1. YAZARLAR

  2. Selahattin Eş ÇAKIRGİL

  3. Amerika’nın, girift teknolojinin pençesinedüşmesi demek olan ‘11 Eylûl’,
Selahattin Eş ÇAKIRGİL

Selahattin Eş ÇAKIRGİL

dirilispostasi
Yazarın Tüm Yazıları >

Amerika’nın, girift teknolojinin pençesinedüşmesi demek olan ‘11 Eylûl’,

A+A-

11 Eylûl 2001 Saldırıları’nın 7. yıldönümü dolayısiyle dünya çapında yapılan yayınlar, kafaların bu konuda hâlâ da karmakarışık olduğunu gözler önüne bir daha serdi..
Komplo teorilerine kapılmayalım, ama, 11 Eylûl 2001’den sonraki 11 Eylûl’lerde olduğu gibi, internet-MSN bağlantılarının bütün dünyada günboyu kesilmesiyle, gizli güç odakları, o yıldönümünde o eylemi selamlıyorlar böylece.. Bu da herhalde ‘El’Qaide’ işi değil.. Belki, son derece girift olan iletişim teknolojisine yapılan bir müdahalenin sonucu gibi gözüküyor...
11 Eylûl Saldırıları üzerine Amerikan Başkanı Bush’un Texas’dan Nebreska’daki sığınaklara kaçırılışı sırasında, Amerikan hava kuvvetlerinin en gelişmiş uçağı olarak bilinen ve Başkan’a tahsis edildiği için, ‘Air Force One’ (Hava Kuvvetleri-1) diye anılan uçağın bilgisayar ekranına bile, devlet şifresinin çözülüp, ‘Sıra sende..’ diye bir tehdid ibaresinin yazılmış olması, mes’elenin Amerika’nın kendi içindeki bir hesablaşmanın eseri olduğunu daha bir düşündürtmelidir, her şeyden önce.. Bunlar resmen açıklanamaz elbette..
Amerikan Kongresi başta olmak üzere, birçok temel kuruluşa, USA Tarım Bakanlığı’nın mikrobioloji laboratuarlarında Pentagon için üretilmiş olan şarbon virüslerini paketleyip gönderen ve iki aydan fazla süren sosyal paniğin faili olarak sonra yakalanan Dr. White’den sonra bir haber oldu mu?
Büyük sosyal buhranlar esnasında, siyasetçilerin, toplumun dikkatini ‘dış tehlikelere çevirmek’ şeklindeki sosyal psikoloji taktiği bilinen bir yöntemdir.. Amerika da, sadece iç kamuoyunun değil, bütün dünyanın dikkatlerini inandırıcı sayılması-görülmesi gereken bir büyük tehlike odağına çevirmek taktiğinden niçin istifade etmesindi?
*
‘El-Qaide’ yoktur demiyorum.. Bu, Afganistan’da komünist işgale karşı verilen ‘cihad’ faaliyetleri içinde, merhûm Abdullah Azzâm’ın sağlığında ikinci-üçüncü planda kalan ve amma, yüzmilyonlarca ve hattâ milyarlarca dolarının olduğu söylenen Usâme bin Laden’in, o sıralarda çok da önemli sayılmayan bir teşkilatıydı..
Sonra, her fıkranın Nasreddin Hoca’ya atfedilmesi gibi, dünyanın çeşitli yerlerindeki özellikle bombalı eylem de, ya kamuflaj için taktik olarak, ya da sempati hasebiyle, ‘El’Qaide’ye nisbet edildi ve belki de bu örgütün hiçbir ilgi ve bilgisinin olmadığı birtakım küçük eylem grupları bile, kendilerini, etkili ve yetkili göstermek için, ‘El’Qaide’nin ‘filan coğrafyadaki temsilcisi’ olarak ilân ettiler..
‘11 Eylûl Saldırıları’ndan 7 yıl sonra, dünyanın bu saldırıya hâlâ şüpheyle baktığı ve bu konudaki Amerikan iddialarına inanılmadığı ortaya konuldu.. ‘World Public Opinion’ isimli bir kuruluş tarafından 17 ülkede yapılan bir kamuoyu araştırması da, dünya genelinde, Kenya ve Nijerya hariç, hiçbir ülkede, bu saldırıların ‘El’Qaide' işi olduğuna inanılmadığını gösterdi. Ayrıca, fransız yazar Eric Loran ‘11 Eylûl'ün Gizli Yönü’ ve alman yazar Mathias Bröckers da ‘Komplolar, komplo teorileri ve 11 Eylûl'ün sırları’ adlı eserlerinde bu saldırıların, dünya genelinde, ‘Bush yönetimindeki ‘şahinler’in projesi olduğuna inanıldığını dile getiriyorlar.
Saldırılar öncesinde, Amerika’ya çeşitli devletlerce bu ihtimale dair ihbarların yapılması da, sırf, bir bilgi kirlenmesi meydana getirmek taktiği olarak açıklanıyor..
Ayrıca, New York'taki enkaz kaldırma işinin özel bir şirkete verilip, enkazın delil toplamaya fırsat bırakmadan aceleyle kaldırılması ve Pentagon'a çarptığı söylenen uçağın boyutlarıyla, binanın duvarındaki iz’in birbirini tutmayışı hâlâ da izah edilebilmiş değil.. Keza, kaçırılan uçakların bir saat süreyle hiçbir radar tarafından görülememesi de bir ayrı sual.. Ve Bin Laden’in saklandığı gerekçesiyle Afganistan’ın işgali ve buna rağmen hâlâ yakalanamaması ve arkasından Irak’ın işgali ise, daha bir büyütüyor, soru işaretlerini..
*
New York Times gazetesi de 10 Eylûl günü, Ortadoğu’nun bütün büyük şehirlerinde yaptığı bir nabız yoklamasının sonuçlarını açıklıyordu.. Buna göre, Ortadoğu’luların büyük bir kısmı, ‘11 Eylûl’ün, CIA ve MOSSAD’ın işi olduğuna inanıyor ve Amerika’nın saldırıların terörizmle mücadele olduğuna asla inanmıyor..’ dediklerini yazıyordu.. NT, ‘Ortadoğu halklarının, genelde, ‘11 Eylûl’ün, Amerika’nın Müslüman coğrafyalarına saldırmak için tertib olunmuş bir entrika, bir desise olduğunda hemfikir olduklarını’ da söylüyordu..
Ayrıca, ‘İkiz Kuleler’de çalışan 4 bin yahudiden hiçbirinin o saldırı sırasında orada olmaması da bir ayrı büyük soru işareti...
O halde, Amerika kendi vatandaşlarını niye öldürüyordu? Çünkü, büyük bir lokmayı yutmak için girişilecek bir saldırının onu mâzur gösterecek büyüklükte olması gerekiyordu..
Bu arada, elbette, İslâm’ı, bir ‘terör dini’ olarak göstermeye hizmet edebilecek birtakım sorumsuz ve çılgın hareketler de olabilir. Nitekim, birtakım bombalama eylemlerini görünce, derin bir haz duyan, heyecanlanan tiplere her yerde rastlanıyor.. Dünkü The Times gazetesine göre, internetden parasız olarak indirilebilen bu bilgisayar oyununda, kullanıcılar, bir ‘kahraman Amerikan askeri’ni kontrol ediyor. Askerin vazifesi, ‘Müslümanları yok etmek’ olarak belirtiliyor. Amerikan askerinin amacı, yeryüzünde hiç Müslüman erkek ve kadının hayatta kalmadığından emin olmak.. Milyonlarca çocuk bu oyunu oynuyor, şimdi..
Bu internet oyunlarında, yokedilmesi gerekli düşman, Hitler ve naziler idi, körpe dimağlar onları yoketmeye şartlandırılıyordu; şimdi İslâm ve müslümanlar!
Bu şeytanî oyunlar, müslümanların korkmalarını değil, kendilerini sorgulamalarını ve haklılıklarını kavrayıp, savunmaları şuûrlarını daha bir geliştirmeli de..
Bu tehlikeyi görmüş olmalı ki, Almanya İçişl. Bak. Wolfgang Schaeuble, ‘dinleri istismar eden radikal eylemlerin sadece Müslümanlar tarafından değil, Hristiyanlar tarafından da sıkça yapıldığını, Hristiyanların şımarmamasını, Avrupalıların da farklı kültür ve dinleri bir tehdit değil, bir zenginlik olarak algılamaları gerektiğini, globalleşen dünyada farklı kültürlerin ve dinlerin birbirleriyle daha da yakınlaştığını’ hatırlatıyordu, 9 Eylûl günü, Berlin'de düzenlenen ‘Savunma Sanayii ve Güvenlik Politikası’ konulu toplantıda..
*
Öte yandan, Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in, Gürcistan’ın G. Ossetia’ya saldırıp, binlerce rus vatandaşını öldürmesinin de kendi ‘11 Eylûl’leri olduğunu ve ayrıca, ‘Gürcistan’ın NATO’ya üye olmasının tahrik edici olacağını ve NATO üyesi olsa bile, benzer tahriklere girişirse, Gürcistan’a saldırmaktan asla çekinmeyeceklerini’ açıklaması ve kendi haklılıklarını Amerika’nın ‘11 Eylûl’ sonrasındaki mantığına dayandırıp, aynı şekilde hareket edeceklerini açıklaması, dünya siyasetini tabiatiyle etkileyecektir..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.