1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN

A+A-

O masmavi, tertemiz ve şeffaf göl, kurumakla yüz yüze geldi. Balıklarda bir tedirginlik, bir korku, bir şaşkınlık almış başını gidiyor. Balıklar can havli ile kıvrandıkça kıvranmaktalar. Ne yapacaklarını, nasıl bu beladan kurtulacaklarını bir türlü kestiremiyorlar. Ne yapsak, ne etsek deyip duruyorlar. Balıkçıl kuşuna gün doğmuş, böyle bir fırsat her zaman rast gelmez deyip, balıkların yanına uçar gider. Balıkların elebaşına seslenerek; ‘manzaranız içimi yakıyor. Bu susuzluk içinde ölüp gidecek misiniz? Hayır! Ben buna seyirci kalamam. Buna vicdanım el vermez. Benim kanatlarım, hangi gün için? Doğrudur, ben ve siz, kadim düşmanlarız birbirimize. Daha doğrusu ben size hep düşmanlık yaptım. Sizleri kalleşçe avlayıp yedim. Bana hiç güvenmediğinizin farkındayım. Ama bu durumunuz, başka muamele yapmamızı zorunlu kılıyor. Ne de olsa ben de sizin gibi göl hayvanıyım. Sizlerin göz önünde çamura gömülüp ölmenizi ahlakıma yakıştıramam. Bana güvenin, ben de sizi birkaç mesafe uzaklıkta bulunan masmavi ve şeffaf olan bir göle nakledeyim. Orda yaşar ve mutlu yaşamınıza tekrar kavuşmuş olursunuz.’

            Balıklar, balıkçıl kuşuna çokta inanmadılar. Çünkü daha önceleri hep ondan hile ve avlanmak gördüler. Ama ne çare; eğer balıkçıl kuşuna sığınmazlarsa, zaten çamura batıp ölmeleri artık an meselesi. Balıklar, gelecekleri için, zar atar gibi balıkçıl kuşuna sığındılar. Balıkçıl kuşu da, onları birer birer havalandırıp, yakındaki göle değil, yakındaki çalıya indirip, kalleşçe ve acımasızca yemeye koyuldu. Balıkların sonunu getirip, kemiklerini toprağa serpti.

          Her yazımda bir hikaye, bir masal, bir kıssa ya da bir fabl yazmak adetimdir. Modern zamanlarda insanlık perişandır. Vatanlar viranedir. Erkekler, kadınlar, çocuklar, büyükler, gençler, ihtiyarlar, aileler, mahalleler, köyler, ilçeler, iller, bölgeler, ülkeler, kabile, halk ve milletler arasındaki dengeler ürkütücü boyutlarda bozulmuştur.

           İmanın, dinin, ahlakın, adaletin, hukukun, iffetin, ilmin, irfanın, vicdanın, vefanın ve bütün yüksek meziyetlerin, adeta buharlaşıp göğe yükseldikleri bir uğursuz ve öldürücü zaman dilimini yaşamaktayız. Güvenli, sağlıklı, özgür ve istikrarlı bir yaşam adeta hayal oldu. Taş baltayla başlayan öldürücü silahlar, tarih seyri içinde geliştirilerek, modern zamanlarda artık nükleer bombalar, füze kalkanları, akıllı! Bombalar, misket bombaları, fosfor bombaları. Fantomlar, insansız savaş uçakları, kimyasal silahlar ve siber savaşa hizmet edecek her düzeyde öldürücü, yakıcı, yıkıcı araç-gereçlere vardırıldı.

           Bütün bunlar, insanlığın güvenliği ve mutluluğu için icad edilmedi. İnsanlar, savaşsız ve silahsız olsalardı, daha güvende ve mutlu olurlardı diye düşünüyorum. İnsan, insanın kurdu olmazdı. Bu modern çağda insanlık manzarası bir cehennem uçurumun kenarına gelmiş bulunmakta. Güçlüler, zayıflara eman vermiyor. Aynı göğün altında olanlar, aynı yeri paylaşamıyorlar. Sosyal darwinizm, adeta hayatın kökünü kemirmekte. Her tarafta asker, her tarafta silah ve her tarafta savaş üsleri. Dünya yüzeyi bir matem, bir vaveyla, bir yas. İnsan çığlıkları mazlumların, mahrumların, mağdurların ve mahkûmların derin iniltileri. Evet bugün kü dünyaya kutsal kitapların değimiyle ‘denizden çıkan canavar – leviathan’ (devlet) hükmediyor. Evet, Allah’ın hükmü ile hükmetmeyen devlet. Kafir, zalim ve fasık devlet. Batı merkezli devlet.

          Batı merkezli devletin ahtapotça özellikleri artık, AB, ABD, BM, NATO vb bileşkeler- kollar şeklinde temsil olunmakta. Bu insan hayatı için adeta öldürücü kanser işlevini üslenmiş bileşkeler, bütün bir insanlığa, hatta çevreye, tabiata, hayvana, ölümü, yıkımı pompalamakta. Demokrasi dedikleri aslında bir orman kanunundan daha aşağılarda seyreden bir formülasyon. Aslanın diş ve pençeleriyle, tilkinin sahtekârlık ve hileleriyle, aciz, masum koyunları ve ceylanları yediği, parçaladığı bir sistem. Demokrasi, antik Yunan dan bugüne hep böyle geldi. Demokrasi eşittir kurtlar sofrası.

         Şimdi biz dünya ezilenleri, horlananları, yalın ayaklıları, mahkûmları, bu kâfir, facir, bileşkelerin (AB, ABD, BM, NATO, DÜNYA BANKASI vb) hangi ilişkilerine vaatlerine, tekliflerine, önerilerine güveneceğiz. Allah ‘sız, Kitapsız, Peygambersiz ve Dinsiz ilişkilerin, vaatlerin ve tekliflerin dünyayı, orta doğuyu ve memleketimizi nasıl bir yıkımla karşı karşıya getirdiğini hala görmeyecek miyiz? Askeri ve silahlı bir yaşam altında yıkılıp gitmek, bizim kaderimiz midir? Başka bir dünya mümkün değimlidir? Hem Müslümanlar için, hem Kürtler için, hem de herkes için. Umarım dünya da, Ortadoğu da, Müslümanlar da, Kürtler de ve herkeste, her halk ve millette böyle bir kadere razı olmaz.

         Masaldaki balıkçıl kuşundan daha hain, daha kalleş ve fırsatçı olan, AB, ABD gibi canavar devletlerden medet ummaz, onların planlarına kanmaz, tuzaklarına düşmez. Onlara kanarak, onlara güvenerek, yem olacağına, derin bir tevekkül içinde Allah’tan geleceğe dair, iman ve umut besleyerek, onuru ile ölmek daha evladır. Mecburiyetler, zaruretler, imkânsızlık ve çaresizlik böyle kalleş ilişki dengesinde mazeret olamaz. İyisimi, balık kafalı olmayalım. Mümince inanalım, hayatın ve ölümün Rabbi Olan Allah’a. Allah diriden ölü, ölüden de diriyi yaratmaya kadirdir.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.