1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Bağımsızlık Referandumu; Siyasi Tartışma İçerisinde Askıya Alınmış Hukuki Münakaşa /Yusuf Movlai
Bağımsızlık Referandumu; Siyasi Tartışma İçerisinde Askıya Alınmış Hukuki Münakaşa /Yusuf Movlai

Bağımsızlık Referandumu; Siyasi Tartışma İçerisinde Askıya Alınmış Hukuki Münakaşa /Yusuf Movlai

A+A-

 

Uluslararası hukukun, Irak Kürdistan Bölgesi'nin bağımsızlık ilanına dair referandum yapılması meselesine bakışı oldukça karmaşıktır ve uluslararası pratiklerde bu mesele hakkında çeşitli ve ayrıntılı yargı ve görüşlere dikkatle bakıldığında, söz konusu mesele hakkında kolaylıkla kesin bir hüküm verilemez.

 

Kendi kaderini tayin hakkı meselesi farklı karmaşıklıkları ve birçok incelikleri olan oldukça ayrıntılı uluslararası bir konudur. Akademik olmayan incemeler kafa karışıklığına ve yanlış çıkarımlara neden olabilir. Ancak özetle uluslararası hukukun, milletlerin bağımsızlık ilanı yoluyla kendi kaderini tayin hakkına ilişkin bütün ülkeler tarafında kabul gören sabit bir pratik ve uygulamasının olmadığı söylenebilir.

Uluslararası hukuk prosedürleri kullanılarak Irak Kürdistan bölgesinin referandum yapma hakkı reddedilmez veya onaylanamaz. Tek taraflı kaderini tayin hakkının hukuki statüsüyle ilgili yapılan tüm tartışmaların sonucu, konunun tamamının uluslararası camia tarafından “tanınma” bahsiyle özetlenmektedir. Her ne kadar Uluslararası Adalet Divanı daha önce Kosova davasında bu bölgenin halkı tarafından tek taraflı bağımsızlık ilanı lehine oy vermiş olsa da, ancak Kosova'nın durumu ve koşulları, bu durumla karşı karşıya olan dünyadaki diğer bölgelerin koşullarıyla farklılık göstermektedir. Hatta Kosova'da bile, ülkeler farklı görüş ve stratejiler ortaya koydular. Bu hak ile ilgili geçmiş yüzyılda cereyan eden tartışmalar henüz uluslararası ilişkilerde istinat edilecek belirli bir yasal prosedüre dönüşmemiştir.

Örneğin, Quebec bağımsızlık davasında, Quebec yüksek mahkemesi bağımsızlık ilanı için açık bir gerekçenin olması gerektiği yönünde karar vermiştir. Bu karara göre Quebec, geçerli ve anlaşılır bir gerekçe ile bağımsızlık ilanı konusunda zorunlu ve kaçınılmaz olması halinde Kanada’dan ayrılabilir. Ayrıca örneğin, Quebec vatandaşlarının örgütlü şekilde ayrımcılık ve insan hakları ihlallerine maruz kaldıkları ve kimliklerini korumak için ayrılmaya mecbur oldukları kanıtlanmalıdır. Dünyada mevcut olan her bir davada, bu davanın koşulları ve ortamına özgü teori ve kararlar ortaya konmuştur. Bağımsızlık için mücadele meselesi Irak Kürdistanı'na özgü değildir; dünyanın birçok yerinde, Avrupa ve Kuzey Amerika'dan Doğu Asya'ya kadar birçok dava bulunmaktadır. Genel olarak, kendi kaderini tayin hakkı tüm ulusların hakkı olarak belirlenmiştir. Ancak sorulması gereken soru, ulus nasıl tanımlanır

sorusudur. Ulusun tanımı, her şeyden önce uzun ve detaylı hukuki tartışmalar gerektiren bir meseledir.

Hiçbir şekilde hangi faktörün açıkça bir ulus oluşturabileceği, bir topluluğun ulus olduğunu iddia edebilmesi için ne kadar büyük ve ne kadar nüfusa sahip olması gerektiği belli değildir. Diğer bir soru ise acaba ulus tanımı uluslararası hukuk sınırları içerisinde yer almakta mıdır sorusudur. Ben, birkaç yıl önce “Kendi Kaderi Tayin Hakkı; Siyasi İddiadan Hukuki Taleplere Kadar” başlığıyla yayınladığım bilimsel bir makalede, bu karmaşık konuyu uluslararası hukuk prosedürleri açısından dikkatle inceledim. İnceleme ve mütalaalarımdan elde ettiğim sonuç ve çıkarıma göre tek taraflı bağımsızlık ilanı, diğer ülkeler tarafında tanıma meselesine kuvvetle bağımlılık arz etmektedir. Belki her topluluk ve cemiyet bağımsızlık ilan edebilir, ancak nihai olarak bu bağımsızlık ilanının başkaları tarafından, öncelikle komşu ülkeler ve daha sonra uluslararası toplumun diğer ülkeleri tarafından resmi olarak tanınması gerekir. Bu tür bir tek taraflı bağımsızlık ilanı açısından herhangi bir hukuki etki söz konusu değildir. Mevcut ciddi ve önemli soru, acaba bir ülkenin toprağının bir bölümünün bağımsızlığını ilan etmesi için o ülkenin tüm halkı mı oylamaya katılmalı yoksa sadece bağımsızlık isteyenler mi katılmalıdır sorusudur.

İfade ettiğim gibi Quebec örneğinde, Kanada hükümeti bu hakkı bölge halkının inisiyatifine bırakmıştır. Fakat söz konusu durum bu tür bir örneğin dünyanın her yerinde uygulanabilir olduğu anlamında değildir. Tüm Irak halkının Kürdistan bölgesi hakkında karar alma sürecine katılmaları yoksa sadece bağımsız talebinde bulunanların katılmaları gerektiği, uluslararası hukuk prosedürlerinin hakkında kesin bir yanıt vermedikleri bir meseledir. Aynı zamanda merkezi Irak hükümetinin güç kullanarak Kürt azınlığın bağımsızlık ilanı yönündeki çabalarını önlemeye hakkı olup olmadığı sorusunun da uluslararası hukuk prosedürlerinde açık bir yanıtı yoktur. Merkezi hükümet ile bağımsızlık isteyen grup arasında her zaman barışçıl çözüm ve diyalog yolunu seçmenin en iyi çözüm olarak önerilmesi, bu belirsizlikler nedeniyledir. Bağımsızlık ilanı konusu, uluslararası siyasete bağlı bir konu, yani “tanıma” meselesidir.

Bazen bir toplum, bir devlet teşkil etmek için gerekli bütün koşullara sahip olabilir, ancak diğer ülkeler tarafından tanımaması sebebiyle egemenlik hakkı olmaksızın varlığına devam eder. Bu tür bir toplumun örneği Filistinlilerin içinde bulundukları durumda gözlemlenebilir; zira Filistinlilere kıyasla pek çok koşula sahip olmayan toplumların, küresel tanıma nedeniyle bağımsız bir devlet kurma kabiliyetine sahip olduğu koşullarda, Filistinliler

bağımsız bir devlet kurmak için gerekli tüm şartları bulundurmalarına rağmen diğer ülkeler tarafında resmi olarak tanınmadıklarından dolayı henüz ülke olarak tanımamışlardır. Bu durum, küresel tanıma için siyasi bir kararın her türlü hukuki karara galebe çalmasına sebep olmaktadır. Nihai olarak bir bölgenin bağımsızlık ilan etmesi durumunda dahi, iç sınırlar meselesi adında yeni bir sorun ortaya çıkmaktadır.

Uluslararası sınırların aksine, iç sınırların belirli bir tanımı yoktur. Uluslararası sınırlar, uluslararası hukuka göre belirlenip sabittirler ve tarafların anlaşması olmaksızın değiştirilemezler. Ancak iç sınırlara ilişkin olarak Irak Kürdistanı'nın sınırlarının tam olarak nerede olduğunu kim belirleyebilir? Ortadoğu’da hali hazırda tanınan sınırların çoğu, Ortadoğu’da sömürge kolonilerden çekilme (bağımsızlaşma) döneminde sömürgeciler tarafından tespit edilmiş ve şu anda uluslararası toplum tarafından resmi olarak tanınmış sınırlardır. Fakat Kürdistan bölgesinin sınırları konusunda kimlerin hangi belgelerle Kürdistan sınırlarını belirleyeceği belli değildir. Kuşkusuz böyle tartışmalı bir mesele gelecekte istikrarsızlık ve birçok probleme sebep olabilir.

**

♦ Ufkumuzhaber için Farsça'dan çeviren: Naci Korkmaz

 

Kaynak: Tabnak

 

      

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.