1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. ANAYASAYA  DAİR
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

ANAYASAYA  DAİR

A+A-

Nasreddin Hoca ya nispet edilen bir fıkra var. Fıkra şu, Hocayı zorla sevmediği bir kadınla evlendirirler. Düğün yapılır. Davul zurna çalınır, koçlar kesilir ziyafet verilir. Derken düğün son bulur. Geç saatlerde herkes evine gider, Hoca ve gelin başbaşa kalır.Gelin hocaya "Ben kime görüneyim kime görünmeyeyim." der. Hoca "Bana görünmede, kime görünürsen görün." der.
 
Sözü 12 Eylülde yapılması planlana Anayasa Referandumuna getirmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti anayasası, Cumhuriyetin kuruluş aşmasında halkın imanına, dinine, şeriatına aykırı bir şekilde yapılmıştır.Daha ilk kuruluş aşamasında bile halkın rızasına danışılmamıştır.Halka rağmen, Batılı efendileri nasıl olmasını öngörmüşlerse buradaki müstemleke komiteleri aynısını tasarlamışlar ve uygulamaya koymuşlardır. Halkın kültürü, özgürlüğü, yurdu ve tarihsel birikimi, uzun askeri, siyasi ve politik didişmelerden, sürtüşmelerden ve savaşlardan sonra askeri cunta ile istimlak edilmiştir. Malum Anayasa tuzakları bu zorbalıkların sonucunda hazırlanmışlardır. Dolayısıyla meşrutiyetleri yoktur. "Hüküm yalnız Allah ındır.", "Yasayı, kanunları ancak Allah kabul ederse meşru ve makul olur." Bundan başkası yetki hırsızlığıdır, zorbalıktır, tuğyandır, haydutluktur." diyen bir halk, ne başlangıçta ne ara dönemlerde ne de  12 Eylülde yapılması düşünülen referanduma tabii bir gözle bakmaz. Önceleri seçim sandıklarına gitmediği gibi, 12 Eylülde de gitmez. Anayasa taslakları bütün maddeleri ile kutsal kitabımız Kurana göre test edilmediği müddetçe de gitmeyecektir.
 
12 Eylül 1980 Darbe Anayasasında sıraladığımız gerekçelerle boykot etmiştik. Hatta rızası ile sandığa gitmenin "küfür" olduğunu duyurmuştuk.Bizim boykot gerekçemiz esasa dairdir. Yoksa BDP de olduğu gibi tafsilata dair değildir. BDP esasta, ideolojide ve zihinyette Türkiye Cumhuriyeti Anayasa taslaklarına karşı olmadığı gibi, aynı zamanda ateşli savunucusudurda. Anlaşamadıkları sadece birkaç madde yada yeni birkaç maddenin Anayasa metnine dahil edilmesidir. Bunada demokratik anayasa diye isim takar. Bizim, BDP nin Anayasanın ruhuna dokunmadan birkaç madde çıkarılarak veya eklenerek demokratik anayasa diye isimlendirilecek bir anayasa derdimiz yok. Bizim derdimiz, Türkiye Cumhuriyetinin askeri darbe anayasalarının dayandığı şirk ideolojisidir. Bizim derdimiz, milletimize ve halkımıza batılı kafirler tarafından musallat edilen şirk ideolojisinin toplumdan tasfiye etmek, halkı doğru bilinçlendirerek, halka güven vererek yapacağımız anayasa metinlerini ekseriyetimizin itikadı (ideolojisi) olan tevhid inancına göre sağlamasını yaparak hazırlamaktır. Bu ameliye şu aşamada mümkün görünmesede uzun bir değişim döneminde mümkün kılmak için sağlam, mühkem, doğru tedbirler almak ve yöntemler geliştirmektir. Asıl derdimiz bu. Yoksa biz 12 Eylülde yapılacak olan referandumda hayır cephesinde, evet cephesinde yer almayacağımız gibi, boykot cephesindede değiliz. 
 
Zira bu üç cephenin arasındaki kavga mevcut anayasanın aslına ve esasına dair değildir. Sadece ayrıntısına ve şekline dairdir. (Haram leş üzerindeki it dalaşıdır.) Bizim ise haram leşi bertaraf etmek diye bir derdimiz var. Hal böyle iken, her ara dönemde ısıtıp ısıtıp temcit pilavı gibi böyle meşru görmediğimiz bir taslağı halkımızın önüne koymanında bir anlamı yok. Şu iyi bilinmelidirki; istikbar cephesi ve küresel zorbalar, zaman zaman toplum mühendisliğini devreye sokarak halkı kendi canavarca çıkarları doğrultusunda dizayn ederler. 12 Eylülde yapılacak olan referandumuda bu plandan ayrı düşünmemek gerekir. Hemen hemen dünyadaki bütün devletlerde hür iradenin, özgür tercihin ve seçimin esamesi bile okunmazken böyle seçim, referandum dedikleri saçmalıklarla ezilenleri oyalıyorlar.Savaş teknolojisi ve ordular halklara hükmettği müddetçe, seçimden, hür iradeden ve özgür seçenekten bahsedilebilirmi? Kimi kandırıyosunuz. 
 
Derin erk habire anayasalar hazırladı. Yılan gibi zaman zaman kabuğunu değiştirdi. Halka kandan, göz yaşından, ızdıraptan, esaretten ve fakirlikten başka ne sağladı? Hayırcılar böyle. Peki evetçilerin programında siperdeki İlker Başbuğ ve Recep Tayip Erdoğan ın fotoğraflarından başka birşey varmı? Ya boykotçulara, bunlara da soralım. " Misak-ı Milli, yeminli sınırdır. Kimse tartışma konusu bile yapmasın." " Türk Bayrağı ortak değerimizdir." " Türk ordusu Kürdistanın her yeri dahil, iç ve dış güvenliğimizi sağlayan ordumuzdur. Buna karşı değiliz." " Atatürk'le bir alıp veremediğimiz yok. Hepimiz Atatürk'ün kültür milliyetçiliğini savunuruz." " Kürdistan devleti, ilkel kürt milliyetçilerinin hiçbir zaman gerçekleşemeyecek hayalidir." "Kürt halkına Türkiye Devleletin de sadece yasal vatandaşlığın dışında hiçbir şey gerekli değildir." "Cumhuriyet tarihi boyunca kürt halkına uygulanan jenositten Türkiye Devleti değil; Devlete başkaldıran gerici, feodal, kendi çıkarlarını düşünen kürt isyanları sorumlu ve suçludur." diyen İmralı mantığına itiraz edebiliyor musunuz? Hal böyle iken hayırcılardan, evetçilerden, boykotçulardan ve 12 Eylülde yapılacak olan Anayasa referandumundan ezilen halkımız adına ne talebimiz olabilirki?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.