1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Aynası İştir Kişinin Lafa Bakılmaz
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Aynası İştir Kişinin Lafa Bakılmaz

A+A-

     İki sefih, bir Müslüman mahallesinde her biri bir sokakta içki dükkanı açar. Fakat dükkanlarına bir kişi  dahi olsa gidip içki alan olmaz. Bu manzara karşısında neye uğradıklarını şaşıran ve gittikçe canları sıkılan sefihler, arada bir birbirlerine gidip gelirler. Her gittiklerinde, o ondan içki alıp içer, diğeri de öbüründen alıp yudumlar ve nihayet akşam olur, kepenkleri kapatırlar. Yan yana geldiklerinde tekrar beraberinde getirdikleri rakı şişelerini birbirine tokuşturarak yudumlamaya başlarlar  ve şu sözü kahkaha atarak söyleşir dururlar: “ Biz bu Müslüman mahallesinde hiç siftah yapmadık, ama iyi bir alem yaptık”

     Şimdi sözü yerel seçimlere getirmeye çalışacağım. Yaklaşık dokuz aydır toplumun gündemi hep bu yerel seçimler oldu. Adeta dokuz yaşındaki çocuktan tutun ta doksan yaşındaki ihtiyara kadar herkes seçimle ilgilenir oldu. Bu yerel seçimi geçmişte yapılmış yerel seçimlerden farklı kılan  çok açık ve ilgiye mecbur bırakan nedenler vardı. Yerel aktörlerden daha fazla küresel aktörlerin, dahası çok yönlü, çok yanlı ve iç içe geçen siyasi kombinezonların ve denklemlerin, sonucunu belirlemek istedikleri bir yerel seçim oldu. “Ya yok olmalısınız ya da bizim için var olmalısınız” diyen bir dünya artık R.T. Erdoğan’dan memnun değildi. 12 yıllık Ak Parti icraatları bir çok yönü ile onların hesaplarına denk düşmüyordu. Örneğin Amerika-Irak savaşında TBMM’den tezkerenin çıkmaması, Davos  sendromu, Oslo görüşmeleri, Nükleer enerji pazarlığında İran’ın hakkını savunması, Filistin kurtuluş mücadelesine verdiği açık desteği, Mısır’ın darbe karşıtı Müslüman halk hareketine sahip  çıkması ve şehit Esma için döktüğü göz yaşları, dünyanın mazlum, mahrum ve mahsur halklarına özellikle Müslüman halklara uzattığı yardım ve destek eli, muhtelif unsurlardan oluşan, dini, mezhebi, etnik kökeni ve ayrı aidiyetleri bulunan Türkiye toplumuna, tabi ki büyük çoğunluğu kendilerini Müslümanlığa nispet eden Türkiye toplumuna 12 yıl boyunca sundukları seviyeli hizmet, Arap zemherisinde ve Suriye felaketinde her ne kadar tuzağa düşürülse de, fakat en erken vakitte o tuzaktan  kurtulma ve savaş mağdurlarına el atma çabası, kendi milletini ve ülkesini ecnebi vesayetinden kurtarma ve onlara hele hele faiz cihetinde borçlu kalmama cehdi, Kürt halkının, milletin en önemli unsurlarından olduğunu haykırarak, onlara başka Müslüman unsurların yapmış oldukları haksızlıkları masaya yatırması… Onları da, onlar hakkında da iyi niyet sahibi olmayan, ecnebilere maşa olmamaları noktasında uyarması, Kürt halkına asıl ait oldukları dinlerini, kültürlerini, tarihlerini ve medeniyetlerini hatırlatıp onları, kökü düşmanda olan, İslam’a  yabancı ve maşa mihrakların cenderesinden ve boyunduruğundan kurtarma isteği, mutlaka Kürtlere de, Türklere de ve herkese de barış kapılarını aralayarak, hukuka, özgürlüğe yaklaştıracak Milli birlik ve kardeşlik projesi ve daha daha Güney Kürdistan halkı ile vücuda getirmiş olduğu olumlu ve verimli ilişkiler… Bütün bu saydıklarımızdan daha fazlası var ama yazamayacağım.

     Bütün bu nedenlerden dolayı artık R.T. Erdoğan dünyayı yöneten sahte tanrılar ve onların içimizdeki kulları tarafından istenmeyen adam ilan edildi. İlk elden, ya Ak Parti zayıflatılacak, ya içinden çatlaklar oluşturulacak ya da R.T. Erdoğan ve ekibi Ak Partiden tasfiye edilecekti. Gelip kapıya dayanan yerel seçimler bir fırsat olarak seçildi. Cemaat mı cemadat mı  henüz saptanamamış kitleyi de önlerine koyarak bütün şer güçler taarruza geçildi. 17 Aralıkta firavunun sihirbazları kementlerini ortaya salmaya başladılar. En sicili bozuk ve mazbut hırsızlar, henüz olup olmadığı saptanmayan, kime göre de hırsızlık olduğu da bilinmeyen, hırsızlık olsa da, gezicilerin, yaşam tarzımcıların ve 17 Aralıkçıların ve benzerlerinin büyük ve mesleki hırsızlıklarına oranla cüce kalan bir belirsiz hırsızlık suçlaması üzerinden saldırıya geçtiler. Bir fırtına, bir curcuna, yalan, hezeyan, iftira aldı başını gitti. Nihayet 30 Mart. Sonuçta İstanbul feth olmadı, Ankara alınmadı, Ak Parti yarılmadı, uzun adamın boynuna erişilmediği için hiç kimse boynuna ilmik geçiremedi. Cemaatin cemadat olduğu, pamuk şekeri olduğu, öz kütlesinin ve kitlesinin çok zayıf olduğu ortaya çıktı. CHP, MHP’ye  girdi para etmedi. MHP, CHP’ye girdi kar etmedi. Cemaat hepsine greyderlik yaptı olmadı. BBP onlara yamandı olmadı. Böcekler mahrem makamlara yerleştirildi, röntgencilik devreye kondu, sahte kasetler havada uçuştu, olmadı. 25 Aralık fos çıktı. BDP, HDP’yi Batı illerine kürt avına gönderse de, Kürt halkının Ak Partiye oy vermesini önleyemedi. BDP  Kürt illerinde Nasreddin Hocavari giyinen ve halkı evinde yemin etmeye şartlandıran bir çok zevatı önüne katsa da kimse kanmadı.30 Mart geldi, olan oldu ve memleket boydan boya Ak Parti’ye boyandı. Şişirilen yalan balonları doğruların toplu iğnelerine geldi dayandı ve pat diye patladı. Bu sonuç bir ders olur mu bilemiyorum. Nerdeyse Saadet Partisini unutacaktım. Onunda ittifak cephesinin yanında yer almadığını bilmeyen mi var. Kamalak’ın Halk TV sohbetleri çok uçuk kaçıyordu.

     Sonuçta şunu söylemek gerekir ki ben Ak Partili olsam da, olmasam da, herhangi biri Ak Partili olsa da olmasa da adalet, insaf, aklı selim hakikatleri deşifre etmekle mükelleftir.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum