1. YAZARLAR

  2. Cengiz ÇANDAR

  3. 'Arap Baharı-İslamcı Kışı' ve 'Otoriterleşme'...
Cengiz ÇANDAR

Cengiz ÇANDAR

Cengiz ÇANDAR
Yazarın Tüm Yazıları >

'Arap Baharı-İslamcı Kışı' ve 'Otoriterleşme'...

A+A-

Önce Libya, ardından Suriye'de yaşanan kanlı gelişmeler, olan-bitenin pek de 'bahar'la açıklanamayacağını ortaya koydu.

Arap Devrimi’nin fitili bundan iki yıl önce Tunus’ta yakılmıştı. Olayların uzun yıllar ülkeye hükmetmiş olan otoriter rejimi öylesine çabuk yıkacağını kimse tahmin edememişti. Benzeri durum, çok geçmeden en büyük ve lider Arap ülkesi Mısır’a sıçrayıp, bir başka uzun, otoriter rejimi, Hüsnü Mübarek’i nispeten kansız biçimde alaşağı edince, gelişmelere ‘Arap Baharı’ etiketi yapıştırıldı.

Önce Libya, ardından Suriye’de yaşanan kanlı gelişmeler, olan-bitenin pek de ‘bahar’la açıklanamayacağını ortaya koydu. Bu kez, eski kuşak Arap düşünürleri –Muhammed Hasaneyn Heykel gibi- Batı’nın (emperyalizm ile eşanlamda) bölgeyi yeniden dizayn etmek istediğini ve Ortadoğu ve Müslüman toplumların bir ‘yeni Sykes-Picot’ ile karşı karşıya bulunduğunu öne sürdüler.

Kendi payıma, bu görüşlere katılmadım. Gelişmeler Mısır’a sıçradığından ve zafere ulaştığından beri, tam tersine, ‘Arap Devrimi’ni ‘Sykes-Picot düzeni’nin yani Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölgeye eski sömürgeci güçler tarafından empoze edilen ve bölgeyi ve halkları bölen düzenin tersine çevrilmesi süreci olarak gördüm.

Kimi yerde kanlı, sancılı, inişli-çıkışlı çok sarsıntılı ve çok ama çok uzun bir sürecin ilk halkaları gibi gördüm Tunus’ta başlayan gelişmeleri. Nihai olarak, Birinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan bölünmeleri büyük ölçüde ortadan kaldırmaya aday, uzun, upuzun, ne zaman, nasıl biteceğini şimdiden kestirmenin mümkün olmadığı bir süreç. Buna, bizzat içinde yer alan aktörlerin ve Arap entelijensiyasının benimsediği sıfat ile ‘Arap Devrimi’ ya da ‘Arap devrimleri’ diye bakmanın daha uygun olduğunu düşündüm.

ABD’nin en saygın kuruluşlarından Wilson Center, ‘Arap Baharı, Beklentileri Karşıladı mı?’ sorusuna ABD, Batı, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’dan 39 uzmanın görüşlerine başvurarak, ‘ikinci yıldönümü’nde cevap aramış. Görüşler muhtelif.

‘İslamcı kış’a dönüş

Bu arada dünyanın sayılı İslamologlarından sayılan Olivier Roy’nın The New Statesman dergisinde ‘The Myth of Islamic Winter’ (İslami Kış Miti) başlıklı çok çarpıcı bir makalesi yayımlandı. Olivier Roy, Mısır’da Müslüman Kardeşler ve Tunus’ta an-Nahda iktidar tecrübelerini değerlendiriyor. ‘Arap Baharı’nın kimileri için bir ‘İslamcı Kış’a dönüşmüş olması telmihinde bulunarak.

Yazısının ilk bölümü, Türkiye’de Tayyip Erdoğan ve Ak Parti üzerinden yürüyen ‘otoriterleşme eğilimleri’ tartışmasına da ışık tutacak nitelikte.

Şunları yazıyor:
“Tunus’ta, Mısır’da olduğu gibi, oy sandığı aracılığıyla iktidara gelen İslamcılar, popülaritelerinin eridiğini görüyorlar ve iktidara otoriter önlemlerle asılmak eğilimindeler. Ama Arap Baharı’nın mirasıyla uğraşmak zorundalar. Yeni bir siyasi kültürle karşı karşıyalar: Hükümetle aynı görüşte olmayan insanlar sokaklara çıkıyor ve kurulu iktidara bağlılık ve saygı olmadığı gibi, ordu ve polis artık onlarda korku uyandırmıyor.

‘Otoriter dönüşüm’

İslamcılar müttefik aramaya mecburlar, zira ne orduyu ne de dini alanı denetleyebiliyorlar. Eğer, Selefiler ve asker arasında müttefik bulabilirlerse de bu ikisi onların hükmetmesine izin vermeye razı değiller. Burada iktidara ilişkin klasik mantık egemen; egemen iktidar gücü iktidarı el değiştirmesini kabullenmiyor ve dolayısıyla konumunu gerekli olan her araçla korumaya çalışıyor. Dahası, sokaktaki duyguya hitap ederek ayakta kalmasına imkân verecek bir devrimci dinamik halk arasında mevcut değil.

Bu otoriter dönüşümün doğasının tam olarak ne olduğunu kavramak ilginç, çünkü çoğunlukla Mısır’daki Müslüman Kardeşler ve Tunus’taki an-Nahda ile bağlantısı kurulan ‘İslam Devrimi’ni pek andırmıyor. Tam tersine, bu, muhafazakâr ve paradoksal olarak Batı yanlısı bir ‘karşı-devrim’. Mısır’ı ele alalım. Eğer Cumhurbaşkanı Muhammed Morsi, Tahrir Meydanı’nda yeni Mübarek olarak (yeni Humeyni olarak değil) lanetleniyorsa, muhalifleri onun klasik yöntemlerle (askere başvurarak ve devlet cihazını kontrol ederek) bir otoriter rejim gütmeyi amaçladığını kavradıkları için ona öyle davranıyorlar.

Mısır rejiminin seçmen ve toplumsal tabanı devrimci değil. Arap Baharı’nın temel aktörleriyle bir uzlaşmaya ulaşmaya gayret etmek yerine, Morsi, yeni düzenin tüm destekçilerini yanına çekmeye çalışıyor. Kurmakta olduğu koalisyon, iş dünyası, asker, Selefiler ve anarşiden bıkmış ‘halkın’ öylesine unsurlarına dayanıyor.

Morsi’nin ekonomik modeli neo-liberal, çevresinde serbest pazar ekonomisine ant içmiş ‘Chicago çocuklar’ bulunuyor…”

‘Muhayyile’ gerektiriyor

Yazının tümü elbette ki Roy’un çarpıcı gözlemlerini daha iyi algılamak bakımından yararlı. Ancak, bu kadarı da Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’ye bakış açısının ne ve nasıl olması gerektiğine dair ipuçları taşıyor.

Bu tahlil ve gözlemin günümüz Türkiyesi’ne uyan ve uymayan yanlarını ayıklamak belli bir ‘muhayyile’ gerektiriyor.
‘Konu’yu ‘Arap Baharı-İslamcı Kışı’ bağlamında önümüzdeki günlerde ele almaya devam edeceğiz.

Not: Ertuğrul Özkök, dün Hürriyet’teki yazısında benim Mezopotamya Ekspresi kitabının bir bölümüne ilişkin açıklamalar yapmış ve kitabın okunması gerektiğinin altını çizerek okunması tavsiyesinde bulunmuş. Ancak, alıntı yaptığı bölümlerde temel bir hata da yapmış. Talabani’nin 1991’de Türkiye’ye gelişi haberinin Turgut Özal’ın Moskova seyahatinde ortaya çıktığını, kitaba dayanarak yer verirken “Tabii ki olay uçaktaki gazetecilerden en çok Cengiz Çandar’ı ilgilendiriyor. O günlerde Talabani ve Barzani ile görüşüp bazı mesajlar getirdiği halde, böyle bir ziyaretten haberinin olmaması canını sıkıyor” şeklinde cümleler kullanmış.

Okurlara tavsiye ettiği kitabı kendisinin dikkatli okumadığı anlaşılıyor. Benim o ziyaretten haberim vardı. O ziyareti organize eden zaten bendim. Bu da zaten kitabın onun gönderme yaptığı bölümünde ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Dolayısıyla canımın sıkılması filan söz konusu olamaz, değildi de zaten. Özkök’e daha dikkatli bir okuma yapmasını ve bu tür yanlışlardan sakınmasını tavsiye ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar