1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Balyoz ve mağduriyet, hukuk ve siyaset...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Balyoz ve mağduriyet, hukuk ve siyaset...

A+A-

 Balyoz davası ile ilgili 'adalet' tartışmaları devam edecektir.

Buna şüphe yok.

Açık: Adalet, hak, hukuk, hukukilik tartışması her şeyin önünde gelir. Bu nedenle gözü kapalı desteklediğimiz sivilleşme sürecinin en etkin, özü itibariyle en haklı davalarından biri olmasına rağmen, Balyoz davasıyla hukuki sorunları pek çok gözlemci gibi her fırsatta dile getirdik.

Temizlik girişimlerinin temiz olması gerektiğini, bu tür ciddi yaptırım süreçleri üzerinde tüm şaibelerin kalmasının elzem olduğunu söyledik.

Hala öyledir.

Zira temizlik süreci devlet içi bir iktidar arayışı ve kavgasıyla iç içe geçmiştir ve bunun sonuçları hala kendisini hak ihlalleriyle göstermektedir.

Yargıtay kararı bu görüntüyü bir miktar düzeltmekle birlikte tümüyle değiştirmemiştir. Bu davayı ilk günden itibaren tüm unsurlarıyla yakından ve ciddi şekilde izleyen Sedat Ergin'in özellikle kimi sanıklarla ilgili delil yetersizliği ve delil çelişkileri açısından altını çizdiği şu husus önemlidir:

(Yargıtay'ın) '25 sanık için 'Her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunamadığından' dolayı beraat verilmiş olması önemlidir. (Ancak) yargılama aşamasında ortaya konmuş olan kuşku unsurlarının yaygınlığı karşısında bu ölçütün Yargıtay tarafından çok sınırlı, çok muhafazakâr bir şekilde kullanılmış olmasıdır...'

Keşke böyle olmasa, Yargıtay ince hukuk ayarını tam verse, ilk mahkemenin etrafından yoğunlaşan siyasi ve hukuki sorunları giderseydi.

Olmadı...

Şimdi ortada iki yönlü bir sorun var.

Zira bu tür durumlarda sadece kişilerin hakkı gasp edilmez. Aynı zamanda haklı adli süreçler gölgelenir. Haksız mahkumiyet alanlar haklı mahkumiyet alanları sırtlarına alır ve taşırlar.

Böyle oluyor.

Adaletin altını çizmek, bu arayışı öne almak ne kadar önemliyse, ancak esası gözardı etmemek de siyasi açıdan o kadar önemlidir.

Dün yazdık, yineleyelim:

'Balyoz davası da esas itibariyle 28 Şubat'ın devamı olmak isteyen bir askeri kalkışmanın kuyruğundan yakalanması, faillerinin gereken cezayı almasını ifade eder. Kimi sanıklar hakkında hata yapılmış ve haksız hüküm verilmiş olma ihtimali vardır. Ancak pek çok elebaşı hakkında verilen kararın yerinde olduğuna hiç şüphe yoktur. Balyoz semineri dijital veriler olmaksızın da kendi başına bir darbe hazırlığı semineridir.'

Dün altını çizdiğimiz başka bir husus da, bu kararla, 28 Şubat'tan bu yana vesayetçi askeri anlayışın temsilciliğini yapmış, 1997'den 2007'ye siyasi alana müdahale hamlelerinin içinde bulunmuş general düzeyinde askerlerden pek çoğu (elbet Büyükanıt istisnasını unutmadan) sadece aktif askerlik hayatından uzaklaşmakla kalmamış, hukuki takip süreçleriyle karşı karşıya kalmışlardır.

Ergenekon ve 28 Şubat davası yanında Balyoz kararlarının ortaya çıkardığı en önemli tablolardan birisi budur.

Balyoz davası bu açıdan değerlendirilmezse eksik kalır.

Darbeci bir neslin tasfiyesi, belki yeni nesli tek başına tanımlamaz, ancak hiç şüphe yok ki, kalkışmalara karşı siyasi iradenin ve hukukun devreye girme gücüne işaret ederek araya keskin çizgi koyar.

Bunu görmek de önemlidir.

Balyoz davasındaki sanık yakınları Genelkurmay önünde miting yaparak, en büyük suçlamayı Genelkurmaya yönelterek ne yapıyor, ne istiyorlar sizce?

Bir süredir, 28 Şubat merkezli, darbeciliğin sivil izlerini süren bir eğilim, işin bu yönünü, asker yüzünü ihmal ediyor ve anlamlandırmakta zorlanıyor.

Öylesine bu durum kimi ümmilerin ve taşeronların benim 'asker' vurgularımı bile çarpıtmalarına, 'sivil ayağı koruyor' gibi zırvalıkları dolaştırmalarına neden oluyor.

İktidar kavgası gölgesini hem hukukun hem altını çizdiğimiz bu esas'ın üzerinden kaldırmak gerek...

En azından zihinlerde...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.