1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Askeri seçenek ne?
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Askeri seçenek ne?

A+A-

 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, IŞİD'le mücadeleye askeri ve siyasi destek vereceğimizi açıklaması, IŞİD politikasında bir değişiklik mi söz konusu tartışmalarını başlattı.

Üstüne Kerry'nin, IŞİD'le mücadelede Türkiye'yi ön saflarda görmek istedikleri yönündeki açıklamaları bu kaygıyı pekiştirdi.

1 Mart tezkeresi AK Parti iktidarının uluslararası sisteme karşı ilk ciddi sınavıydı. Müdahaleye sıcak bakmamasına rağmen, asker risk almayan bir strateji izledi. Tezkere reddedildi. ABD'nin kanat ülkesi Türkiye'den onurlu dış politika uygulayan Türkiye'ye geçiş sağlandı. Bence Yeni Türkiye'ye ilk adım o gün atılmış oldu.

IŞİD üzerinden Türkiye, yeni bir sınavla karşı karşıya.

Irak'ta Sünni Araplar yönetimden uzaklaştırılırken, Ebu Gureyb cezaevinde kadınlar tecavüze uğrarken, yıllardır Irak'ı yöneten Arap asabiyesi rencide edilip, cezalandırılırken Türkiye, bu yöntemlerin Irak'ın parçalanmasından başka bir şeye hizmet etmeyeceğini savunuyordu.

Nuri El Maliki döneminde, Tahran'ın yönettiği bir Bağdat vardı. Sünni Araplar demokratik yönetim mekanizmalarından dışlanıyor, Tarık El Haşimi başta olmak üzere yönetimdeki Sünni temsilciler ülkeyi terk etmek ya da idamla yargılanmak gibi bir tercihle karşı karşıya kalıyorlardı.

Maliki yönetiminin gitmesi, Sünni ve Kürtlerin yönlerini Bağdat'a çevirmesi için Türkiye'nin de içinde yer aldığı girişimler oldu. ABD bunları her defasında engelledi. Ama Sünni Araplar buharlaşmadı. Bu kez de Suriye bataklığında gelişmiş, Esed'le işbirliği yapmış IŞİD, Sünni Arapların temsilcisi olarak piyasaya sürüldü.

Irak ve Suriye'yi cehenneme çevirirseniz oradan ancak IŞİD benzeri örgütler yetişir. Kan çiçekleri misali.

Mısır'da seçimle işbaşına gelen Müslüman Kardeşleri devirir, Tunus'ta, Libya'da hem Arap, hem Müslüman hem de demokrasi ile yönetilen modelleri hayata geçiren hareketleri desteklemek yerine, devrilmesi ve bu ülkelerde Arap diktatörlerin yeniden işbaşına gelmesi için her türlü entrikayı çevirirseniz, IŞİD türü radikal yapılanmaların yeşereceği zemini hazırlamış olursunuz.

IŞİD'in panzehiri savaş uçakları değil. Bu düzen devam ettiği sürece IŞİD'i yok edersiniz daha radikal örgütler ortaya çıkar.

Bu işin panzehiri Türkiye'de AK Parti iktidarı, Arap dünyasında ise Müslüman Kardeşler.

İnsanların kafasını kesen görüntülerle IŞİD en fazla zararı Müslüman imajına veriyor. IŞİD'le mücadele edilmesi konusunda Türkiye'nin en ufak bir tereddüdü yok. 10 Ekim 2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye, IŞİD'i terör örgütü ilan etmiş bir ülke. Ayrıca IŞİD konusunda bedel ödeyen biziz. 150 bin Kürt, 36 bin Ezidi'ye biz bakıyoruz.

IŞİD'le mücadele tamam ama Ankara'nın öncelikleri var. Türkiye, kara gücünde yer almak, muharip unsur olmak gibi bir düşüncenin içinde değil. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, 'Bu illa kurşun sıkmak anlamına gelmiyor. Lojistik ve istihbarat anlamında da işbirliği olabilir' diye ifade etti.

IŞİD'le mücadele konusunda Türkiye'nin başından beri politikası bu. Rehinelerimiz varken de böyleydi.

Kerry'nin açıklamalarının Ankara'da rahatsızlık meydana getirdi. Başbakan Yardımcısı Akdoğan, Kerry'e,' Türkiye'ye ev ödevi verme noktasında değilsin' diye sert tepki gösterdi.

Ankara ısrarla ağırlıklı olarak Suriye'nin içlerinde olmak üzere Suriye ve Irak hattında 'Tampon Bölge' kurulmasını istiyor. 1.Körfez Savaşı'nda ABD bunu tek başına yapmıştı. Türkiye buradan dersler çıkardı. ABD'nin, PKK'ya yardım etmesi, Kürt gruplarla tek yanlı ilişkiler geliştirmesi nedeniyle bu kez koalisyonda yer almak istiyor.

Genelkurmay ile ABD'li yetkililer arasında Tampon bölge konusunda bir süredir çalışmalar yürütülüyor. Ancak ABD'nin bu seçeneğe çok sıcak bakmadığı da Ankara'nın dikkatinden kaçmış değil.

Tampon Bölge olursa Türkiye, hem karadan hem havadan bunun denetiminde yer almak istiyor. Bunun için BM Güvenlik Konseyi kararı gerekiyor. İki seçenek üzerinde duruluyor.

Türkiye tampon bölge ile sadece Kürtleri değil, Arap ve Türkmenleri de koruyacak şekilde planlan yapıyor.

1-Türkiye-Irak ve Suriye sınırı boyunca bir hat şeklinde.

2-Ağırlık Suriye olmak üzere sınır hattı ve cep şeklinde

Türkiye, sadece uçuşa yasak bölge ilan edilmesini yeterli bulmuyor. Uçuşa yasak bölge ile karada tampon bölge oluşturulup, güvenliğinin kara birlikleri tarafından sağlanmasını istiyor.

ABD'lilerin Tampon bölge konusundaki yaklaşımı nedeniyle Güvenli Bölge seçeneği daha ağırlık kazanmış durumda. Bunun için BM kararı gerekmediği, koalisyon güçlerinin Güvenli Bölge oluşturabilecekleri söyleniyor.

Koordinatları iyi belirlendiği takdirde Türkiye, Güvenli Bölge'nin içinde ve sahada yer almak istiyor.

Daha çok Irak değil, Suriye toprakları ağırlıklı olarak düşünülüyor.

Bunun bir hedefi, sığınmacıları Suriye toprakları içinde tutmak bir diğeri hedefi de mülteci sorununa dünyanın dikkatini çekebilmek.

Bu seçenekler masada. Ama askerler, her türlü duruma göre 'İhtimalat planları' yapıyor. Bu yüzden Kara Kuvvetleri Komutanı Suriye sınırındaydı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.