1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Bağdat izlenimleri
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Bağdat izlenimleri

A+A-

Bağdat'ın üstüne akşam karanlığı çökmüştü.

İliklerimize kadar işleyen bir yağmur yağıyordu.

Ön sırada ak sakallı, uzun saçlı yaşlılar. Onların arkasında gençler.

En arkada ise çocuklar vardı.

Zilller ve davullar belirli bir ritimle vuruyor.

Yanık sesli Şii'nin okuduğu Hüseyniyat'ın ağırlaştırdığı matem havası içinde

Siyahlar içindeki Şiiler, zincirleri önce sağ omuzlarına sonra sol omuzlarına vuruyorlardı.

Sessiz bir şekilde.

'Ya Ali, ya Hüseyin' dedikten sonra yine belli bir ritim eşliğinde oldukları yerde dönüp, zinciri omuzlarına vurarak ilerliyorlardı.

Yağan yağmura aldanmadan sağlı sollu yolun iki tarafına dizilmiş olan Şiiler onları izlerken, ağıtlara eşlik ediyorlardı.

Bağdat'ta Kazımiye Camii'nin önündeydik.

Film karelerini aratmayan sahneler yaşanıyordu.

Bağdat'ta film sahnelerini aratmayan diğer sahneler de keşke böyle heyecan verici olsa.

Ne gezer.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile rüyalarımın şehri Bağdat'tayız.

Tanıdığım, hayranı olduğum hiçbir şehir bana Bağdat kadar acı vermedi.

Bir sevgiliye kavuşurcasına koştum Bağdat'a.

Ama tarifsiz acılar verdi bu şehir bana.

'Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz' derler.

Bağdat'a vandallar girmiş.

Benim şirin Bağdat'ım.

Geceleri ışıl ışıl aydınlık, gündüzleri seyranlık olan şehrim haramilerin elinde kalmış.

Bir zamanlar kenarında çocukların oynadığı Dicle, nazlı bir gelin gibi akmıyor artık.

Savaşın, işgalin, iç savaşın belini büktüğü, yorduğu, yıprattığı bir yer olmuş Bağdat.

Yıkardım yağan yağmurlarla ruhumu. Ama Bağdat'a yağan yağmurlar bile acı verdi bana.

Yüreğimdeki Bağdat sızısını bir kenara bırakıp, Türkiye-Irak ilişkilerine dönmek istiyorum.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Umman-Kuveyt gezisinde haber verdiğim gibi Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni bir döneme giriliyor.

Davutoğlu, 'Irak'la beyaz bir sayfa açtık' diye yola çıktı. 2 günlük temaslar sırasında her iki taraftan da 'Yeni bir sayfa açtık' açıklamalarını dinledik.

Davutoğlu'nun ardından Meclis Başkanı Cemil Çiçek ziyaret edecek Irak'ı. Onu Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin Türkiye ziyareti izleyecek.

Davutoğlu, Başbakan Erdoğan'ın Irak'ı ziyaretinin de söz konusu olabileceğini belirtti.

Yaşanan tüm sorunlara rağmen iki ülke arasındaki ticaret hacmi 12.5 milyar dolar.

İlişkiler derinleştiği taktirde bu miktarı aşmak işten bile değil.

Dünyanın enerji deposu olan Irak aynı zamanda bizim komşumuz ve geçmiş ticari ilişkilerimizin bir perspektifi var.

Canlanmaması açısından bir neden yok. Suriye pazarı kapanmışken Irak, özel sektöre yeniden bir fırsat kapısı olabilir.

Ayrıca bir de bölgesel gelişmeler açısından da önemli bir ülke Irak.

Davutoğlu,'Türkiye-Irak ilişkileri bölgemizde tezgahlanmak istenen mezhep çatışmalarını da yumuşatacak bir etki yapacak' diye özetledi bu durumu.

Zaten bizim Muharrem ayı içerisinde Irak'ı ziyaret etmemizin, İmam-ı Azam türbesiyle birlikte Kazımiye'yi, Necef'i, Kerbela'yı ziyaret etmemizin de bir anlamı var.

İslam dünyasının içine çekilmek istendiği mezhep çatışması tuzağına karşı, Şiiliğin kutsal mekanlarından mesaj veriyoruz.

Aslında Şia, Kerbela denilince Şiiliğin hatırlanmasını istiyor. Bunda büyük ölçüde de başarılı oldu ama Kerbela, Ehli Beyt, Hazret-i Hüseyin'in şehadeti denilince hangi Müslüman gözyaşı dökmez?

İlk olarak 1991 yılında Saddam Hüseyin'in başkanlık ettiği en son Arap Birliği zirvesini izlemek üzere gelmiştim Irak'a.

İşgalden sonra da geldim. O zaman yaraları tazeydi Irak'ın. Bu kez savaşların, işgalin, iç savaşın belini büktüğüne bir kez daha tanık oldum.

En son Kudüs'te, Ramallah'ta tanık olduğum İsrail'in Filistinlileri mahkum etmek için çektiği yüksek beton duvarların Bağdat'ı bir örümcek ağı gibi ördüğüne tanık oldum.

İşgalci İsrail'in Filistinlilere reva gördüğü check-pointleri neredeyse her caddenin başına kurmuş Iraklılar.

Şirin Bağdat'ı yüksek beton duvarlarla bölmüşler. Ama asıl bölünme yüreklerinde ve kafalarda yaşanmış.

Şiilerin yoğun olduğu bölgelerde sokakların başlarında Şii imamlarının resimlerinin yer aldığı pankartlar, her tarafa asılan, 'Ya Ali', 'Ya Hüseyin' afişleri ile bir Şii şehrine dönüşmüş Bağdat.

ABD, Saddam'ın elinden aldığı Irak'ı, İran'a teslim etmiş.

O nedenle sadece Irak'la değil aynı zamanda İran'la masaya oturacağız.

Irak çok önemli bir pazar ama işimiz o kadar kolay değil.

'Her gün Aşura

her yer Kerbela'

Irak bu... 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.