Altan TAN

Altan TAN

Altan TAN
Yazarın Tüm Yazıları >

A+A-

Ali Bulaç`ın `Din Kent ve Cemaat` kitabında oldukça ilginç bir tespiti var.

`Tarikatlar, cemaatler ve örgütler tekçi ve itaate dayalı yapılarından dolayı entelektüel üretemezler,

Üretemedikleri için de lazım olduğunda entelektüelleri  kiralarlar tesbiti` 

Ne yazık ki yeterince yankı bulmadı.

Onlarca tarikat ve cemaatin içinde bulunduğu durum bu.

Bunca örgütlü yapıları ve olağanüstü güçlerine rağmen Gülen Cemaati ve PKK de aynı durumda.

Bırakınız dünyayı Türkiye çapında bile etkili ve karizmatik bir tek gazeteci, şair, romancı, sosyolog, filozof, siyasetçi... üretemediler.

Gazeteleri ve TV`leri Ali Bulaç`ın tabiri ile dışarıdan kiraladıkları ile dolu.

Bunca `eşrafı müteğallibe` örgüt ve cemaat bu işi beceremedi de fukara AK Parti mi becerecek.

AKP`de kestirmeden aynı yolu tuttu ve iktidara gelmek için de, iktidara geldikten sonra yükseklerde kalabilmek için de o da aynı yola başvurdu.

Yeni Şafak, Star ve Sabah gazetelerinden TV 24, Kanal 7, Samanyolu ve Mehtap televizyonuna kadar köşeler ve ekranlar bu entelektüellerle dolu.

İlk başta, `Alan memnun, veren memnun`

Ne sakıncası var bunun diyebilirsiniz.

Doğru, ancak keşke iş bu kadar basit olsa.

İşin birinci sakıncası dışarıdan yapıya monte ettiğiniz entellektüeller, bir müddet sonra bu örgütlü ve tek düze yapıların mensupları (özellikle de gençleri) üzerinde etkili olmaya başlıyorlar.

Dünya görüşleri ve yorumları benimsenmeye başlıyor, yapılar sarsılıyor.

Liderler bir müddet sonra bu durumdan rahatsız oluyorlar.

Buraya kadar bence olumsuz bir durum yok.

Ancak çoğu kez ana paradigmadan sapmalar da meydana geliyor.

Dünün `sıkı İslamcılarının` bir kısmının değiştik, dönüştük kılıfı altında yozlaşmaları ve bir kısmının da zihinsel kaymaya uğramaları bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

Bir diğer tehlikeli durum da bu statik cemaat ve örgütleri rehabilite etmeleri, ufuk açmaları beklenen entelektüellerin bir kısmının `kiracı` oldukları konakları fazla rahat bulmaları ve bir müddet sonra `şaftlarının` kayması.

Sahibinin sesi olan, rahata, konfor ve statüye alışanların inandıkları gibi değil, yaşadıkları gibi inanmaya başlamaları.

Neyse!

Gelelim Ahmet Altan`la Başbakan`ın cengine.

`Ahmet Altan yeni mi uyandı?`

`Haklı eleştirileri olsa da Başbakan`a karşı daha nazik olmalıydı`

`Bu liberaller içki ve ucube heykel meselesini çok abartıyorlar`

sözlerini bir yana bırakalım.

Birkaç yıldır dilim döndüğü, elimden geldiği kadar yazıp, çizip, söylüyorum;

Başbakan kendine çalışıyor!

Dindar Müslümanların sorunları,

Kürt meselesi,

Alevilerin talepleri,

Ermeni meselesi,

Bunların hepsini ÇÖZÜYORMUŞ gibi yapıyor;

ÇÖZMÜYOR.

Gerçek ve kalıcı bir ameliyata asla girmiyor.

Her seferinde de aynı mazereti ileri sürerek:

Gücümüz yetmiyor, yapmak istiyoruz ama izin vermiyorlar, bırakmıyorlar;

Hele bu referandum geçsin görün. 12 Eylül`den hesap sorulacak Kenan Evren yargılanacak, yeni bir anayasa yapılacak diyor;

Referandum geçiyor, kazık fren yapıyor,

Seçime 10 ay kaldı, sıkın dişinizi biraz daha;

Seçimi atlatalım sonra, diyor.

MHP`yi barajın altına indirme, BDP`yi ise grup kurma sayısının altına düşürme hedefine kitleniyor.

Tek, Tek, Tek, Tek ve biraz daha TEKLEŞEREK düm tek tek MHP`nin söylemine yaklaşıyor.

Süleyman Demirel`in 1965`lerdeki elinde bayrak ve Kur’an sağcı, milliyetçi biraz da Türk İslamcı ancak Kayseri, Maraş, Yozgat, Erzurum, Gümüşhane, Trabzon pazarlarında o da ancak  bir müddet daha müşteri bulabilecek bir söyleme kayıyor.

Başörtülülere, Kürtlere ve Alevileri BEKLEYİN diyor.

BEKLEYİN DEMEKLE DE KALMIYOR, KIZIYOR, AZARLIYOR.

Genel seçimlerden bir yıl sonra ise Cumhurbaşkanlığı seçimi var,

Ondan sonra ne var bilinmiyor!

Bu sefer de durakta bekleyenler KIZMAYA  başlıyor.

YÖK`ü kaldırmıyor,

Diyaneti fesh etmiyor,

Seçim barajı ve seçim kanununu değiştirmiyor,

Askeri harcamaları Sayıştay denetimine açmıyor.

Faili meçhulleri açığa çıkarmak için devlet arşivlerini ortaya dökmüyor...

ŞEMDİNLİ ve DOLMABAHÇE`den beri, parti kapatma süreci dahil her seferinde askerlerle uzlaşıyor, anlaşıyor;  yoluna devam ediyor.

BAZI AKLIEVVELLER DE BEKLEYİN KARDEŞİM, NE ACELENİZ VAR?

Seçime kadar MHP`yi bertaraf edecek milliyetçi söylemi kullanmak zorunda,

sözünü takılı plak gibi tekrarlıyor.

Bekleyen beklesin!

Nişanlı iken nikâha kadar başkalarıyla fingirdeşen ve `yoldan çıkan` bir kızın

Evlendikten sonra dört dörtlük namuslu eş olacağına inanıyorsanız ve bu durumu;

Ne yapalım kardeşim gereği buymuş ya Allah Ya sabır!
Diyerek ve gözlerinizi kapatarak içinize sindirebiliyorsanız mesele yok. 

Susmaya ve beklemeye devam edin!

Tükenen Kemalizmin yerine ortaya yeni bir toplum ve millet tasavvuru koymak ve medeniyetimizi yeniden inşa etmek yerine iktidar hırsı uğruna LAİKÇİ-ULUS devleti restore etmeye çalışanlara Allah basiret versin.

Özgün Duruş

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.