1. YAZARLAR

  2. Songül Pala

  3. Aşağıların Aşağısı İnsan
Songül Pala

Songül Pala

Songül Pala
Yazarın Tüm Yazıları >

Aşağıların Aşağısı İnsan

A+A-

     Her gün ülkemizin bir köşesinden, çocuk ve kadınlara yapılan cinsel istismar haberi ile karşılaşıyoruz. Kadın cinayetlerinin gündemde olağanlaşması tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuzu düşünürken, üstüne bir de cinsel istismar haberleri rutinleşmeye başladı.

     Trafik kazası olağanlığında, haber saatlerinde her gün yeni bir iğrençliğin daha yaşandığından haberdar oluyoruz. Mağdurlar her zamanki gibi toplumun zayıf halkası çocuklar ve kadınlar. Bu aşağılık girişimler de zannedildiğinin aksine (genelde bu tür çirkinlikler evsiz, işsiz ve statüsüzlere yakıştırılır) toplumun güvendiği kurumlardaki insanlardan geliyor. Okul çalışanı, güvenlik görevlisi, korucu…

     Kendimizi üstün tuttuğumuz hayvanlar aleminde dahi, bu tür bedeni ihtiyaçlar karşılıklı rıza ile giderilirken ne yazık ki biz insanlar aleminde bir zulüm aracı olarak kullanılıyor, bedensel tatmin. Bu zulüm bir insanın zayıflığı - iradesizliği ile açıklanacak kadar basit değil. Bu suç işlendikten sonra, öncesinde görünmeyen suç ortakları ortaya çıkarak suçluyu kollayıp, yenilerinin yaşanmasına zemin hazırlıyor.

     Yasaların işletilmesinden sorumlu olan yargıç, savcı, avukatlar; ardından erkeklerin bu tür saldırılarının sebebinin mutlaka mantıklı bir sebebini arayan toplum. Az yaşanmadı, yargılama sonucunda 13 yaşındaki çocukların ‘rızasının’ tespiti! Ya da kadının da tahrik etmiş olması ihtimalinin yüksekliği! Sonuçlara ‘iyi hallerin’ de etkisi ile verilen gülünç cezalar.

     Düz bir mantık kurarsak diyeceğiz ki madem yasal boşluklar var, öyleyse meclise gönderdiğimiz temsilcilerimize baskı yapalım ve bu tür acımasızlıklara daha ciddi - gerçekçi önlemler alınsın.

     Hangi milletvekillerine?

     Yaşanan son meclis atışmalarında da gördüğümüz gibi milletvekilleri sinirlenince kendilerini ifade etmede tıkandıkça ‘kadın’ kimliği üzerinden birbirlerine hakaret etti. Aynı şekilde kadın gazetecilere belden aşağı rencide edici ifadeler kullanıldı. Birbirlerinin anne, eş ve çocuklarına kadar götürdüler, hakareti.

     İşin dikkat çeken noktası, üzerinde konuştukları her hangi bir mevzuat için bu kadar sinirlenip, küfürleşen milletvekillerimiz hakaretten sonra birbirlerini kınayıp karşı taraf özür (!) diledikten sonra konunun hemen kapanması. Hiçbir parti bu çirkinliğin üzerinde fazla durmuyor-duramıyor. Çünkü bu konuda istisnasız bütün partilerin sicili kirli.

     İnsan neden küfür eder? Karşılıklı konuşmanın tıkandığı zamanlarda, kişi meramını ifade edecek mantıklı bir ifade elinde kalmayınca, aklı - bilgisi yetersiz kalınca bir sonraki yapmayı düşündüğü ‘şeyle’ tehdittir, küfür. İnsanların birbirlerine zarar verme süreci; ikna, tehdit, işgal.

     Bu küfürleşmelerde istisnalar dışında genellikle iki taraf da erkek. Öyleyse neden bu hakaretlerde kadınlar kullanılıyor? Çünkü ne yazık ki toplum olarak kadını kendi başına birey - insan olarak değerlendirmiyoruz. Kadını, erkeğin bir uzantısı - mülkü olarak değerlendiren algılara sahip olunduğu için saldırı direk hedefe doğru yapılmıyor. Erkeği incitmek, erkeğe zarar vermek için kadına dil uzatılıyor. Hedef, erkeği sahip olduğu bir ‘şey’ üzerinden hırpalamak. Bu da gösteriyor ki, kadına yapılan bu tür hakaret ve bazen fiili istismar, mağdur olan kadına değil, sahibine. Kadın, hakarete uğrarken bile muhatap alınmıyor, sadece kullanılıyor.

     Mecliste dil ile toplumsal yaşantıda fiilen kadına yapılan saldırı ve tecavüzlerin önünün alınmasının tek yolu kadının güçlenmesi ve bu güçlü kadınların çocukları korumaları altına almasıdır. Aksi takdirde yüz yılarca, her yeni neslin-toplumun bir kürek toprak attığı bu ‘erkek’ dünyası mezarlığından kadın çocukların kurtulması, korunması mümkün görünmüyor.

     Güçlü kadınların olmasının ve çoğalmasının tek yolu (inancımıza olan güvenimizden dolayı) inancının gereklerini yaşama aktarmayı hedefleyen Müslüman toplumu oluşturmak. Müslüman erkek ne yazık ki geleneksel yargıların kendisine sağladığı imtiyazlardan vazgeçmek istemediği için, istisnalar hariç, bu konuda yetersiz kalmıştır. Müslüman erkek, genellikle kadının mağduriyetine çözüm olarak eve kapanmayı önermiştir.

     Bu nedenle Müslüman kadın, toplumsal yargıların oluşturduğu zulüm çarkını bu konuda kırmak zorundadır. Mağdur olduğu için, mağdur olan çocukları daha iyi anladığı için, zulüm düzenlerini bozmanın mazlumun direnmesi ile ancak mümkün olduğu için.

     Bu Allah’ın sünnetidir. Bunu yaparken de yalnız değiliz. Allah mazlumun yanındadır. Mücadele yöntemi için kitabı Kur'an yanımızdadır. Pratik örnekliği ile peygamberimizin hayatı gözümüzün önündedir. Az da olsa, imtiyazlarından vazgeçme cesaretini gösteren Müslüman erkekler bizi yalnız bırakmayacaklardır.

     Ama öncelikle bizim bu aşağıların aşağısı durumdan - muameleden kurtulmak için, geleneksel din inancımızdan kurtularak direkt Allah ve ayetlerine muhatap olmaya kendimizi layık görerek zihinlerimizi temizlememiz gerekiyor.

songulpala.urfa@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.