1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Ariflerin Bayramı
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Ariflerin Bayramı

A+A-

Büyük arifler için Ramazan ayı bayramdır. Çünkü onlara göre en büyük nimetlerden biri Ramazan ayı ve en büyük faziletlerden biri de bu ayda bize bahşedilen oruçtur.

Hiçbir zaman diliminin büyüklüğü, Ramazan ayının azametine denk gelemez. Bu ay, Kur'an'nın nazil olduğu ve Kadir gecesinin bulunduğu aydır. Bu ayda Kur'an ile beraber olanlar, onunla birlikte yücelirler. Bu ayın kadrini bilenler, bin gecelik mesafeyi bir gecede kat ederler. Bu büyük nimet Müslümanlara nasip olmuş. Bu nimetin azametinin farkına varanlar, bu ayı bayram bilirler. Bu bir bilinç meselesidir. Bu ayın büyüklüğünün bilincine ulaşma ve bu muazzam imkandan yararlanma bilinci. Bu bilinç, bir bayram sevinci oluşturur sahiplerinde. 

Ramazan ayının azametinin bilincine varanlar, öylesine büyük bir verimlilik ve karlılık elde ederler ki, edindikleri birikim, kazandıkları servet onlarda bayram neşesi ve heyecanı oluşturur. Onların Ramazan ayını bayram olarak görmelerini sağlayan şey, dünyanın en kazançlı insanı olmanın getirdiği sevinçtir. Çünkü insan ebedi yolculuğa giden bir yolcudur ve bu uzun yolun ihtiyaç duyduğu hazırlık ve erzakı bir aylık gibi kısa bir sürede edinme imkanını Allah sunmuştur onlara. Bu imkanın farkına varanlar, doğal olarak bu ayı bayram telakki ederler. Bu azim fırsattan yararlananlar, kendilerine sunulan nimetin farkında olanlardır.

Ramazan bilinci vasat olanlar, Ramazan'ın sonundaki bayramda sevinirler ve haklarıdır da ama velilerin asıl sevinci Ramazanın kendisindedir. Bu yüzden Ramazan bitince hüzünlenirler. Çünkü muazzam düzeylerde kazanç sağladıkları ay bitmiştir. Allah'a olan misafirlik bitmiştir. İlahi sofra toplanmıştır. Allah'a nisbet olunan ay gitmiştir. Kur'an'ın inzal olduğu ay tamamlanmıştır. Onun için veliler ihsası gurbet halini yaşarlar.

Veliler, Ramazan ayındaki orucun takvaya, takvanın da insanı Allah'ın huzurundaki hak meclisine yücelttiğinin farkındadırlar. Takvanın insanı ulaştırdığı iki merhale vardır:

Birincisi, cennet ve onun maddi nimetleridir.

İkincisi, Allah'ın huzurundaki hak meclisine ulaşmaktır. Burada maddi nimetlerin ötesine geçilmiştir. Ruhani bir nimet söz konusudur. Likaüllah ruh ile ilgilidir. Ruhun ulaştığı makamdır. Allah'ın yakınında ve huzurunda bulunmak söz konusudur. Allah'a yakınlık maddi bir nimet ve haz değildir, manevi ve ruhi bir nimettir. Yüce bir makama nail olmak söz konusudur.

"Takva sahipleri cennetlerde ve ırmakların kenarında güçlü ve yüce Allah'ın huzurunda hak meclisindedirler." (Kamer 54)

Veliler, Ramazan ayının insanı bu makama ulaştırabilecek imkanlarla donatıldığının farkındadır ve bu farktan yararlanma bilincini taşıdıkları için bu ayı bayram telakki ederler. Muazzam bir imkanın sunulduğunu, bu imkanın insanı nerelere çıkaracağını derk ettikleri için çok haklı olarak bir sevinç içindedirler. Onların sevinci bizimkinden farklıdır. Onlar iftar sofralarının, birlikte iftar açmanın, iftarda ilahi nimetlerden yararlanmanın çok ötesinde bambaşka hazların ve kazanımların verdiği sevinci yaşıyorlar. 

Bu bilince ulaşmanın yolu herkese açıktır. Bu imkan kimseye has kılınmamıştır. İrade eden, azim gösteren herkes bu bilinci yakalayabilir, o hazzı tadabilir, büyük kazanımların verdiği sevinci yaşayabilir ve bayram edebilir.

Arifler ve veliler Allah'a olan sevgilerinden ötürü O'na ibadet ederler. İbadetleri ve itaatleri korkudan çok sevgidendir. Aynı sevgiyi ibadete karşı da duyarlar. Bir hadiste Peygamberimiz, "İnsanların en faziletlisi ibadete aşk duyan, onu kucaklayan, onu kalbiyle seven, ibadeti bütün vücuduyla hisseden, onun için vakit ayıran kimsedir. O artık dünyanın kolay veya zor olmasına aldırmaz" buyuruyor.

Aşk kelimesi Arapça'dır ve sarmaşık bitkisi için kullanılır. Sarmaşığın özelliği, ağaca sıkı sıkıya sarılarak büyümesi ve ağacı kuşatmasıdır. Sarıldığı ağacı öylesine kuşatır ve öylesine sarılır ki, bazen sarıldığı ağacı sarartır ve kurutur. Aşk kelimesinin ıstılahi anlamı, sarmaşığın bu özelliğinden alınmaktadır. Aşık, maşukuna sıkı sıkıya sarılır.Aşkta bağlanmak vardır. Birisine veya bir şeye bağlanan insana bu sebeple aşık denmiştir.

Veliler ibadete aşıktır. Oruca ise daha fazla aşıktır. Çünkü orucu Allah kendisine isnad etmiştir. Ramazan ayı şehrüllahtır ve müminler bu ayda Allah'ın ziyafetine davet edilmişlerdir.

Velilerin bu aydaki bayram sevinçleri oruç tutmaya olan aşklarından ve ziyafete davet edildikleri makamın büyüklüğünü idrak etmelerinden neşet etmektedir. Davet edilmek, onurlandırılmak demektir. Davet eden ne kadar büyükse, davet edilen de o oranda onurlandırılmış olur. Allah'tan daha büyük bir varlık olmadığına göre, O'nun tarafından davet edilmek de en büyük onurdur ve haklı olarak büyük bir bayramdır.

Çoğumuz, bu aydaki davetin sahibinin büyüklüğünden gaflette olduğumuz ve davet sahibini idrak etmedeki zafiyetimiz nedeniyle bu ayın kadrini takdir edemiyor ve bayram sevincini tadamıyoruz. Arifler ve veliler ziyafetin künhünü idrak ettikleri için bayram sevincini yaşıyor ve onun için bu ay bittiğinde hüzünleniyorlar. Çünkü o büyük onurlandırma süresi sona ermiştir. Ramazanın bitmesi demek, ziyafetullahın sona ermesi demektir.

Ariflerin ibadete ve dünyaya bakışlarındaki farklılık, hayat telakkilerindeki farktan kaynaklanıyor. Onlar başka bir zaviyeden bakıyorlar. Onlar Ramazanda ne yiyip içeceklerine, bayramda ne giyeceklerine bakmıyorlar. Hz. Ali Ammar bin. Yasir'in derin bir ah çektiğini görünce bunun nedeninin sormuş ve eğer bu ahın ahiret içinse ne mutlu sana ve eğer dünya içinse ben sana dünyayı tanımlayayım diyor ve açıklamasının devamında konuyu yiyecek ve içeceğe getiriyor. Dünyada en güzel yemeğin saf ve süzme bal olduğunu en güzel giysinin de ipekten elbise olduğunu ve her ikisinin de böcek ve arı mahsulu olduğunu söylüyor.

Böcek ve arı mahsuluna sahip olmamak için ah çekilir mi? Akıllı insan dünya için ah çekmez; onlar ahiret için üzülür ve ah çeker.

Arifler her nefes Hakk'ı anımsar ve bunun için her nefes alıp vermeyi iki bayram telakki eder. Büyük şair Sa'di de bu konuya işaretle içeri çekilen her nefes hayatın devamını, dışarıya salınan her nefes rahatlamayı sağlar. Öyleyse her nefes alıp vermek iki büyük nimettir ve her nimet bir şükrü iktiza eder. Bunun için arifler her nefes alıp vermeyi iki bayram telakki eder. Zira her alınıp verilen nefes, Hakk'ı anmaya imkan verir.

Arifler, fani olana değil, baki olana bakar. Fani olana değil, baki olana bağlanır. Büyük Şair Nizami-yi Gencevi Beş Hazine adlı manzum eserinde Leyla ve Mecnun hikayesi üzerinden hakiki ve mecazi aşkı işlerken Leyla'nın hastalanıp ölüm döşeğine yattığında annesine Mecnun'a ulaştırmak üzere söylediği vasiyetini dile getirir. Leyla, "Anne! Mesajımı Mecnun'a ilet ve ona de ki, eğer birine ilgi ve alaka duyup bağlanmak istediğinde ateşinin yükselmesiyle hayatını yitiren bir varlığa bağlanma. İnsana yazıktır müteğayyir/değişen bir varlığa gönül bağlasın." Diye vasiyet ediyor.

İnsan ne kendisine ne de Allah'ın dışındaki bir varlığa gönül bağlamamalıdır. Çünkü Allah'ın dışındaki hiçbir varlık insanın mükafatını veremez.

Orucun mükafatı da likaüllahtır.

Bu mübarek ayın azametini idrak etmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.