1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. ATOM BOMBASINI GENE ATARDIM!
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

ATOM BOMBASINI GENE ATARDIM!

A+A-

Yaklaşık yirmi gün önce Taraf gazetesinde, İngiliz “Guardian” gazetesinden yapılan bir alıntının başlığı aynen şöyleydi: “Atomu gene atardım.” Bu başlık dikkatimi çekmiş olacak ki dikkatlice okumaya başladım.

Theodore Van Kirk, 65 yıl önce Hiroşima’ya ilk atom bombasını atan “Enola Gay” uçağında seyir pilotu olarak görev yapan subaylardan biriydi. Uçakta görev yapan personelden hayatta kalan tek kişi olarak, iki yüz bin insanın ölümüne neden olan olaydan dolayı bugün neler hissediyordur acaba?

Şimdi seksen beş yaşında olan Kirk, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya attıkları bombayı bugün olsa atar mıydınız sorusuna şu cevabı veriyor: “Aynı koşullar altında, ki hiçbir zaman aynı koşulların olamayacağının farkında olarak, evet gene yapardım.” Kirk, bombayı attıktan sonra şehrin yerle bir olduğunu gördüğünü, yanan insanları seçebildiğini, bu görüntüler karşısında neler hissettiği sorusuna ise, “Konvansiyonel bir bombadan farkı yoktu. Farklı olan sadece bu bombanın etkilediği alanın bu kadar geniş olabileceğini görmekti.” diye cevap veriyor. Kirk, zamanında olaydan etkilenmediklerini; çünkü eğitimler sırasında kendilerine olacaklar hakkında bilgi ve destek verildiğini, o yüzden bombayı atıp yukarıdan izlerken soğukkanlı olduğunu söylüyor.

Taraf Gazetesi’nin Guardian’dan  naklettiği bu alıntıyı okuduktan sonra Amerika’nın merkezinde taht kurduğu bugünkü dünyanın “değer” dediği hezeyanlara niçin inancımda, zihnimde, düşüncemde ve umudumda zerre kadar yer vermememin kıymetini bir kez daha anladım. Eğer hala Theodore Van Kirk, altmış beş yıl aradan sonra hala yaşatılıyorsa, hala yargılanamamışsa, hala cezalandırılmamışsa, hala idam edilmemişse ve hala konuşuyorsa-konuşturuluyorsa- o şartlar devreye girerse hiç çekinmeden gene atarım diyorsa, artık varsın herkes düşünsün.

Bu dünyanın neyine güvenilir, neyine inanılır, neyine saygı duyulur. Devletlerine mi, demokrasisine mi, güçlülerin hukuku diye yutturdukları yalanlara mı, bilim diye ileri sürülen herzelere mi, etik dedikleri uyutmalara mı, sanat dedikleri utanmaz ve arlanmazlıklara mı, güvenlik ve emniyet dedikleri askeri ve polisiye zorbalıklara mı, yasa ve kanun dedikleri kölelik metinlerine mi, ulus ve milliyet dedikleri insan bölücülüğüne mi, yurt ve vatan dedikleri tutsaklık kafeslerine mi, bayrak dedikleri bez parçalarına mı, sağlık ve spor dedikleri sermaye ve sömürü reklamlarına mı ? Artık bu dünyanın neyine itiraz edilmez, neyine bel bağlanır?

ABD, AB, BM, NATO gibi bileşenlerden kurulu devletlerin dini, imanı ve vicdanı dibe vurmuştur. Artık bunların “değer” dedikleri  hezeyanlara inanmak, güvenmek Allah’ı inkâra eşit bir haldır. Bunların felsefe ve efkârlarını, düşünce ve görüşlerini hiç zaman kaybetmeden vicdanlarımızdan kovmak, yeni bir dünyayı, yeni bir hayatı inşa etmek için ilk tedbirdir. Sağlıklı, ahlaklı, silahsız, sınırsız ve barış içinde bir dünyanın ve hayatın varlığına inanmak, bu vicdanı, dini, imanı ve ahlakı olmayan dünyaya vurulacak ilk darbedir. Artık devletlerin canavarca çıkarları için birbirlerine karşı kullandıkları gladyatör, şövalye, lejyon ve asker olmak yerine, Allah’a, onun kutsal, aydınlık ve özgürlük sağlayan yoluna kendimizi adayan, büyük insanlık idealine hizmet eden kişiler olmaya koyulalım. Üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne, üstün olan hukukun da kaynağının Allah olduğuna inanalım. Eşkıyanın hüküm sürmediği bir dünya herkese yeter. Göğün herkese yettiği gibi.

Keşke, Mavi Marmara gemisinde hunharca katledilen insanlar, Türkiye ve partnerleri adına İsrail’e baş kaldırarak değil de, Allah adına, Türkiye’ye, Türkiye’nin  partnerlerine ve İsrail’e baş kaldırarak ölselerdi…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.