Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

A+A-

 

12 Eylül’deki referandumda nasıl bir tavır alınacağı konusu, herkesin zihnini bir şekilde meşgul ediyor olmalı. Umumun geleceğini yakından ilgilendiren bir konunun herkesin dikkatini kendine çekmesi doğaldır.
Referanduma ilişkin çok şey söylenip yazıldı ve bu süreç seçim zamanına kadar da devam edecek.  Evet, Hayır veya çekimserliğin gerekçeleri kamuoyunda ve vicdanlarda muhasebeye tabi tutulacaktır.
12 Eylül referandumu, eksiğiyle fazlasıyla bir ıslah hareketidir.  Öngörülen ıslahat,  bütün eksikliğine rağmen toplumun tümünün kaderini etkileyecek çapta bir öneme sahiptir. Bu konunun parti bazında değerlendirilmesi veya itikadi temelde mütalaa edilmesi yanlıştır.
Referandumla ilgili farklı bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Hangi dine veya ideolojik mektebe mensup olursa olsun,  toplumuna ve insanına karşı sorumluluk taşıyan herkes ya sözlü veya yazılı olarak ülkede bugüne kadar cereyan etmiş olan haksızlıkları dile getirmiş, eleştirmiş ve önlenmesini istemiştir. Haksızlıkları eleştiren ve hakların iadesini isteyen ve de özgürlük alanlarının genişletilmesini talep eden herkes bugün hangi makul ve inandırıcı gerekçelerle adı geçen konuların ıslahını amaçlayan değişime hayır diyecek? Haksızlığı, ayrımcılığı, zulmü eleştiren ve bu eleştirilerinde sonuna kadar haklı olan insanlar, sözü edilen olumsuzlukların izalesini öngören ıslahata hayır dediği zaman içine düştükleri çelişkiyi nasıl izah edecek? Hem haksızlığa karşı çıkacaksın hem de haksızlığın giderilmesine karşı çıkacaksın! Bu tezatın kabul edilebilmesi için inandırıcı gerekçelere ihtiyaç vardır ki, ben kendi payıma bugüne kadar konuya ilişkin muhalif yazı ve açıklamalarda mantıki ve akli bir ikna göremedim.
‘Ordu’ bir asra yakındır ayrımcı, haksız, dayatmacı, militarist politikalarla milleti ezip geçti ve ‘insan’ olan herkes bu zulme bir şekilde karşı çıktı. Islahat, askerin faili meçhul cinayetler işlemesini, milletin evlatlarını birbirine kırdırmasını, milletin iradesine ipotek koymasını engelleyecek süreci başlatacakken hangi gerekçeyle buna hayır denilecek? Evlatlarımızı öldürmeye devam edin mi diyelim? Kürtlerle Türkleri birbiriyle savaştırmaya devam edin mi diyelim? Türkiye’nin her yanında toplu infazlara devam edin mi diyelim? Asit kuyularına devam edin mi diyelim? Hepimizi fişlemeye, darbe yapmaya, hepimizi işkencehanelerde terbiye etmeye devam edin mi diyelim? Hepimize ait olan ülkemizi kahyalar gibi yönetmeye devam edin mi diyelim? Namaz kılan subayları sorgusuz sualsiz ve yargısız bir şekilde mağdur eden generallere siz bu işe devam edin mi diyelim? Hayır demenin veya çekimser kalmanın bundan daha somut bir neticesi var mı? Hayır çıkması durumunda, generaller ne diyecek? Eski hale daha güçlü bir şekilde devam demeyecek mi? Haksız da sayılmayacaklar bu kanaate ulaşmakta.
Adalet adına sesini yükselten bir yargıç görevinden alınıp tüm haklarından mahrum edilerek çalışmasına bile izin verilmeyerek mağdur edildiğinde hepimiz sesimizi yükselttik. Şimdi yargının yargısız infazlarına sınırlandırma getirilmeye çalışılınca hayır biz bunu istemiyoruz deyince ciddi bir açmaza düşülmüş olunmayacak mı?
Partilerin kapatılmasını eleştirirken DTP gibi ‘Siz bizi ve partileri kapatmaya devam edin’ mi diyelim?
Ordunun ve yargının keyfi ve istibdadi uygulamalarını eleştirenler, bu istibdadi tahdit edecek ıslahata hayır dediği veya çekimser kalarak destek verdiği zaman, bugüne kadarki eleştirilerinin ne anlamı kalacak? Hem istibdada hem de onun tahdidine karşı olmak, izahı güç bir çelişkidir.
Şi’a’da Ahbari ekol vardır. Bu ekol, masum imam olmadan adil bir siyasi iktidarın teşekkül edemeyeceğine, masum imamın varlığının da İmam Mehdi’nin zuhuruyla ancak mümkün olacağına, İmam Mehdi’nin zuhurunun da ancak yeryüzünü zulmün kaplamasıyla mümkün olacağına dolaysıyla adil iktidarın teşekkülü için zulmün artması gerektiğine, zulmün engellenmemsine ve hatta teşvikine inanır. Bu sebeple İslami hükümete de karşıdırlar. Çünkü İslami hükümet İmam Mehdi’nin zuhurunu geciktirmiş olacak.
Eğer Ahbariler gibi düşünenlerimiz varsa, doğal olarak zulmü tahdit eden ıslahata karşı çıkabilir ama böyle bir düşüncenin akıl ve Şeriat ile çeliştiği gün gibi açıktır. Zira İslam’ın hiçbir emri zulme karşı durmayı, zulme sessiz kalmayı veya zulmü tahdit edecek ıslahatlara karşı çıkmayı emretmiyor. Aksini emrediyor.
Sosyalist ideolojinin ve hareketlerin revaçta olduğu dönemde sosyalist hareketler de benzer bir siyaset izliyordu. Sosyalist devrimin olması için toplumsal hayatın cehenneme dönüşmesi gerekir ki, toplum mevcut rejimi yıksın ve yerine sosyalist rejimin gelmesini istesin. Toplumun ayaklanması ve devrim yapması için devrime giden her yol uygun ve gereklidir. Grev, lokal, kanlı eylemler ve her türlü kaos yaratmak devrimin stratejisindendi. Sosyalist bir devrimcinin her türlü ıslaha karşı çıkması onun inancının gereğiydi. Çünkü o ıslah değil devrimin peşindeydi ve devrim için de ıslah değil kaos gerekliydi.
Böyle düşünenlerin de referanduma karşı çıkmasının kendi açılarından bir izahı vardır.
‘Ben her durumda bu rejimin kökten ve toptan değişmesi gerektiğine inanıyorum. Islah hareketleri bu devrimi geciktireceğinden veya engelleyeceğinden ötürü her türlü ıslah hareketine karşıyım’ diyenler varsa, kendi açısından hayır diyebilir ama bu şekilde düşünenlerin hiçbir zulme karşı çıkmaması ve her türlü zulmü teşvik etmesi gerekir. Çünkü zulme karşı çıkmakla ıslaha karşı çıkmak bir arada olmaz. Zulme karşı çıkan, ıslahı desteklemek durumundadır ve ıslaha karşı çıkan da zulme doğrudan veya dolaylı destek vermek durumundadır. Aksi halde kendi kendisiyle çelişmiş olur.
Kökten ve toptan değişimin mümkün olmadığı veya bu yönde toplumsal bir talebin oluşmadığı koşullarda zulmü tahdit edecek ıslahat hareketlerine karşı çıkmanın İslami ölçüler açısından savunulması da problemlidir. Çünkü her türlü koşulda zulmü geriletecek ve sınırlandıracak her türlü ıslah hareketi karşı çıkılması değil, desteklenmesi gereken bir mevzu olarak görülmektedir.

12 Eylül’deki referanduma bir de bu açıdan bakılmasının ve değerlendirilmesinin yararlı olacağını umuyorum.

fitrat.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.