1. YAZARLAR

  2. Zeki SAVAŞ

  3. Ariflerin Farklılıklara Yaklaşımı
Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Ariflerin Farklılıklara Yaklaşımı

A+A-

Beşer arasındaki farklılık, bunların yorum biçimi ve doğurduğu sonuçlar, neredeyse insanoğlunun tarihi kadar eskidir. İlk nesil olan Habil ile Kabil arasındaki kavga da, sonuçta bu ikili arasındaki farklılık ve birinin bu farklılığı kötü yorumlaması sonucu meydana geldi.

Tarih ilerledikçe dil farkı, renk farkı, ırk farkı, din farkı, mezhep farkı, düşünce farkı,  ideoloji farkı, sermaye farkı  ve ila ahir farklar oluştu beşer arasında. Farklılıklara ilişkin yorum tarzının ırklar, dinler, mezhepler ve sınıflar arasında kanlı çatışmalara, katliamlara, zulme ve yağmaya sebebiyet verdiğine tarih tanıklık etmektedir.

Farklılıkları algılama biçiminin günümüzde de muhtelif çatışmalara kaynaklık ettiğini müşahede etmekteyiz. Farklılıkları yorumlama tarzından neş'et eden olumsuz veya olumlu sonuçlar ilk nesilden fiili nesle kadar devam ettiğine göre, beşer arasındaki farklılıklar ve bunu yorumlama tarzı, hayati önemi haiz konulardan sayılmalıdır.

Dünya, iletişim ve ulaşım açısından küçüldükçe farklılıkların birbiriyle irtibatı sıklaşmaktadır. Yakın ilişkiler, sağlam bir temele oturtulamazsa uzak ilişkilerden daha çok zararlı olabilir. Farklılıkların yakın ilişkiye girdiği bu süreçte, konuya ilişkin sağlıklı  bir bakış açısı geliştirmemiz gerektiği inancındayım.

Yaşadığımız ülke, farklılıklar açısından zengin sayılır. Dil, ırk, din, mezhep, cemaat, ideoloji ve sınıf farklılıkları türünden bir dizi farkımız var birbirimizden.

Farklılıklarımız ile ilgili sağlıklı yorum arayışımıza katkı sunar umuduyla ariflerin ve mutasavvıfların konuya ilişkin yaklaşımını özetlemeye çalışacağım. Onların farklılıklara getirdiği izah tarzını sunmam, aynen katıldığım için değil, bir konu hakkında fikir sahibi olunmak istendiğinde konuya ilişkin tüm görüşleri incelemenin ufuk açacağına olan inancımdan ötürüdür.

Tasavvufla ilgili rezervleri ve önyargıları bildiğim için sonda söylemem gereken bir konuyu başta dile getireyim.Tasavvufun Hristiyanlıktan, Yahudilikten, Hint irfanından,Yunan felsefesinden etkilendiğini savunan fikir adamları var ki, bunların önemli bir kısmını Batılı şarkiyatçılar oluşturur. Bu tür eleştirilerin ilmi bir değer taşımadığını savunup irfan ve tasavvufun Kur'an ve Sünnetten neş'et ettiğini, tasavvuftaki kavramların ve prensiplerin hangi ayet ve hangi hadise dayandığını detaylarıyla gösteren muhakkikler  de vardır. Öte yandan  Tasavvufun Hint, Avrupa, Mısır ve kadim İran'ın din ve mezheplerindeki olumlu noktalardan yararlandığını savunanlar da söz konusudur.

Kelamcıların, Haricilerin, Şia'nın ve Ehl-i Sünnet'in de tasavvuftaki aşırılıklara ve inhiraflara dönük eleştirileri vardır. Daha da önemlisi, bizzat  mutasavvıfların kendi öz eleştirileri söz konusudur. Konumuz, bu minvaldeki tartışmalarla ilgili olmadığı gibi bu konular bir makaleye de sığmaz. Tasavvufla ilgili eleştiri ve savunuları konuya ilgi duyan insanlara havale ederek asıl mevzuya dönelim.

Arifler, bütün farklılıkları Allah ve insan temelinde değerlendirdikleri için, İslam Dini'nin kendi içindeki tüm  farklılıkların zahiri olduğuna ve gerçekte hepsinin aynı hedefe (Allah'a) doğru yöneldiğine inanırlar. Urefa, bu konuda İslam'ın belirlediği sınırları aşarak dinler ve inançlar arasındaki farkları da aynı şekilde değerlendirmeye başladılar. Yani bütün dinlerin, mezheplerin ve inançların görünürdeki tüm farklılıklarına rağmen gerçekte aynı hedefe matuf olduğuna inandılar. Onlar insana önem verdiler. Dinin, insanı insan-ı kamil hale getirmesini öncelediler.

Arifler taassup sahibi değildir. Şeyh'ül ürefa diye  anılan Mevlana, taassubu hamlık olarak bilir, hamlığın da kanla beslendiğine inanır; ana karnındaki ceninin ham olduğu için  kan ile beslendiği gibi:

Sahtgiri ve taassub hamist

Ta cenini, kar-ı hunaşamist (1)

İrfanın insanı daha dikkatli düşünmeye sevk ettiği, ihtiyatını arttırdığı, olgunlaşmasına katkıda bulunduğu söylenebilir.

Ebu Said Ebu'l Hayr, “Bütün varlıkların zerreleri sayısınca Hakk'a giden yol vardır” diyor. Bu bakış açısına göre doğru yol hiç kimsenin tekelinde olmadığı gibi, doğru yola, Hakk'a yönelimin dışında hiçbir mahdudiyet de getirilmiyor.

İbn-i Arabi de her bir insanın kendi yaratıcısı hakkında özel bir inanca sahip olduğunu, yaratıcısını kendi dünyasındaki bakışına göre algıladığını, bu sebeple de yaratıcı hakkındaki inançların muhtelif olduğunu ama bu inançların gerçekte bir inancın farklı suretleri olduğunu ve bir tek inancın da Allah'a olan inanç olduğunu ifade eder ve şu beyti söyler:

İnsanlar ilah hakkında farklı inançlara sahip oldular

Ben ise onların inandıklarının tümüne inandım(2)

Beşer arasındaki bütün farklılıkları kuşatmaya dönük bir çaba ve bir zaviye geliştirilmeye çalışılmıştır.

Bir diğer şiirinde de kalbinin tüm suretleri kabule hazır olduğu, takva sahipleriyle güzellerin mer'ası olduğunu dile getirdikten sonra

Aşk ve sevgi diniyle mütedeyyinim ve bu dine yönelmişim

Öyleyse “sevgi” benim dinim ve imanımdır diyor.

Şeyh Mahmud-i Şebesteri de bir şiirinde mezheplerin, meşreplerin farklı yaklaşımlarını veciz bir şeklide özetledikten sonra son beyitte şöyle der:

Sohenha çün be menzil oftad

Der efham-ı khelayık   moşkıl oftad(3)

Her insanın konumu, bilgisi, Allah'tan edindiği feyiz farklıdır. Hallerin farklı olması, işaretlerin ve sözlerin de farklı olmasına yol açmaktadır. Beşerin anlaması ve algılamasındaki ihtilaf, insanların konumlarının ve ahvalının farklılığındandır.

Mevlana da Mümin, Yahudi ve Ateşperestin ihtilafının bakış açılarından ve baktıkları yerin(nazargah) farklılığından neş'et ettiğini söyler.

Ez nezergah est ey meğz-ı vücud

İhtilaf-ı Mümin ve Geber ve Yehud(4)

Bir diğer şiirinde de kendini bütün farklılıklardan, dinlerden, mezheplerden, milletlerden ve coğrafyalardan, mekandan adresten ve hatta baştan ve candan arındırarak Bir'e bir olan Allah'a yöneldiğini dile getirir.

………………..

Nişanem binişan başed, mekanem lamekan başed

Ne ten başed ne can başed ki men hod can-ı cananem

Duira çün birun kerdem, do alemra yeki kerdem

Yeki binem, yeki cuyem, yeki danem, yeki khanem(5)

Baha u Veled de maksat ile yollar arasındaki ilişki ve yolların farklılığı üzerine çıkan çatışmalar  hakkında şöyle der:

“Yollar farklı olsa da  hedef birdir. Kabe'ye giden yolların ne kadar farklı olduğunu görmüyor musunuz? Bazıları denizden bazıları karadan gider. Eğer yollara baksan büyük bir ihtilaf vardır. Ama maksada baksan, tümünün bir olduğunu göreceksin. Kabe'ye yetiştiklerinde savaşların yol hakkında olduğu, maksatlarının ise bir olduğu anlaşılmış oldu.”

Beyazıd- Bestami, “Ya rabbi! Eğer yarattıklarından bazılarını ateşle cezalandırmak istiyorsan, benim vücudumu öylesine büyüt ki, diğerlerine ateşte yer kalmasın” diyerek herkesin yerine yanmak istiyor, bütün beşere dua ediyor, Allah'ın rahmetinin bütün insanları kuşatmasını istiyor.

Ariflerin bütün beşeri kucaklayıcı ve kuşatıcı bu yaklaşımlarının ekseriyet tarafından kabul görmeyeceğini biliyor ve kabul görmesi gerektiğine de inanmıyorum ama; aynı dine yani İslam'a mensup insanlar arasındaki mezhep, meşrep, düşünce, yöntem, dil ve ırk farklılıklarını din gibi anlayıp ötekilerini dışlayan, tekfir eden ve katlını vacip gören insanlar için frenleyici, düşündürücü, yumuşatıcı bir etki yapabileceğini umuyor, hepimizin farklılıklar ile ilgili daha sağlıklı bir formül bulmamıza katkı sunacağını temenni ediyorum.

Kaynak: Timeturk.com

Dip notlar:

-1سختگیری و تعصب خامی است

تا  جنینی، کارخون آشامی است

 

-2عقد الخلائق فی الاله عقائدا

و انا اعتقدت جمیع ما عقدوه

-3سخنها چون به وفق منزل افتاد

 در افهام خلایق مشکل افتاد

-4از نظرگاه است ای مغز وجود

اختلاف مؤمن و گبر و یهود

-5چه تدبیر ای مسلمان که من خود را نمی دانم

نه ترسایم، نه یهودیم نه من گبرم نه مسلمانم

نه شرقیم نه غربیم نه علویم نه سفلیم

نه از ارکان طبیعیم نه از افلاک کیهانم

نه ازهندم نه از چینم نه از بلغار و سقسینم

نه از ملک عراقینم نه از خاک خراسانم

نشانم بی نشان باشد مکانم لا مکان باشد

نه تن باشد نه جان باشد که من خود جان جانانم

دوئی راچون بیرون کردم، دو عالم را یکی کردم

یکی بینم، یکی جویم، یکی دانم، یکی خوانم

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.