1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Başkanlıkta asıl tartışma seçim sonrasında
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Başkanlıkta asıl tartışma seçim sonrasında

A+A-

aljazeera GÖRÜŞ


Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) son yıllarda ilginç bir paradoksla karşımıza çıkıyor. Bir yandan ortada, 12 yıldır iktidarda olmasının, devlet cihazını önemli ölçüde kontrol etmesinin getirdiği “hegemon” bir görüntü ve durum var. Bu durumun özellikle Gezi olaylarından bu yana gerek söylemde gerek uygulamada gerek devlet ve kamu gücünü kullanmada öne çıktığına şüphe yok. Nitekim AK Parti’ye yönelik itirazlar ve muhalefetin ana kaynağını da bu “siyasi hegemonya” oluşturuyor.

Başkanlık sistemi seçimler sonrası gerek Türkiye’nin yapılanmasında gerek AK Parti içi ilişkilerde en belirleyici unsur olacaktır. Başkanlık meselesi hem Erdoğan’ın siyasi statü sorununa işaret etmekte, hem de yeni bir anayasanın hazırlanması durumunda Türkiye’nin bugüne kadar yapacağı en radikal kurumsal değişimi vadetmektedir.

Ali Bayramoğlu

Öte yandan AK Parti, geldiği ve temsil ettiği toplumsal katman ve değerler itibarıyla, kurucu cumhuriyet modelinin marjda tuttuğu bir blok olmanın mağduriyet dilini hiçbir zaman elinden bırakmıyor. Hegemonik davranışlarını da, otoriter eğilimlerden çok bir modelin değişmesi, iktidarın el değiştirmesi ve kendisine yönelik sistem dışı kumpaslara verilen siyasi ve kaçınılmaz yanıtlarla açıklıyor ve doğruluyor.

Ancak seçim dönemleri, kampanyaları, kimi siyasi metinlerin ya da bildirgelerin açıklanması gibi öyle anlar geliyor ki, bu paradoksun iki cephesi, bırakın aralarında bir geçiş oluşturmayı, adeta birbirine karşı siyaset yapan iki kanat hâline dönüşebiliyor.

Siyasi iktidarın açıkladığı 2015 seçim bildirgesindeki ana görüntü de budur. Bu seçim bildirgesi temel olarak, özgürlükçü ve demokratik bir devlet-toplum sözleşmesini önermektedir. Ancak bildirgenin pek çok tespiti ve düzeltmeyi hedeflediği sorunlar, son yıllarda AK Parti’yle özdeş hâle gelmiş ve ona mal edilen sorunlardır.

Somut durum açısından bakıldığında bu bildirgenin en kritik noktasının başkanlık sistemiyle ilgili olduğuna şüphe yoktur.

Başkanlık sistemi seçimler sonrası gerek Türkiye’nin yapılanmasında gerek AK Parti içi ilişkilerde en belirleyici unsur olacaktır. Başkanlık meselesi hem Erdoğan’ın siyasi statü sorununa işaret etmekte, hem de yeni bir anayasanın hazırlanması durumunda Türkiye’nin bugüne kadar yapacağı en radikal kurumsal değişimi vadetmektedir.

Bu konuda AK Parti içinde farklı fikirlerin olduğu bir süredir söylenegeliyor.

Erdoğan’ın arzu ettiği başbanlık sisteminin anayasa hukuk literatüründe “prezidansiyalizm” adı verilen çoğunlukçu, denetim mekanizmaları zayıf bir lider rejimi olduğuna dair pek çok şüphe ve ipucu bulunmakta. AK Parti’nin daha önce meclise sunduğu taslakta başkanın meclisi fesih yetkisi, yasamanın gücünü artıracak senato fikrinin dışlanması, mecliste tek parti çoğunluğu ile onun liderinin başkan olduğu sistemin üreteceği katlanmış güç bu tür ipuçları arasındadır.

Buna karşılık hükümet çevrelerindeki fikir iki farklı meşruiyet kaynağının olduğu daha dengeli bir başkanlık sistemi modelidir. Erdoğan ile hükümet arasında kısa dönemde yaşanan sorunlar, ortaya çıkan sürtüşmeler ve bunların sonuca bağlanma biçimi bu dengeli model fikrini daha da beslemiştir.

Nitekim cumhurbaşkanın yürüttüğü başkanlık rejimi kampanyası ile hükümetin yürüttüğü seçim kampanyası arasında önem vurgusu farklıları bulunmaktadır.

Şimdi ortada bir seçim bildirgesi var.

Soru şu: Bu farklılar giderildi mi?

Ya da şöyle soralım: Bildirgede nasıl bir başkanlık sistemine yer veriliyor? Bildirgede yer alan ile Tayyip Erdoğan'nın öngördüğü başkanlık sistemi ne kadar uyuşuyor?

Erdoğan’ın arzu ettiği başbanlık sisteminin çoğunlukçu, denetim mekanizmaları zayıf bir lider rejimi olduğuna dair pek çok şüphe ve ipucu bulunmakta. (...) Buna karşılık hükümet çevrelerindeki fikir iki farklı meşruiyet kaynağının olduğu daha dengeli bir başkanlık sistemi modelidir.

Ali Bayramoğlu

Bu soruya verilecek ilk hızlı yanıt şudur: Seçim bildirgesi, daha doğrusu Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kaleme aldığı üç sayfalık başkanlık rejimi bölümü bir açık sistem tanımı yapmıyor ve farklı hasassiyetler açısından bir ara yol bulmuş görünüyor.

Bildirgede sistemin mekanizmalarına ilişkin kısa bir paragraf bulunuyor. Bu paragrafta, başkanlık sistemlerinin en temel direği olan, iki farklı seçim ve meşruiyetin varlığından kaynaklanan (yasama ve yürütme arasındaki) güçlü kuvvetler ayrılığı fikrini vurgulamayan bir tanımla karşılışıyoruz. Metinde yer alan yasama ve yürütmenin müstakil çalışması ifadesi bu açıdan hem oldukça zayıf hem kuvvetler ayrılığının nasıl işleyeceğiyle ilgili bir fikir vermiyor. Dolayısıyla ortada Erdoğan'ın başbakanlık tahayyülünün önünü tıkamayan, en azından ona karşı çıkmayan bir formül var. Buna karşılık, yetkinin tek elde toplanmaması ve denetimi ilkesine, “demokratik denge ve kontrol mekanizmaları” ifadesiyle açık kapı bırakıldığını görüyoruz. Bu da özellikle denetim açısından farklı hassasiyetlerin devreye girmiş olduğunu gösteriyor.

AK Parti’nin 330 sayfalık bildirgesinde başkanlık sistemine ayrılan üç sayfalık bölüm aslında şu beş esas üzerine oturuyor:

1- Önce mevcut sistemin ürettiği sorunlar anlatılıyor. Bunlar, Erdoğan tarafından da sık dile getirilen iki başlılık, devlet ve siyaset alanı arasındaki kategorik ayrım ve bundan doğan “sistem blokajı” riski ile parlamenter sistemin temsili dokusundan doğan “istikarsızlık” riski olarak tarif ediliyor.

2- Gelinen ara noktanın, cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi ve bunun yarattığı meşruiyet artışının, bu artışla doğan cumhurbaşkanının yetkisizliği hâlinin AK Parti’yi de kuşatan bir şekilde sistem tarafından taşınmaz olduğu ve düzenlenmesi gereği anlatılıyor.

3- AK Parti’nin hedeflerinin, politikalarının, siyaset tarzının etkin ve dinamik bir yönetim gerektirdiği, bunun karşılığı olarak başkanlık sisteminin benimsendiği ilan ediliyor. Mevcut sistemin başbakana verdiği kuvvetli yetkilerin neden ve nasıl etkin yönetim ihtiyacını karşılamadığının izah edilmemesi, ister istemez Tayyip Erdoğan'ın mevcut siyasi statüsünün düzenlenmesiyle ilgili sorunu akla getiriyor.

4- Başkanlık sistemi mekanizması olarak, yukarıda altını çizdiğimiz gibi “yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü” bir sistem tanımı getiriliyor. Ancak bu tanımın AK Parti çevrelerinde güç temerküzüne karşıtlığı ima ettiği kadar, kasıtlı bir muğlaklığı içerdiğini de belirtmek gerekiyor. Zira bu mekanizmalar içi farklı biçimlerde doldurulabilecek bir çerçeve olarak ele alınıyor.

5- Metindeki en önemli husus ve yenilik, başkanlık sisteminin adem-i merkeziyetçi bir yapıya geçişi ve özelikle toplumsal farklılıkların siyasi temsiline açık kapı bırakılmasını da içermesidir. Zira böyle bir ihtimal Türkiye’nin idari yapısının elden geçirilmesi, yerel yönetimler bazında merkeze yönelik yeni ve güçlü bir denetim ve sınırlama mekanizmasının beraberinde gelmesini içerebilir.

Sonuç olarak bugün itibarıyla söylenmesi gereken şudur: Seçim bildirgesindeki başkanlık sistemi tanımı, hem Erdoğan’ın hem ondan farklı düşünen AK Parti çevrelerinin hassasiyetlerini kuşatacak ortalama ifadeler içermektedir. Bununla birlikte denge ve denetim mekanizmalarının kısa bir paragrafta yer bulması belli bir endişe taşıyan kesimlere ve AK Parti çevrelerine siyasi vurgu olarak görülebilir.

Asıl tartışma seçim sonrasına bırakılmıştır. Metin ortak paydayı sağlamıştır.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.