1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Balyoz'da zan altı: Yargı ve asker arasında…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Balyoz'da zan altı: Yargı ve asker arasında…

A+A-

 

Türkiye'de yaşananlar açısından iki husus birbirinden ayrılamayacak kadar önemli.
 
Bunlardan ilki değişim sürecidir, değişim dinamikleri ve değişimin istikametidir.
 
Siyasi ve idari yapının askeri vesayetten arındırılması, temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi değişim sürecine işaret eder. Siyasi irade, toplumsal iç dinamikler, sivil değerlerin galebe çaldığı bir siyasi kültür yapılanması, yeni bir adli refleks ise bu değişimin dinamiklerini ifade eder.
 
İki gün önce gerekçesi yayınlanan Balyoz davası bu çerçevede önemli bir örnektir.
 
Bu dava, yargılanan askerlerin niteliği ve niceliğiyle bu sürecin en önemli davalarından, hatta taşıyıcılarından birisidir. Askere sınır koyan, eski askeri zihniyeti suç alanı içine iten, yargının askeri gayri meşru eylem üzerindeki denetimini ve yaptırımını ifade eden bir davadır.
 
Madalyonun bir yüzü böyle...
 
Ancak aynı değişim süreci yol boyunca türlü iktidar kavgalarına, yargının yeniden siyasallaşmasına, alan kontrol çabalarına, hukuk ihlallerine tanık olmuştur.
 
Bu da madalyonun öte yüzüdür.
 
Nitekim Balyoz seminerine katılmayan, sahih olup olmadığı belli olmayan görevlendirme belgelerinde isimleri kendi iradeleri dışında yer alan pek çok isim ceza almıştır. Bu belgelerle ilgili araştırma ve soruşturmaların eksik kaldığına dair kuvvetli bir kanı olarak kamuoyuna yerleşmiştir.
 
Balyoz davası madalyonun bu yüzü açısından da önemli bir örnektir, en azından en önemli ihlal, eksiklik, siyasallaşma iddialarını ve tartışmalarını barındıran davadır.
 
Madalyonun bu yüzüyle diğer yüzü, birbirini dışlayacak şekilde çelişkili görünse de, sanırız gerçek bu çelişkinin kendisidir. Her yüzünün diğer yüzü devre dışı bırakmadan varlığını sürdürmesidir.
 
Balyoz davasının gerekçeli kararı bu açıdan özellikle önem kazanan bir karardı. Hakimlerin bu iddialara verecekleri yanıtları içererek, en azından söz konusu çelişkiyi azaltmasını beklediğimiz bir karardı.
 
Gelin görün ki kararın açıklanmasıyla beklenenin tam tersi oldu.
 
Balyoz davasının en tartışmalı, en çok itiraz edilen, sahte olduğu söylenen dijital delilleriyle ilgili mahkeme gerekçeli kararında şunları söylüyordu:
 
'Gölcük Donanma Komutanlığı ve Eskişehir'de sanık Hakan Büyük'te ele geçirilen dijitallerde bulunan taranmış belgelerin asıllarının ilgili birliklerde mevcut olduğu, Genelkurmay Başkanlığı'nca mahkememize bildirilmiştir.' 
 
Deliller sahte değil, asılları var, bunu bize askeri karargah söyledi diyordu, mahkeme heyeti...
 
Ve dün Genelkurmay Başkanlığı bunun doğru olmadığı yönünde bir açıklama yaptı.
 
Şöyle deniyordu açıklamada:
 
'Davanın soruşturma aşamasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine, Genelkurmay Başkanlığı'nın 22 Şubat 2010 tarihli yazısı ile, 1'inci Ordu Komutanlığı'nda yapılan Plan Semineri'nin 'Balyoz Güvenlik Harekat Planı' adlı bir bölümünün veya ekinin mevcut olmadığı, ayrıca, 'Oraj' ve 'Suga' isimli eylem planlarının ise bulunmadığı bildirilmiştir...'
 
Oraj ve Suga, yani dijital delillerde ortaya çıkan eylem planları...
 
Doğru söylemeyen biri var...
 
Zan altında olan kurumlar olduğu sürece bu toplum temiz nefes alamaz..
 
Temizlik önemlidir, ama temizliğin temiz olması da önemlidir.
 
Sivilleşme önemlidir ama adalet de önemlidir...
 
Bu işin Yargıtay safhasında hızla, tatmin edici ve adil biçimde çözülmesi gerekir.
 
Yoksa kan kaybeden demokrasi, sivilleşme süreci olur..
 
Yoksa ortalık kahramanlaşan mağdur darbecilerle dolar...
 
Zira o deliller dışında da kimilerini darbe girişiminden mahkum edecek pekçok unsur bulunuyor dava dosyasında...
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.