1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. ARAP- MEVALİ İLİŞKİLERİ ve IRKÇILIK
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

ARAP- MEVALİ İLİŞKİLERİ ve IRKÇILIK

A+A-

 

Cahiliye döneminde Arap yarımadasında insanlar hür, köle ve mevali olmak üzere üç kategoriye ayrılıyordu. Bu dönemde mevali hürler ve köleler arasında bulunuyordu. Ayrıca Araplarda evlat edinme ve kölelik vardı.

Araplar cahiliye döneminden İslami döneme geçince, bu dönemin özgül şartlarına bağlı olarak, vela çeşitleri ortaya çıktı

1-İnanç velası

2-Köle ile efendi arasındaki vela ilişkisi

3- Azaldık velası.

4- İki hür taraf arasında yapılan vela.

İki hür taraf arasında yapılan velanın üç şekli vardır.

1-Bir kimsenin Müslüman eliyle Müslüman olması.

2- Acem ve Araplar arasındaki akit.

3- Kabilenin oturduğu yerde bir süre kalanlar.

Vela kelimesinden türeyen mevali genellikle Arap olmayanlara verilen isimdir. Arap olmayanların bir kısmı köleleştirilirken bir kısmı da hür statüsünde olmuştur. Arap toplumunda Arap olmayanlar statülerini kaybetmemek için Arapları Mevla kabul ediyorlardı. Bir Arap kabilesinin aracılığı ile Müslümanlığı kabul edenler onların mevlası sayılıyordu.

Arap- mevali ilişkileri aslında ırkçılıktan beslenen bir alt yapıyı barındırıyordu. Hz. Peygamber, Ebu Zer’i Bilal’i annesinden dolayı ayıplamasını cahiliye adeti olarak tanımlayıp uyarmıştır. Çünkü Hz. Peygamber ırkçılığı cahiliye anlayışı olarak görüp Müslümanları uyarmıştır. “Asabiye duygusuyla öfkelenen, asabiye uğruna savaşırken yahut asabiye davası güderken ölen kimse cahiliye üzerine ölmüştür.”

Halifeler döneminde mevaliler siyasi cinayetlere karışmışlardır. Hz. Ömer mevaliden birisi tarafından öldürülmüştür. Hz. Osman dönemindeki iç karışıklıklarda mevaliden olan kimselerinde önemli katkısı vardır. Hz. Ömer Araplar ile mevali arasındaki ilişkilerde adil bir tutum takınmıştır. Örneğin mevaliden olan Bilal ile görüşüp Arap olan Ebu Süfyan’ı bekletmiştir. Hz. Ebu Bekir’de gelirleri hiçbir ayırım yapmadan dağıtıyordu. Hz. Ömer’de Bedir Savaşına katılmış mevaliye Araplarla aynı davranmıştır. Hz. Ali’de Araplarla mevali arasında hiçbir ayırım yapmamıştır. Hz. Osman döneminde genellikle akrabalarının devlet görevlerine atanması hoşnutsuzluk yaratmıştır. Emeviler döneminde Arap ırkçılığının ortaya çıkması mevalilere yaklaşımı da derinden etkilemiştir. Gayrimüslimlerden alınması gereken cizyenin Arap olmayan mevaliden de alınması büyük tepki yaratmıştı. Emevi yöneticilerinin vergileri artırması ve vergi toplamada kullanılan sert yöntemler halkı yönetime karşı öfkelendirmişti. Mevaliden grupların merkeze doğru yürümesi sonucunda belirli bir güç oluşturmaları ve mevalilere karşı güdülen ayırımcı politikalar, daha ziyade isyanların bu gruplar arasında çıkmasına neden oluyordu.

Arap- mevali ilişkilerini günümüze tercüme ettiğimizde karşımıza ırkçılık ve buna bağlı olarak gündeme gelen asimilasyon ve ötekileştirme politikaları çıkmaktadır. Mevali Müslüman olsa da Araplar tarafından ötekileştirilmeye başlamışlardı. Emeviler döneminde ortaya çıkan Arap ırkçılığı ötekileştirmenin en önemli kanıtlarındandır.

Öte yandan Arap dışı unsurların devreye girmesiyle zenginleşen ilim ve felsefe geleneğinin oluşmasında mevalilerin büyük katkısı olmuştur. İslam dinin ırkçılığı kesin olarak yasaklamasına karşın toplumsal şuurda kesintisiz bir şekilde yaşandığı açıktır. Özellikle Emevilerin iktidara gelmesiyle kurumsallaşan yönetim biçimi bunu göstermektedir.

Kabile değerlerinin öne çıkması kuşku yok ki, Cahiliye geleneği ile yakından bağlantılıdır. Hz. Peygamberin vefatından bir süre sonra kabileciliğe dayalı siyasal anlayışın canlanması, bu geleneğin gücünü ve sürekliliğini göstermektedir. Siyasal anlamda imamların Kureyş’ten olma zorunluluğu da Arap –Mevali ilişkilerindeki siyasal hesaplaşmanın sonucu olarak görülebilir. Bu anlayış iktidarın sürekli Araplarda kalmasını destekleyen bir felsefeyi temellendirerek, Arap dışı güçlerin iktidarını meşru alanın dışına itiyordu.

Etnik kökenden olmayı ayrıcalıklı bir sosyal konuma sahip olmanın aracı olarak bütün anlayışlar, ideolojiler ve felsefi yaklaşımlar İslam inancında yer bulamaz. Ancak modern zamanlarda bu anlayış ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla, devletin temel ideolojisini oluşturdu. İnsanları kendi seçmedikleri etnik aidiyetleri üzerinden değerlendirmek, aşağılamak ve yüceltmek İslam ahlakına aykırıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.