1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Asker Topluma Kırgınmış!
Asker Topluma Kırgınmış!

Asker Topluma Kırgınmış!

A+A-

Geçen yıla oranla askerin bu yıl biraz “sessiz “ kalışı bazı burjuva yazarları tarafından yadırganırken, bazıları ise bunun nedenini farklı biçimlerde yorumlamaya çalışıyorlar. Hatta Dolmabahçe mutabakatı’nda Genelkurmaybaşkanı’nın eşinin“ harcama faturaları karşılığında susturulduğuna“ dair yazılar da yayınlandı.


Askerlerin seslerini yükseltmesi gerektiğini söyleyen koro, askerin “ sessizliğini“  vatan koruyuculuktan uzak bir durus olarak değerlendiriyorlar. Ordunun daha önceki  dönemlerdeki etkinliğine kavuşması çağrısı yapıyorlar.


Yaşananların gerçekliği böyle midir? Ordu siyasete müdahale edemiyor mü? Meydan bölücü ve anti-laiklere mi kaldı? Bu sorular çoğaltılabilir. TC’nin kuruluş felsefesini az çok okuma ve anlama yetisine sahip herkes, olayların böyle işlemediğini görüyor.


Hükümetler hiç bir zaman iktidar olamıyorlar. Güçlü bir biçimde hükümete gelenler bazen başları dönebiliyor.Kendilerini iktidar görme hevesine kapılıyorlar. Askerler iktidar olmadıklarını farklı biçimlerde onlara hissettiriyor.


Her zaman darbe gibi açık zora başvurma ihtiyacı duyulmuyor. Bazen tanklar yürür, bazen e-muhtıra olur bazen de Y-muhtıra olur. Şimdi revaçta olan Y-muhtıradır.


Çok kolay bir savunma yöntemi geliştiriliyor; herkesin “ hukuka saygılı“ olmasından söz edilir. Yüzeysel bakış açısından bakıldığında bu tutum önemli bir destek de görüyor. Askerin siyaset dışı kalmasını isteyen önemli bir güç de bu tutuma onay verebiliyor.


Her değişikliği “ rejim sorunu“ haline dönüstürüp hükümetin,“ rejimi yıkma“ çabasının içinde olduğunu tekrarlayıp duruyorlar .


Siyasete müdahaleyi hoş karşılamayanlara karşı da “ kanarya sevenler derneği ile lezbiyenler derneği konuşabiliyor, askerler gibi ülkenin güvenliğinden sorumlu olanlar neden konuşamasın, böyle demokrasi olur mu?“ deyip, askere gizliden hayranlıklarını ifade ediyorlar.


Evet her kurum ve kuruluş görüşlerini demokratik toplumlarda ifade edebilir. TC gibi anti-demokratik bir toplumda her şey askere göre dizayn edilmis. Onlar iktidardır. Kim başa gelirse gelsin onların politikalarını uygulamak zorundadır. Onlar fikir beyan etmezler  emrederler. Uymayanlara darağacında boynu önüne düşen Başbakanlar tanıktır.


Fikirlerini ifade etmeye çalışan demokratik kitle örgütleri ve üyeleri“ rejimin bekasına“ helal getirmişse yargılanmalardan kurtulamamışlar. Güç olanla, güçten yoksun insanların fikirleri aynı olabilir mi?..


Gelinen aşamada durum açik, askerler tüm işlerini kendi emir kulları olan yargıya ihale ettirmişler. Onlar bügün önplandalar, görevlerini de laikiy le yerine getirmeye çalışıyorlar. Bugün bu mücadele tarzı (buna toplumun ensesinde boza pişirme tarzı da diyebiliriz) gidebileceği yere kadar devam ettirilecek. Yeterince teşhir olup etkisi yitirilince yeni tarzlar devreye sokulacaktir.


Yaşananlar  “ temsili demokrasinin“  işlemediğini açikça ilan etmiştir.“ Kuvvetler ayrılığı“  denilen şeyin propagandanın ötesine geçmediğini, esas gücün askerler olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

nasname


Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.