1. YAZARLAR

  2. Ahmet TAŞGETİREN

  3. AYM’deki kaygan zemin
Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

AYM’deki kaygan zemin

A+A-

Anayasa Mahkemesi'ndeki görüşmeler gün yüzüne çıktıkça, kapatma davasında ne kadar kaygan bir zeminde yüründüğü de ortaya çıkıyor.

Kararın önce "Kapanmamak" boyutu satın alındı ve bu, bizdeki laikçi çevreler dışındaki tüm dünyada rahatlama meydana getirdi. Kararın asıl tartışılacak kısmı hiç şüphesiz diğer boyutu: Yani laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan dolayı Hazine yardımının yarısının kesilmesine hükmetme tarafı...

Burada olan biten ne, bakalım: Rivayete göre mahkemede 30 veya 50 kadar söz ve eylem odak olma gerekçesi olarak nitelenmiş.

Bu 30 veya 50 söz ve eylemin odaklık gerekçesi olduğuna inanan 6 üye, bunun aynı zamanda kapatmayı da gerektirdiğine hükmetmiş. Ama dört üye, "Tamam odaklık var ama bu kapatmayı değil Hazine yardımının kesilmesini gerektiriyor, üstelik Hazine yardımının tamamının değil, yarısının kesilmesini gerektiriyor" hükmüne varmış.

Demek ki, aynı olaylar veya eylemler ele alınmış, buna karşılık bir kısmı kapatılma gibi en ağır cezayı istemiş, öbürleri, aynı olaydan yola çıkarak en hafif cezaya hükmetmiş ve sonunda en hafif cezaya hükmedilmiş.

"Odak olma"ya gerekçe gösterilen sözlerden biri olarak "velev ki..." cümlesi gösterilmiş. Bir başkası "Dindar Cumhurbaşkanı" söylemi imiş. Bir başkası "Ulemaya sorulsun" sözü olmuş. Mahkeme üyelerinin psikolojisini anlamaya çalışıyoruz: -Acaba hangi saik, bu ve benzeri sözlerden kapatılma veya yardımdan mahrumiyet kararı çıkarmaya sebep oluyor? Ortada rakamsal bir yoğunluk farkı yok. Sonuçta bir sözü veya eylemi değerlendireceksiniz ve bir karara varacaksınız.

Yargıçlardan birisi "Suç sabit" diyor ve idamı istiyor, diğeri "İdamlık suç sabit ama idam yerine para yardımının yarısı kesilsin yeter" diyor.

Bu, Yüksek Mahkeme'de yaşanan kafa karışıklığını gösteriyor. Tahminler şu yönde: AYM'nin üye yapısı, kapatılma ihtimalini güçlendiriyordu, başka şeyler oldu, AKP'nin kapatılmasının ortaya çıkaracağı riskler görüldü ve hem 6'ya 5 sonuçla partinin kapatılmaması hem boynuna bir "Odaklık yaftası" asılması öngörüldü. Bu tahminler, Başkan Kılıç'ın, kararı açıklarken sergilediği tedirginliği anlamayı kolaylaştırıyor. Adeta yalvarıyordu:

-Bu işi bizim önümüze getirmeyin, parti kapatmayı görüşmek üyelerimizi fevkalade rahatsız ediyor. Hele halktan yüzde 47 oy almış ve iktidarda bulunan bir partinin kapatılmasını görüşmek... Buna rağmen, uçurumun kenarından dönüyorsunuz. Dünya ayağa kalkıyor. "Bu çılgınlık" deniyor. Bu "Yargı darbesi" deniyor. Ve bütün bunlardan sonra, 6 kişi hâlâ "kapansın"da ısrar ediyor, ipten dönüş 5 kişinin oyu ile gerçekleşiyor. Karar bir şeyi daha getiriyor:

Bu odaklık yaftası Ak Parti'yi çok riskli bir alanda yürümeye mahkum ediyor. Artık her davranışını Başsavcılık gözaltında bulunduracak ve yeniden "odaklık" suçlaması ile dava açacak. Sizin de aklınıza geliyor mu?

-Acaba böyle bir dava açılması halinde Yüksek Mahkeme, kaç olayı odak olma sebebi sayacak?

Ak Parti, şu anda mahkemenin gerekçeli kararını bekliyor. "Gerekçe çıksın ki, suç delili olarak kabul edilen söz ve eylemler yani etrafımızdaki kırmızı çizgiler nedir görelim" diyor.

Başbakan yardımcısı Cemil Çiçek, "Mahkemenin kararı, özellikle ifade özgürlüğü alanında daralmalara sebep olabilir" kaydını düşüyor. Ortada gerçekten kaygan bir zemin olduğu açık. Bu kaygan zeminin, AYM'deki üyelerin siyasi - ideolojik eğilimleri bağlantılı olduğu da tartışılacak, siyasi - stratejik konjonktürün sonuçları etkilediği kanaati de...

Ben, "kapatılmama" kararının oluşturduğu olumlu tepkiden "odak olma" ya da meşruiyyet ve saygınlık kazandırma girişimlerinin halk nezdinde fazla karşılık bulmadığının da altını çizmek isterim. Bence halkın çok geniş kesimi, "kapatılmama"yı zaten olması gereken ve konjonktürün zorlaması ile "odak olma"yı ise üye yapısının uzantısı olarak görüyor. Bu da önemli bir saygınlık sorunu oluşturuyor. Evet, doğrusu, "parti kapatma" konusunun AYM huzuruna getirilmesi konusunu en aza indirecek bir yasal yapılanma için kolları sıvama noktasında geçen her dakika fazladır.

CHP SERMAYESİZ KALINCA...

Hiç şüphesiz CHP, laiklik etrafındaki gerilimden besleniyor. Hiç şüphesiz CHP, bu gerilimi tırmandırarak taban oluşturuyor ve bu tabanı bir arada tutmayı başarıyor. Hiç şüphesiz CHP'nin, laiklik etrafındaki gerilim dışında ürettiği bir sosyal - ekonomik politika yok. Buna karşılık Ak Parti'nin girdiği laiklik tartışmalarının ona bir getirisi bulunmuyor.

Dindar çevrelerin bile, Ak Parti liderliğinin kendi ruh dünyalarına yakınlığını önemsedikleri düşünülse bile, bu partiye, bu alandaki tartışmalar sebebiyle oy verdiği söylenemez. Bu durumda, Ak Parti'nin laiklik ekseninde hiçbir tartışmaya girmemesi, CHP'yi "söylemsiz" bırakacaktır. CHP, adeta besleyici damarları kurumuş bir organa dönüşecektir. Ben buradan Ak Parti'ye yeni yolunda sadece "CHP'ye kan pompalamayın yeter" tavsiyesinde bulunacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.