Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

A+A-

Kimlikleri ya doğuştan (cinsiyetimiz, kavmimiz, aşiret ve kabilemiz gibi) ya da sonradan ediniriz (siyasi tercihlerimiz, mesleki, sosyal rollerimiz vs.). Genelde insanlar gözünü bir din ve mezhep evreninde açarlar ve o evrenin dinini ve mezhebini devam ettirirler. Ama son tahlilde din ve mezhep edinilebilir. Din değiştirmek mümkündür. İslam bakış açısından din değiştirmek bir "hak" değilse de bir "özgürlük"tür. Mezhep değiştirmek ise hem hak hem özgürlüktür.

Modern ulus devlet, doğuştan ve sonradan edinilmiş kimlikleri yok sayıp veya bastırıp, kurucu unsur olarak her neyi seçmişse onu herkesi içine alacak şekilde ulusa teşmil ettirdi, resmî kimliği emretti; hukuk ve eğitim üzerinden birçok emredici ve taşıyıcı araçla herkesin resmî kimliği içselleştirmesi için uğraştı. Uyumlu yurttaş ve entegrasyonun ulus devletteki tercümesi asimilasyondur. Bugünkü Milli Eğitim sistemimizin ve Kültür Bakanlığı'nın faaliyetlerinin özüne bakın, kuruluş felsefesine uygun olarak hâlâ "iyi insan yetiştirme" gibi amaçları yok; sebeb-i hikmetleri resmî kimliği benimsemiş, ehlileştirilmiş, yasalar ve resmî ideolojiye uyumlu yurttaş yetiştirme amacına yöneliktir.

Bu, Avrupa'dan dünyaya yayılan bir projeydi. Gel gör ki, bu proje artık yürümüyor. Birkaç önemli gelişme söz konusu projeyi felsefi bütün varsayımlarıyla kökten sarsıyor. Benim bu köşede 8 Şubat tarihli "din hanesi" ve 4 Kasım 2010 tarihli "kimlikte haneler" başlıklı yazılarımda anlatmaya çalıştığım buydu. Hem artık klasik ulus devletin projesinin neden yürümediğini anlatıyor hem öneride bulunuyordum.

Referanslarımı, düşünme usulümü ve fikri-siyasi tercihlerimi gayet iyi bilen Ahmet İnsel, Radikal gazetesinde beni eleştiren bir yazı yazdı. Muhtemelen beni tartışmaya çekmek için ve elbette kasten benim "hakiki bir muhafazakâr" olduğumu söyleyip hem analizlerimin, hem önerilerimin 'muhafazakâr"ca olduğunu iddia etti. (14 Kasım 2010, Radikal İki.) Benim açımdan bu tanımlamada 'ağır tahrik' vardı, çünkü İnsel de bilir ki, İslam'la şereflenmeseydim, ahlaklı bir sosyalist olurdum, ama muhafazakâr olmayı aklımdan geçirmezdim.

Benim önerim şudur: Bir kimlikte dört hane olmalıdır: Din (İslam, Hıristiyan, Yahudi, ateist, agnostik vs.), mezhep (Sünni, Alevi, Şii/Katolik, Protestan, Ortodox vs.), etnisite (Türk, Kürt, Boşnak, Arnavut, Çerkez, Gürcü vs.) ve kültürel hane. İsteyen hanelerin dördünü veya birkaçını doldurabilir. Kim hangi kimliği önemsiyorsa onu yazdırsın. İstemeyen de boş bıraksın.

Demokrasi teorisi açısından devlet veya AİHM, kişileri diledikleri kimliği beyan etme hakkından mahrum edemez. Çocuklarla ilgili karar ebeveyne aittir. Çocuk 18 yaşına geldiğinde, anne-babasının kendisine verdiği kimliklerden birinden memnun değilse, -mahkeme kararı olmadan da-, nüfus dairesine müracaat etmek suretiyle değiştirebilmelidir. Herkes başkasının kimliğine ve tercihine karışmayacak, onu kamusal haklarından mahrum bırakmaya kalkışmayacaktır. Bilgi toplama teknolojisinin baş döndürücü hızla arttığı bir zamanda kimin ne olduğunu devlet, şahısların kendisinden daha iyi bilir, yedi ceddini bilgi toplama merkezlerinde stoklamıştır.

Kimlik hanelerinin herkesi kapsayacak şekilde boş bırakılması, klasik ulus devletin toplumsal, sivil ve kamusal hayatı bembeyaz bir sahifeye çevirip istediğini dikte etme kaygısından kaynaklanmaktadır. Ne var ki, yerel, bölgesel ve küresel gelişmeler ulus devleti bu tutumundan vazgeçirmeye zorluyor: Belli ki önümüzdeki dönemde ulus devlet varlığını devam ettirecek, ama egemenlik iddialarının önemli bir bölümünü, yerele, bölgesel ve küresel olanlara devredecektir. Bu çerçevede yerel/yöresel unsurlar, şehir kimliği, dinî ve mezhebî aidiyetler, etnisite sorunları ve küresel cemaatlerin kendilerini sivil ve kamusal olarak görünür kılmalarının önüne geçilemez. Allah'ın yarattığı tabiat rengârenk bahçe gibidir, bırakın toplumsal hayat da rengârenk olsun.

Polemik zannedilecek ama, bana sorarsanız, Batı'nın ulus devlet projesinde ısrar etmek muhafazakârlıktır, Ahmet İnsel de tamı tamına bunu yapıyor!
 
 
Zaman
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.