1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. ‘Barzani Türk Ordusu ile savaşacaktı..!’
‘Barzani Türk Ordusu ile savaşacaktı..!’

‘Barzani Türk Ordusu ile savaşacaktı..!’

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Irak büyükelçisi olarak görev yapan Zalmay Halilzad, siyasi reformların Kürdistan’ı bağımsızlığa hazırladığını söyledi.

A+A-

Neçirvan Barzani’ye “Başbakan” dediği için “Türkler’in hoşuna gitmediğini” söyleyen Zalmay Halilzad, “İlk defa Başkan Mesud Barzani ve Celal Talabani’yle karşılaştım. Bir süre birlikte kaldık. İkisi de oldukça karizmatik üst düzey liderlik vasıflarına sahiptiler” dedi.

Zalmay Halilzad, Türk askerinin Kürdistan’a girmesi halinde Mesud Barzani’nin savunmaya geçeceğini söyledi.

Kürtler’e yakınlığıyla bilinen Zalmay Halilzad, “Envo” adlı kitabını yaklaşık 2 ay önce piyasa sürmüştü. Deneyimli diplomat, kitabında Beyaz Saray’daki gizli toplantıları, Washington’un dış politikasını ile ABD’li yöneticilerin Ortadoğu ve Asya politikasını anlatıyor.

Zalmay Halilzad Washington’da Rûdaw’ın sorularını yanıtladı…

Birkaç yıldır siyasetten uzaksınız… Kitabı neden geç yayımlattınız?

 İçinde bulunduğum ya da bulunmadığım konular vardı. Araştırarak yazdığım bir kitap oldu. Olayları iyi araştırmam gerekiyordu. Bunun içinde zamana ihtiyacım vardı.

2002’de Londra’da düzenlenen Irak muhalif konferansı ve Erbil’in Pirmam ilçesinde yapılan toplantıya değinmek istiyorum. Kürt yöneticilerin Saddam Hüseyin’e karşı savaşmak için özel bir talepleri oldu mu?

Kürt yöneticileri Londra’da gördüğümde çok şaşırmıştım. İlk defa Başkan Mesud Barzani ve Celal Talabani’yle karşılaştım. Bir süre birlikte kaldık. İkisi de oldukça karizmatik, üst düzey liderlik vasıflarına sahiptiler.

Konferansta özellikle Saddam sonrası Irak’ta hazırlığın nasıl olacağına dair görüşüldü. Asıl sorun da Saddam sonrası Irak’tı. Kürtler’in kendilerine göre özel talepleri oldu. Kendilerini yönetmek için anayasada ve hükümette ileriki süreçte otonomi verilmesini istiyorlardı. Bunun için Federal Irak’tan söz edildi. İkinci ise; tartışılan bölgelerden Kerkük’ün akıbetiyle ilgiliydi.

Bu konuda da çok endişeliydiler. Sözü geçen konuların hepsinin hukuk nezdinde gözönüne alınması gerekiyordu. Bu da Kürtler’e otonomi verilmesiydi. Yoksa Kürtler Irak’ın bir parçası olmak istemiyordu.

Kitabınızda Tahran’ın şu andaki Dışişleri Bakanı Cevad Zarif başkanlığında İranlı yöneticilerle bir dizi gizli görüşme yaptığınız belirtiliyor. Tahran, Saddam’la savaşta koalisyona yardım etti mi?

Toplantılar yararlı oldu. Gelecekteki Irak’ın ne İran’a ne de diğer komşu ülkelere karşı düşman olmayacağını söyledik. Bir de Irak hakkında bildiklerini ve Saddam’ın savaşta neler yapabileceğini sorduk.

Saddam sonrası kurulacak hükümetin nasıl olacağına dair planımızı aktardık. İran’la yapılan görüşme ilginç görülebilir. Ancak Irak’ın diğer komşu ülkeleriyle de bu konuları görüştük.

Tahran, Irak’ın geleceğinde Kürtler için ne düşünüyordu?

 Tahran’ın da diğer komşu ülkeleri gibi ABD’nin müdahalesinden sonra Irak’ın parçalanmasından ve bağımsız Kürdistan’ın kurulmasından endişeleri vardı. Bu konuşmaları Türkler’den ve İranlılar’dan duyduk.

Pirmam’da Başkan Barzani’yle görüşmemizde Kürtler’in, koalisyon güçleriyle Türkiye’nin de Irak’a gelmesinden endişe ettiğini, bir de uyuşmazlıklar arasında da başka uyuşmazlıkların olduğunu farkettim. Yani Türkiye’nin ABD güçleriyle Irak’a girmesi halinde de Kürtler’i savunmamız gerekiyordu.

Kitabınızda da sözettiğiniz gibi Barzani, Türkiye’ye karşı savunmaya hazırlanmıştı… Barzani’nin böyle bir girişimde bulunmasının nedeni neydi?

Bu duruş o zamanki duruştu. Türkiye’nin, Kürtler’in Irak’ta bağımsız olmasına yönelik endişeleri vardı. Türkiye’ye gidecek göçmenler arasından PKK’lilerin de sızmalarından da endişeliydi. Unutmayalım ki o günden bugüne çok şey değişti.

Örneğin; Türkiye, Kürtler ve Amerika arasında yapılan toplantıların birinde Sayın Neçirvan Barzani KDP’yi temsilen bulunuyordu. Bir şey söylemek istediğinde, toplantı başkanı olarak “Buyurun Sayın Başbakan” derdim. Bu hitabım dahi, Türkler’in tepki duymasına neden oluyordu.

Çünkü o dönemlerde çok dostane ilişkilere sahip değillerdi.

O dönemde Başkan Barzani’den görüşmelerimizde çok faydalandım. Endişe ettikleri konuları tamamiyle anlamam gerekiyordu. Görüşmelerimden sonra da bir süre Türkiye’de kaldım. Irak’a müdahale etmeye karar verdiğimizde, Türkiye’yi Irak’a grime konusunda soğutmamız gerekiyordu. Allah’a şükürler olsun ki Türkiye, Kürdistan ve Irak’ın diğer bölgelerine girmedi.

Kitabınızda açık bir şekilde belirttiğiniz gibi, Baas’ın dağılma sürecine ve Irak Ordusu’nun silahlandırılmasına karşıydınız. Sizce neden Başkan Bush düşüncesini değiştirerek Paul Bremer’i Irak’a gönderdi…

Irak’ın geleceğine yönelik temel değişimin etkilerinden biri bu karar oldu. Iraklılar ve Kürtler’le birlikte Saddam sonra hazırlık yapılması için çalışıyordum. Irak’ın kurtarılmasından sonra da, Irak’ı işgal etmemek için geçici bir yönetim kurulmasından yanaydım. Amerika olarak amacımız Irak’ın kurtarılması ve daha sonra da Iraklılar’a teslim etmekti.Bu yönden de ilerleme sağlandı.

Fakat Sayın Bremer “işgalci bir yönetimin temsilcisi” olarak adlandırıldı. Böylelikle kurtarma işgale dönüşmüş oldu. Saldırıdan önce Irak Ordusu’nda Saddam yanlıları, istihbarat ve benzeri kişileri uzaklaştırıp reform yaparak, bir nevi ordunun asayişi de sağlanmalıydı. Bu da geçici hükümetle yapılacaktı. Sayın Bremer ise orduyu dağıttı.

Bununla beraber Iraklı yöneticilere Irak’ın Geçici Koalisyon Yönetimi'nin başkanı, yönetimdekilerin ise onun danışmanı olduğunu söyledi. 

Bunun dışında Baas’ın çökertilmesine yönelik derin bir plan vardı. Bremer bunu hukuki bir yönetime değil de, bir ölçüye kadar siyasi bir komiteye verdi. Bence bu da yanlış bir karardı.

Sizce bu karar sadece Bremer’in mi kararıydı?

Başkan Bush, orduyu dağıtma yetkisini daha önce Bremer’e vermişti.

Kitabınızın önsözünde, Bush ve Talabani arasında geçen konuşmadan sonra, Bağdat’a gittiğinize değiniyorsunuz…

 Başkan Bush, Talabani’yle yaptığı telefon görüşmesinde, “Sayın Başkan sizin için ne yapabilirim?” diye soruyor. Talabani’de “Zalmay’ı bize gönderin” diyor. Dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice beni arayarak, “Bir sonraki gün Irak’a gitmelisin” dedi. Apar topar Bağdat’a giderek, belgelerimi Cumhurbaşkanı Talabani’ye teslim ettim.

2014’te New York Tames’ta sizing de demecinizin bulunduğu bir haberde Nuri Maliki’nin başbakan olmasını önerdiğiniz belirtilmişti…

 Hayır, bu doğru değil. 2005’ten sonra yeni anayasa yapılmış ve parlamenter sisteme gidilmişti. Irak Parlamentosu’nda sandalye sayısında çoğunluk Şiiler’in elindeydi. Onlar da başbakanlık görevi için kendi adayları İbrahim El Caferi’yi önermişti. Caferi’nin Kürtler ve Sünniler’den oy alması zordu. Ayrıca bazı Şiiler de Caferi’yi istemiyordı.

Washington da istemiyordu…

 Bazı Amerikalılar kabul etmedi. Uzun tartışmaların sonunda, Maliki’yi aday gösterdiler. Maliki de parlamentodaki diğer grupları ikna etti.

Kürtler’in çoğu 2003’ten sonra Irak’tan ayrılmalarının kendileri için daha iyi olacağına inanıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

 Kürt yöneticileri bölgenin ve dünyanın içinde bulunduğu şartlarda, otonomi alarak kendi kararlarını vermek istiyorlardı. Kanımca bu doğru bir karardı. Irak’ın federal ve demokratik olması için çalıştılar.

Bilindiği gibi Mesud Barzani bu yılın sonuna doğru referanduma gitmeye hazırlanıyor. Sizce referandum için doğru zaman mı?

 Çok açık ki, Kürtler’in ve Kürdistan Bölgesi’nin referanduma gitmeye hakkı var. Fakat soru şu: Referandumla amaç nedir? Ve referandumdan sonra ne olacak? Başkan ve Kürtler’in bu iki önemli soruya cevap vermesi gerekiyor.

Kürtler bağımsızlık ilan ederse Washington destekler mi?

Washington için önemli olan bağımsızlığın nasıl oluşacağıdır. Eğer bağımsızlık Bağdat’la barış içinde yapılırsa, bunun Kürtler’in ABD politikasında da olumlu etkisi olacaktır. Aynı zamanda Kürdistan’da reform yapılarak, ekonominin gelişmesinin bağımsızlığa olumlu etkisi olacağı gibi.

Bir dostları olarak Kürt halkına ve yönetimine bir mesajınız var mı?

 Kürtler çok iyiler. Çok zor şartlardan geçtiler. Tarih de onlara yardım etmedi. Birçok ülkenin arasında paylaşıldı. Çok olmalarına rağmen ülkeleri yok. Çok acı çektiler. Irak’taki Kürt bölgelerinde demokratik, gelişmiş, ve özgür yeni bir Kürdistan kurmaya giriştiler.

Kürdistan’da yaşanan siyasi ve mali sorunlara üzülüyorum. Bazı kurumlarda yapılması gereken reform çalışmaları gereken hızda ilerlemiyor.Ancak stratejik olarak özgür, gelişmiş bir siyaset ve ekonomiye sahip olmasını umuyoruz. Kürt ve Amerikan halkları ile Kürdistan ve ABD arasında dostane ilişkilerin daha sıkılaşmasını istedi.

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum