1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Anti-semitizm meselesi
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Anti-semitizm meselesi

A+A-

Söyleyeceğimizi hemen söyleyelim. Bu topraklarda zihniyet açısından değişmezlerin Ermeni, Yahudi olma metaforuyla, Türklerin azınlıkları algılamasıyla yakından ilgisi vardır. Türkiye'de "iksenafobi"nin,"şüphe"nin, "öteki tanımı"nın dinsel olana, gayri müslime yönelmesini siyasi kültürümüzün en önemli sürekliliklerinden birisidir.

Gazze konusundaki doğal ve haklı kimi tepkileri tartışırken, bir yönüyle anti-semitizme yataklık yapan bu zihniyeti, bu zihniyetin kısmi alevlenmesini gözardı etmemek gerekiyor.

2005'te yaptığım bir saha araştırması TESEV yayınlarından "Çağdaşlık Hurafe Kaldırmaz" başlığıyla yayınlanmıştı. Çalışma, değişim ile zihniyet arasındaki ilişkileri ele alıyordu. Doğal olarak değişmezler ya da değişmeyenler üzerine de eğilmişti...

Bulgular bizi şu satırları yazmaya itmiş:

"Değişmezlere bakıldığında, dinsel-etnik 'öteki' olarak Musevilik, İslami-muhafazakâr kimliğin yapıştırıcısı işlevini sürdürüyor. Hatta bu 'anti-semit' boyutlara varan bir düzenlilikle karşımıza çıkıyor. Bu durum, aktörlerin zihni yapısında milli-dini aşkın değerlerin hükümranlığını sürdürdüğünü gösteren verilerden birisidir. Nitekim Musevi tanımlanırken devreye giren ve öteki kimliğini tekil özne kılan (örneğin Musevilik ve Museviler arasında ayrım yapmayan) topyekün bakış, bir anlamda muhafazakâr aktörün kendi kimliğine topyekün bakışının bir yansımasıdır..."

Bugün de bu hastalığın ipuçlarını, özellikle İsrail devlet politikalarıyla Yahudi olmayı özdeş kılan tavırlarda, sağda solda görüyoruz...

Tek sorun alanı anti-semitik eğilimler değil...

2005'ten bugüne somut olarak yaşananlar, Ermeni meselesinin de, zihniyete ilişkin değişmezler açısından bir kaldıraç işlevi gördüğünü gösterir. Karşımıza üç katmanlı bir yapı çıkarır...

Bu üç katman her gayri müslim grup için farklı içeriklerle, ama aynı mekanizmayla çalışır.

Ermeni meselesinde o araştırmadan, üç katmanlı yapı açısından şu sonuçlar çıkmış:

İlk katman Ermeni soykırımı iddialarının Türk kimliği, tarihsel bellek, yaşanmış acılar, milli asalet gibi unsurlara gönderme yapılarak reddedilmesidir. Soykırım ile geçmişleri ve ataları arasında bağlantı kurulmasını kimliklerine yönelik bir tahkir olarak algılayan denekler benzer görüşler dile getirmişler.

İkinci katman, soykırım tanınmasına yönelik taleplerin 'mazlum ve mağdur olma duygusu'nu besleyerek bir 'tersten ötekileşme süreci'ne dönüştürmesi ve bu çerçevede kimlik-milliyetçilik ilişkisini harekete geçirmesidir:

Üçüncü katman ise tek tek sevilen ve benimsenen Türkiyeli Ermenilere topluluk olarak kuşkucu ve dışlayıcı bir şekilde yaklaşılmasıdır. Bu durum zihniyet açısından millet-insan özdeşliğinin ya da siyasi kültürümüzün "öteki" ve "ötekileştirme"yle ilgili yansımaları olarak karşımıza çıkar.

O araştırma sırasında görüşülen kişilerin Ermenilerle ilgili farklı şu görüşleri arka arkaya sıralamasının bir anlamı olacaktır, kuşkusuz:

"Soya çekme diye bir şey vardır, belli olmaz, yani bir yerde bir şey söylerken görürsem bunları. Samimiler mi diye dikkat ederim..."

"Ermeni, Yahudi asker, hâkim hiç olmaz. Olur mu öyle şey, gayrimüslim onlar..."

"Bizim ordumuzda, hâkimlerimizde, savcılarımızda hiç gayrimüslim olmaması normal, çünkü her devlet kendisine yakın olanları içine almak ister. Arkadan vurulmak istemez..."

"Bize çocukken diyorlardı ki Hıristiyan çocuklarını alıp sahte imam diye yetiştiriyorlar deniyordu. Olduğuna inanırdım da bir Ermeni'nin Diyanet İşleri Başkanlığı'na geleceğini düşünmemiştim. Bunu kabul etmem mümkün değil, bir Müslüman olarak. Onu oraya getirenler utansın.

Ne de olsa..."

"Yahudi'ye tam güvenmem. Yahudi karakteri diye bir şey vardır..."

Bu duygular ve görüşler sadece konjonktürel nedenlerden kaynaklanmıyor, ortada ciddi yapısal sebepler de var...

Hiç kimse bu yapısal nedenleri milletin değerleri olarak savunma hakkına sahip değil... Ve yine hiç kimse bu ayrımcı, dışlayıcı, etnik temelli zihniyet hastalığını görmezden gelme lüksüne sahip değildir...

Sivas'ta İsrail'li bir futbolcunun eline Filistin bayrağı vermenin anlamını kimse geçiştirmemelidir...

Gazze'deki vahşet bizi tuzağa düşürmesin...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.