter sanırım.

Mısır’daki halk ayaklanmasının bu ülkede bir hareketliliğe yol açacağı ve bu ülkedeki muhalefeti canlandıracağı bekleniyordu. Baas Partisi iktidarına açıkça muhalefet etmek mümkün değil. Ama yeraltına çekilen muhalefet güçleri, geçen cuma günü üç şehirde halktan sokaklara çıkmasını ve Esat yönetimine karşı direnmesini istedi..

Beklenen olmadı, muhalefetin bu çağrısı en azından şimdilik karşılıksız kaldı. Suriye’de cuma günü meydanlar boş ve sakindi.

Suriye’yi kırk yıldır Hafız Esat ailesi yönetiyor. 2000 yılında vefat eden Hafız Esat’ın muhalefeti susturmak ve etkisiz hale getirmek için başvurduğu yöntemler, iktidarda otuz yıl kalmasını sağladı. On yıldır Suriye’yi yöneten oğul Esat babasının siyasi mirasından ve iktidarını korumak için başvurduğu yöntemlerden fazlasıyla yararlandı. Muhalefete göz açtırmadı. Siyasi partilerin yasaklanması devam etti. Suriye’de bugün 13 Kürt partisi yasaklanmış durumda. Bu partiler siyasi çalışmalarını yasadışı yollarla sürdürüyorlar ve Suriye gizli servisi Muhaberat’ın ağır baskısı altındalar. Üyeleri öldürülüyor veya şüpheli bir biçimde ortadan kayboluyor.

Oğul Esat, zaman zaman reform vaadinde bulunsa da henüz bu vaatlerinin hiçbirini yerine getirmiş değil.

Siyasi muhalefeti sürdürmek için hemen hiçbir demokratik koşul bulunmuyor ve demokratik yollardan siyaset yapabilmek için güvenli bir ortam yok.

Siyasi muhaliflerin büyük bir kısmı, Suriye’de yaşayamaz hale geldiler.

Sayıları binlerle ifade edilen Suriyeli muhaliflerin çoğu, bugün yurtdışında yaşıyor.

Yurtdışına kaçacak kadar şanslı olmayan muhalefet liderleri ise, ya yok edildiler, ya da uzun yıllar cezaevlerinde tutuldular.


Kitlesel katliamlar dahil, muhalefetin sesini kesmek için, Baba Esat’ın başvurduğu yöntemlerle, oğlu Esat’ın yöntemleri arasında ciddi bir fark olduğu söylenemez..

Değişimin ve demokratikleşmenin kaçınılmaz hale geldiği bu ülkede, değişime öncülük edecek güçlü bir muhalefetin yokluğu, iktidarı rahatlatan bir faktör.

İktidara karşı sesi en çok çıkan toplum kesimi ise Kürtler. Nüfusları iki milyon civarında. Kürtlerin bir kısmı, bu ülkede “özel bir statüye” sahipler ve doğrusu bu statünün bir benzeri en son Güney Afrika’da uygulanıyordu. Beyazların kullandığı haklara siyahlar sahip değildi. Tıpkı bunun gibi, Suriye’nin asli vatandaşlarıyla yani “vatani” sayılanlarla, bu ülkede yaşayan Kürtlerin önemli bir kısmı – ki sayıları 350 bin civarındadır- aynı haklara sahip değil.

Köle statüsündeki Kürtler mal mülk sahibi olamıyorlar. Satın aldıkları evlerinin tapusunu güvendikleri bir Arap’ın ya da vatani sayılan bir Kürt’ün adına yapmak zorundalar.

Vatani sayılmayan bu Kürtler askerlik yapmıyorlar, seçme ve seçilme hakları yok.

Okullara kaydolup diploma alabiliyorlar, ama bu diplomalar pratikte hiçbir işe yaramıyor. Avukat ve doktor olamıyorlar.

Uygulama 1962’de başladı. Sınır boylarında yaşayan Kürtlerin kimlikleri ellerinden alındı ve sınır yörelerine Araplar getirildi. Kürtlerin taşıdığı kimlikler yeniden düzenlendi ve vatandaşlık hanesine “Turist” kelimesi yazıldı.

Bugün için, bütün Suriye’yi sarsacak güçlü bir halk hareketi kısa sürede beklenmiyor olsa da, Kürt muhalefetini daha uzun süre susturmak pek mümkün görünmüyor.

PKK’nin Suriye’de destek gördüğü dönemler geride kaldı. Bu destek, doğrusu Suriye’nin Kürt politikasını örtmeye hizmet etti. Hafız Esat ülkesinin yurttaşı olan Kürtlerin demokratik hak taleplerini, PKK’yi desteklemek yoluyla Türkiye’ye dönük talepler haline getirmeyi başardı. PKK’nin silahlı gücünü oluşturan gençlerin yüzde 25’e yakın bölümü Suriye Kürtlerinden oluşuyordu. Yürütülen propagandaya göre, Suriye’deki Kürt nüfusun asıl vatanı Türkiye Kürdistanı’ydı ve bu ülkedeki Kürt varlığının tarihsel bir geçmişi yoktu..

Bu fikirlere, tabii ki şimdilerde kimsenin aldırdığı ve inandığı yok.

PKK’nin Bekaa’yı boşalttığı ve liderinin Türkiye’ye teslim edildiği tarihten bu yana, Suriyeli Kürtlerin sesi daha fazla çıkmaya başladı. Bu sesi bastırmak ise o kadar kolay değil.

Ama Baasçılar yine de Kürt toplumunu hedef alan hak ve yaşam ihlallerine başvurmaktan çekinmiyorlar. Son beş yıl içinde Suriye ordusunda askerlik yapan Kürtlerin 46’sı şüpheli bir biçimde hayatını kaybetti. En son ocak ayında, Sözdar Fevzi Hamid’in intihar ettiği açıklandı. Yakınları ise bu iddiaya inanmıyorlar. Benzer şekilde yine bir Kürt olan Mıhamed Celal Mıhemed’in elektrik çarpması sonucu öldüğü iddiasına da kimse inanmadı.

Geçtiğimiz günlerde Efrinli ünlü Kürt dengbêj Bavê Saleh, şüpheli bir şekilde ortadan kayboldu. Saleh’ten birkaç haftadır haber alınamıyor. Dengbêj geleneğinin en önemli temsilcilerinden Bavê Saleh geçtiğimiz yıl belediyenin düzenlediği festival kapsamında, Nusaybin’e konuk olmuş ve burada bir konser vermişti..

Giderek güçlenecek olan Kürt muhalefetinin talepleri nasıl karşılanacak?

Geçmişte bu ülkede katliamlara uğrayan İhvan’ın Suriye kolu harekete geçer mi ve Suriye Mısır olur mu?

Sorulara tatminkâr cevaplar şimdilik yok belki, ama bu yine de gerçeği değiştirmiyor.

O gerçek de şu: Suriye Baası’nı, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı zor günler bekliyor.

Taraf

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.