1. YAZARLAR

  2. Bayram ZİLAN

  3. Barışan Türkiye'nin Savaşan Medyası
Bayram ZİLAN

Bayram ZİLAN

Milat Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Barışan Türkiye'nin Savaşan Medyası

A+A-

 

     Gazeteciliğin öncülerinden Joseph Pulitzer, “Önlerine sözün özünü koyun ki okusunlar, anlaşılır biçimde koyun ki takdir etsinler, canlı biçimde koyun ki hatırlayabilsinler ve hepsinden önemlisi doğru olarak koyun ki ışığını takip etsinler”  der.

     Uzun süren savaşların, toplumun psikolojik ve sosyal dokusunu tahrif etmesi kaçınılmazdır.

     Savaşın baş göstermesiyle birlikte Türkiye’de yaşam biçimleri, tutumlar ve alışkanlıklar sarsıldı. Savaş uzadıkça, hayatı yeniden şekillendirdi, kendi şartlarını, normallerini, statükosunu ve endüstrisini yarattı. Savaşın kirli rantına talip olan siyasetçi, akademisyen ve spekülatörler türedi.

     Gündemini savaşın dengeleri üzerinden belirleyen bir medya üredi. Haberler, egemen zihniyetin belirlediği sınırlar çerçevesinde, bir ‘savaşçı titizliği’nde servis edildi.

     ‘Üç-beş çapulcu’ ‘azim ve kararlılıkla mücadele’ ‘son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar’ ‘leş-ler’ ‘hain-ler’ ‘terörist avı’ ‘bıçak kemiğe dayandı’ ‘inlerine bomba yağdı’ gibi söylemler, toplumun hafızasına, kolay silinemeyecek türden söylemler olarak kazındı.

     Genel olarak savaş koşullarının, söylemleri standartlaştıran ve dili ketumlaştıran bir tarafının olduğunu söylemek mümkün. Ancak bu koşulların özel olarak Türkiye’de Kemalist paradigmanın devamı için araçsallaştırıldığını da belirtmek gerekir. ‘Ana Akım/Merkez’ şeklinde tarifi yapılan medya, tam da bu işleve tekabül eder.

     Geç kalmış barış, -az da olsa- kaçırılmış fırsatlar, endişe ve korkular, önyargılar, psikolojik bariyerler… Bütün bunlar söz konusu medya marifetiyle bu ülkenin omuzlarına yüklenen, toplumun ruh dünyasını kamburlaştıran ağır yüklerdir.

     Kan ve gözyaşının düştüğü topraklara ancak 30 yıl sonra düşebilen barış,  toplumun büyük çoğunluğunda ihtiyat ve ihtimam yaratmasına karşın, Kemalizm mümessillerinde panik, onun şürekâsı medyada şaşkınlık yaratmış durumda.

     Görüşmeler başladığından beri hiçbir gencin ölmemesi bile -suni- kaygıları olan kesimi ikna etmeye yetmemiş görünüyor. ‘Malum medya’nın yıllarca yaptığı sistematik propaganda, bu kesim üzerinde bir karabasan gibi duruyor. Ne var ki medyanın fendi, artık ‘barış iradesi’ni yenemiyor.

     Kürt coğrafyasının gerçeklerine yıllarca uygulanan ambargonun kalkacağına dair ilk işaretler, Newroz’da haber kanallarının ardı ardına canlı yayına geçmesiyle belirdi.

     Vesayetin, kamusal ayrıcalığın ve statükonun açıkça savunulamadığı bir iklimde, Ertuğrul Özkök ve türevlerinin marjinalleşmesi kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımızda duruyor. Silahların gömülmesinin ardından oluşacak demokratik iklimde ‘tahrik medyası’nın yaşayabilmesi olanaksız gözüküyor.

     Kaderin cilvesi olsa gerek,

     Devlet, yıllarca ‘sıfırdan bir toplum’ inşa etmeye çalıştı. Medya, bu toplumsal mühendisliğe katalizör olabilmek için elinden geleni yaptı.

     Şimdi toplum, ‘sıfırdan bir devlet’ inşa etmeye çalışıyor.

     Söyler misiniz, harcında erdemli ve vicdanlı insanların alın teri olan bu inşaatı durdurmaya hangi medyanın gücü yetebilir?

     JÖN KÜRTLER

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.