1. YAZARLAR

  2. Atasoy MÜFTÜOĞLU

  3. Başkalarının Bilincine Maruz Kalmak*
Atasoy MÜFTÜOĞLU

Atasoy MÜFTÜOĞLU

Atasoy MÜFTÜOĞLU
Yazarın Tüm Yazıları >

Başkalarının Bilincine Maruz Kalmak*

A+A-

 

Bütün dünyada, bütün toplumlarda “ben” ile “öteki” arasındaki yabacılaşmalar, çatışmalar, karşıtlıklar ve uçurumlar derinleşiyor.

Günümüz insanının, toplumlarının tercihlerine-eylemlerine-yönelişlerine idealler değil, dünyevi-maddi ilgileri, ya da çıkarları yön veriyor. Bütün toplumlar, İslam toplumları da, araçsal değerlerin etkisi altına giriyor. Araçsal değerlerin hakim olduğu bir dünyada ve toplumda İslami-ahlaki değerler-anlamlar köklerinden koparılıyor, içeriklerini kaybediyor. Ulus-devletler, İslam’ı, maalesef araçsal bir değer olarak kullanmaya devam ediyor. İslam’ın, gerçek anlamda somut ve bütüncül bir  otoritesi olsaydı, ya da gerçek anlamda ilmi-entelektüel-ahlaki-irfani otoritelere sahip olsaydık hiçbir irade İslam’ı pervasızca-hayasızca araçsallaştıramayacaktı.

Ulus-devletler, ulus-devlet iktidarları iktidar çıkar ve ayrıcalıkları için aziz İslam’ı araçsallaştırırken, bu araçlaştırmayı meşrulaştırabilmek için her durumda eğilip bükülebilen, koşullara uygun fakihler istihdam edebiliyor. İslam dünyası toplumları, sistematik bir şekilde politik popülizm ve dini popülizm uyuşturucuları almaya ısrarla devam ettikleri için,  çok ciddi bir bilinç körleşmesi yaşıyor. Kitlelere bu bilinç körleşmesi nedeniyle çok daha kolay vaziyet edebiliyor. Bilinç körleşmesinin normalleştiği bir toplumda, bu körleşme sebebiyle, ilgili toplum, gerçeği görme yeteneğine, gerçekle hesaplaşabilme iradesine hiçbir zaman sahip olamıyor. Kendilerini, gerçeklikten yoksun klişelerle ifade eden bireyler ya da toplumlar, eleştirel muhakemenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyor. Bu tür toplumlarda kolektif dilin, bilincin, düşüncenin, kültürün yeniden üretilmesi mümkün olmuyor. Kolektif bilincin tek yorumun dayatılması olarak anlaşılmaması gerekir.

İslam dünyası toplumları olarak, maruz kaldığımız bilinç körleşmesi nedeniyle, varoluşsal sorgulamalar yapmıyor, derin-yoğun-kapsamlı-eleştirel sorgulama sürecine girmiyoruz. Bu tür bir sürece girmediğimiz için de, içerisinde bulunduğumuz zamanı-tarihi ve gerçekleri görmezden gelmeye devam edebiliyoruz. Gerektiği zaman varoluşsal sorgulamalar yapamayan toplumlarda, iktidar ihtirasları ve siyasal kazançlar adına ahlaktan vazgeçilebiliyor. Toplumlarımızda, yozlaşma, bayağılaşma yönünde bir değişim yaşandığı için, siyasal kadrolar-iktidar kadroları imkansız tuhaflıklar ve entrikalar sergileyebiliyor. Maddi ilgiler ve ihtiraslar, içsel yoksulluklar pahasına sürdürülüyor. İslami ilkeler somut gerçeklik, geçerlilik ve etkililik alanından uzaklaşarak, soyut bir geçerlilik alanında varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bugün, her şeyden önce ahlaki bir devrime ihtiyacımız olduğunu kaydetmek gerekiyor.

Yazının devamı

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.