1. YAZARLAR

  2. Muhammed Taha Uğurlu

  3. ATEİZM ve DEİZM NEDEN YAYGINLAŞIYOR?
Muhammed Taha Uğurlu

Muhammed Taha Uğurlu

Yazarın Tüm Yazıları >

ATEİZM ve DEİZM NEDEN YAYGINLAŞIYOR?

A+A-

 

 

Dinler tarihine baktığımız zaman insanlığın tarihi ile hemen hemen eşit bir ölçüde olduğunu görmekteyiz. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda insanlara ait izlere rastlanıldığı zaman bunun yanında mutlaka dini inanç sembollerine ve yapılarına da rastlanılmıştır. Bu da dinin insan için fıtratî bir gereksinim olduğunu kanıtlamaktadır.

 

Bu ihtiyaç insan için bir zorunluluktur; çünkü insan, zayıf ve ölümlü bir varlıktır. Bundan dolayı mutlak yaratıcıya boyun eğmek zorundadır. Bizi bizden daha iyi bilen yüce Allah, ilk günden beri insan ile iletişim halinde olmuştur. Zaman zaman resuller ve yazılı kaynaklar yollayarak kendini hatırlatmış, daima evren içerisine yerleştirdiği ayetleriyle yol gösterici olmuştur.

Fakat günümüze baktığımız zaman Tanrısızlık olarak nitelendirdiğimiz Ateizmin ve dinsizlik olarak tanımladığımız Deizmin; insanlar, özellikle de gençler arasında yaygınlaştığını görüyoruz. Bunun nedenlerini sadece bu yazıyla birlikte değil; ayrıntılı bir şekilde etraflıca irdelemek gerekir. Aslında bu iki düşünce tarzı pek de yeni sayılmazlar. Özellikle Ateizm, Deizm’e göre daha eski bir geçmişe sahiptir. “1Evrim teorisi ortaya konmadan önceki ateistler genellikle kendiliğinden türemeye inanmışlardır.

Aristoteles’in sivrisineklerin ve bitkilerin çürümekte olan maddelerden türediğine dair görüşüne 19. Yüzyıldan önceki ateistler de katılmaktaydılar, bunu daha da ileri götürerek diğer canlıların da böyle meydana geldiğini ve yaratılışlarında bilinçli bir gücün olmadığını savunmaktaydılar. Ancak 19. Yüzyıldan sonra mikroskobun icadı ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu düşüncelerinin yersiz olduğu ortaya çıkmıştır.” Daha sonra ki dönemde ortaya çıkan Evrim Teorisi 20. Yüzyıldan itibaren insanları Ateist düşünceye sevk etmiştir. Fakat sanılanın aksine Evrim Teorisini ortaya atarken Charles Darwin ateist değildi, Hristiyandı.

Sonraki dönemde bu teoriden bağımsız olarak Agnostik olmuştur. İnsanlık tarihine büyük etkileri olan İsaac Newton, Albert Einstein, Galileo, Kopernik gibi birçok bilim adamı da ateist olmamıştır. Bunlar gösteriyor ki bilimle ilgilenmek ateist olmayı gerektirecek bir kural değildir.

Deizm ise daha yeni bir kavramdır. Bu kavramın popüler olmasının bir sebebi de felsefi bir kavram ve farklı bir düşünce şekli olarak görülmesidir. Ancak sanılanın aksine bu yeni kavram dinsizlikten öte bir şey değildir. Bugün baktığımızda bu iki düşünce biçiminin yaygınlaşmasındaki temel problemlerden

birisi de dinlerin ortak kaderler yaşamasıdır. Mesela Orta Çağda Hristiyanlığın insanların kontrolüne geçmesiyle bilimden, mantıktan ve insanların yararına olacak birçok şeylerden uzak kalması, birçok mezhep şeklinin ortaya çıkması, din adamlarının insanlar üzerindeki baskısının olması, yine aynı şekilde Musevilikte de bunlara benzer şeylerin olması ve en sonda da İslam dünyasının da bu şekilde zedelenmesi örnek verilebilir.

Saydığımız ve daha da sayabileceğimiz bu nedenlere bağlı olarak ateistlerde ve deistlerde dinlere karşı bir ön yargı oluşmuştur. Biz müslüman bireyler olarak bu durumu kendi dinimiz olan İslâm ile irdelemeliyiz. Öncelikle müslüman oluşumuz bizi ve çevremizdeki insanlara karşı sorumlu olduğumuzu gösterir. Müslümanlar olarak bizim sorumluluklarımız neler? Bizler ne kadar bu sorumluluklarımızın farkındayız? Bunlar ve bunlara benzer birçok soruyu gerçekten düşünmemiz gerekir. Biz müslümanlar olarak ilk sorumlu olacağımız şey mukaddes kitabımız Kur’andır. Acaba gerçekten bu kitaba gereken önemi verebiliyor muyuz? Yoksa Kur’andan başka kaynaklara mı başvuruyoruz? Bence problemin temeli burada. Dinin sahibi hiç şüphesiz Allah’tır. O halde onun emirleri geçerlidir. Onun için Kur’an’dan başka bir sözü referans almak uydurma dinlerin oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Bugün Batı’da ve Dünya genelinde islamofobi ve Ateizm ile Deizim’in yaygınlaşması uydurulan dinin sonucudur. Son olarak İşid, El Kaide, Boko Haram vb. adı İslâm ile anılan fakat İslâm ile bir alakası olmayan bu örgütler de uydurulan dinin sonuçlarıdır. Bu ve benzeri örgütler dini kurallarını genel anlamda rivayet kültürüne dayalı kaynaklardan almaktalar.

Kendi içlerinde uygun gördükleri recm, insan öldürmeye dayalı cihad anlayışı, masum insanları köle gibi kullanmak ve buna benzer birçok düşünce İslâm ile örtüşmeyen şeylerdir. Oysa İslâm kelimesi barış mânâsına gelmektedir. Ne yazık ki Dünya’nın birçok yerinde dinimiz barış mânâsıyla anılmamaktadır. Bunun böyle olmasında suçu sadece müslümanlarda aramamak gerekir. Tabii ki bunda İslâm düşmanı zihniyetlerin de etkisi vardır. Ama önemli olan biz müslümanların dinlerini gerçek anlamda temsil etmesidir. Bunların sonucunda ülkemizde ve Dünya’nın birçok yerinde Ateizm ve Deizm yaygınlaştı ve gittikçe yaygınlaşmaya da devam ediyor. Fakat gerçek şu ki ayette de belirtildiği gibi insan gerçekten Allah’a inanma ve onun gönderdiği din fıtratı üzerine yaratılmıştır. O halde, Allah’ı birleyen olarak dine, Allah’ın o fıtratına yönel ki insanları o fıtratla oluşturmuştur. Allah’ın yaratışında değişiklik yoktur. İşte hep geçerli olan din budur fakat insanların çoğu bilemezler(Rum Suresi 30. Ayet).

Cümlelerimi Pakistanlı Abdus Salam’ın 1979 yılında Nobel fizik ödülünü alırken yaptığı konuşmada okuduğu Mülk Suresinin 3. ve 4. Ayetiyle bitirmek istiyorum. “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak ve düzensizlik görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların aradığını bulamadan aciz ve bitkin halde sana geri dönecektir.”

 

"İki şey ruhumu, hep yeni ve artan bir hayranlık ve saygıyla dolduruyor; üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve vicdanımdaki ahlak yasası." (Immanuel Kant)

 

 

 

                   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.