1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. "BARIŞA FIRSAT VERELİM"
"BARIŞA FIRSAT VERELİM"

"BARIŞA FIRSAT VERELİM"

A+A-

 MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi Başkanı Seher Akçınar Bayar, Şube binasında yöneticilerle biraraya gelerek "1 Eylül Dünya Barış Günü" dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.

 

İşte basın açıklamasının tam metni:

 

ÖLÜMÜ YAŞAMDAN KUTSAL SAYMAK BARIŞ GETİRMEZ


1 Eylül Dünya barış günü vesilesi ile vurgulanması gereken en temel şey düşünce özgürlüğüdür. Zira barışı sağlamanın ilk yolu düşünce özgürlüğünden geçer. Buna herkesin ve devletin saygı duyması zorunludur. Yasaklarla, kozmik cezalarla sergilenmeleri önlenen düşünce bir bilinç küresine hapsedilip, ağızlar kapatılır, kalemler kırılırsa, "kenetlenmiş dişlerle özgürlük türküleri söylenemez" (Alfonso Reyes).


İnsanlara özgürlüklerini verip onları farklılıklarıyla kabul ettiğimizde ‘çatışma çıkar, barış bozulur’ diye haykıranlar aslında demek istiyorlar ki, hak ve özgürlükler verildiğinde biz çatışma çıkarırız; hem de ‘özgürlük korkumuz’ dan ne yaptığımızı bilemeyip, ‘acımasız’ bile davranabiliriz... Toplumun çoğunluğuna karşı böyle bir tehdidi savurmaya cüret eden zihniyet özgürlük, hoşgörü, barış ve adalet gibi evrensel değerlerin ‘bize özgü’ şartlara kurban edilmesine göz yumanlardır. Barışı değil kaosu, güvercinleri değil silahı tercih edenlerdir.


ÖZGÜRLÜK İSTEMEK SUÇ SAYILIYOR


Öte yandan, hukuk sistemimize ve temel haklar rejimimize ‘özgürlük’ pek nüfuz edememiştir. Hatta tersine, Anayasa’dan başlayarak kanunlarımıza neredeyse ‘suçluluk karinesi’ hâkimdir. Onun içindir ki, Türkiye’de her özgürlük kullanımına potansiyel bir suç gözüyle bakılmaktadır. Türkiye’nin hâlihazırdaki en büyük özgürlük sorunu işte budur.


Farklılığı yok etmeyi kendi varlığının devamı için zorunluluk olarak gören zihniyet Hrant Dink’i öldüren zihniyettir. Sahici bir ‘bir arada yaşama’ arayışının, her şeyden önce, bir arada yaşamanın ‘benzeşmek’  ve ‘birini diğerinden daha değerli görmek’ demek olmadığını idrak ederek işe başlayıp insan haklarını, hukuk devletini, demokrasiyi, çoğulculuğu, kültürel çeşitliliği iç ve dış barışı savunarak bu zihniyeti yok etmek gerekir.


Şemdinli davası eski Başsavcısı Ferhat Sarıkaya’yı görevden alan zihniyet, şunu iyi anlamalıdır ki topluma deli gömleği giydiremeyeceklerdir. Hukuk ve adaleti ise yalnızca egemenlerin, mülk sahiplerinin çıkarına işleyen bir yapı haline getirmeye çalışılmaktan bir an evvel vazgeçilmelidirler.


HİÇBİR SINIR YAŞAM HAKKINDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİLDİR


ABD’nin Irak’ta yaşattığı ikinci Vietnam, Guantanamo’daki insanlık dışı muameleler, Çeçenistan’da, Filistin’de, Güney Osetya’da ve Güneydoğu’da yaşananlar bize göstermektedir ki hiçbir sınır yaşam hakkından daha değerli değildir. Adı savaş olan şey “ötekileştirilmiş olanı yok etmektir.” Oysa Kürtlerin ve tüm ötekileştirilip dışlananların kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmedikleri sürece özgürlük ve barışı elde edemeyiz. Barış Dağlıca’da teslim olan askerlere “keşke ölselerdi” deyip ölümü yaşamdan daha kutsal ve daha değerli gören bir zihniyetle sağlanmaz.


BARIŞA FIRSAT VERELİM


Biz MAZLUMDER olarak şunu söylüyoruz:

 

-Anayasa’nın 301., 318., 277. ve 288. maddeleri olan düşünceyi suç olmaktan çıkarmak için değiştirilmesi gereken maddeler değiştirilmeli, faili meçhul cinayetler ve suikastlar aydınlatılmalı, işkence ortadan kaldırılmalı ve cezaevi koşullarında iyileştirmeler yapılmalıdır.


—Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) özgür eğitimin önündeki engel olmaktan çıkartılmalı, üniversitelerde başörtüsü yasağı kaldırılmalı, Alevilerin ve diğer dinsel yapıların talepleri göz önünde bulundurulmalıdır.

 

—Darbe yıllarının izlerini taşıyan anayasa yerini daha sivil ve daha özgürlükçü bir sivil anayasaya bırakmalı, yargı her kesim için güven mekanizması oluşturmalı ve siyasallaşmaktan kurtulmalıdır. Önerdikleri çözümler nedeniyle siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak, azınlıkların haklarını güvence altına alacak; kültürel tekelciliği dışlayan, özgür, özerk, eşit bireylerden oluşan, hukukun egemenliğinin hakim olduğu bir sivil anayasa oluşturulmadır. 


—Kürt sorununu terör sorunu olarak adlandırmaktan vazgeçerek onun çözümünü kolaylaştıracak adımlar atılmalı, sınır ötesi operasyonlar ve binlerce insanın yaşam hakkını yitirdiği bölgedeki çatışma ortamı karşılıklı olarak acilen durdurulmalı, kamusal alanda ve okullarda Kürtçe’nin serbestçe kullanılabilmesi, kültürel araştırmaların yapılabilmesi için yasal ve hukuksal düzenlemeler yapılmalı, Kürtlerin siyasal alanın aktif özneleri olabilmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.


 —Ordu siyasal ve toplumsal alana müdahale edip gece yarısı muhtıraları yayınlamaktan vazgeçmeli.  Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Musa Anter, Hrant Dink cinayeti ve Koşuyolu Parkı’ndaki patlama gibi tarihin tozlu raflarında askıya alınan toplumsal barışı, özgürce birlikte barış içinde yaşama iradesini zedeleyen Ergenekon çetesinin sonuna kadar gidilmelidir. Ve yeni Ergenekonların oluşmaması için devlet içinde şeffaflaşmalar bir an evvel sağlanmalıdır.


Barışa fırsat verelim. Barışın kazanması hepimizin kazanması anlamına geliyor.

 

(gaphaber)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.