1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. 'Bas cezayı gitsin...'
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Radikal
Yazarın Tüm Yazıları >

'Bas cezayı gitsin...'

A+A-

Nihat Ömeroğlu'nun anlattıkları, yargıdaki vurdumduymazlık konusunda çarpıcı bir itiraf.

23 kişiydik. Ben sadece biriydim. Dosya üzerinden rutin işlem yaptık. Hrant Dink’i ulusalcıların tepkilerinden, medyadan biliyordum ama dosyadaki ismin Hrant Dink olduğunun farkına bile varmadım. Zaten isim Hrant bile değildi. Fırat Dink diye yazıyordu. Dosya üzerinden vicdani kanaatimize göre karar verdik.”

Bu sözler, Meclis tarafından, AK Partililerin oylarıyla Kamu Başdenetçiliği’ne seçilen Nihat Ömeroğlu’na ait.

Gazetemizin Ankara temsilcisi Deniz Zeyrek’e konuşan Ömeroğlu’nun sözleri, yargının nasıl bir ‘yargılama mantığı’ içinde hareket ettiğine ilişkin ilginç bir ‘özet’ olarak okunabilir.

Hrant Dink’in yazısını mahkûm eden dosya, o hayattayken Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu’na gitmişti. 23 yargıçtan birisi de “Dosyadaki ismin Hrant Dink olduğunun farkına bile varmadım” diyerek kendisini savunan Ömeroğlu’ydu.

Tabii, bu ‘farkına varamamak’lar genellikle ceza verilecek hallerin ‘sıkıntısıdır’. Bir kararı ağırlaştırmak amacıyla geri çevirirken yargıçlarımız her şeyin çok güzel farkına varırlar, varabilirler.

Yargıtay’ın düşünce özgürlüğüne ilişkin davalarla ilgili karnesi ortada. Yargıtay o dönemde ‘ulusalcı’ların egemenliği altındaydı. Yargıtay kendi içinde seçimini yapar, ideolojisine uygun ismi seçerdi. Nihat Bey de böyle seçilmiş olmalı.

Şurası açık: Hrant Dink mahkûmiyeti yargıdaki gerici birikimin bir ürünüydü. Mahkeme, dosyadaki delillere, bilirkişi raporlarına rağmen Hrant’ın yazısının ‘Türklüğe hakaret’ içermediğini bile bile TCK’nın ünlü 301. maddesinden cezayı verdi. Bu madde, her şeyden önce demokrat aydınları hedef haline getiren bir silahtı.

Yargıtay savcısı, Dink kararının bozulmasını istedi. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü konusunda kötü üne sahip Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararı onadı. Savcı yeniden itiraz edince dosya Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu’na gitti.

Nihat Bey farkına varmadan kararı imza ettiğini söylüyor ama farkına varması için Yargıtay Savcılığı tarafından karara sürekli olarak yapılan itirazı da görmemiş veya unutmuş bulunuyor olsa gerek. 6 meslektaşının karara karşı çıkan tutumunun da farkına varmıyor. ‘Farkına varmadan’ imzayı atıyor ve bunu ‘vicdanının sesine kulak vererek’ yapıyor.

Gönül isterdi ki...

Yargıçlar ve savcılar, TCK 301’i (Türklüğe hakaret) o günkü darbe ortamı ve ulusalcı çılgınlık döneminde büyük bir hevesle kullandılar. Aydınları Kerinçsiz’lerin önüne atmaktan büyük bir zevk alarak... İşin acı tarafı, 301. madde bugün de yürürlükte.

“Bas cezayı gitsin”, Türk yargısının düsturu gibidir. Hrant Dink de bu düsturun kurbanıdır.

Nihat Bey’in de 301. madde yargılamaları konusunda bir duyarlılığının olmadığı, ‘vicdani’ kararından ortaya çıkıyor...

Nihat Ömeroğlu’nun anlattıkları; yargıdaki vurdumduymazlık konusunda çarpıcı bir itiraf.

Gönül isterdi ki Türkiye’nin ombudsmanı, böylesine utandırıcı kararlara imza atan bir hâkimden değil, bu tür kararlara direnebilen, vicdanını demokrasi ve özgürlük için kullananlardan olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.