1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Amerika, İsrail ve Kürd meselesi
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Amerika, İsrail ve Kürd meselesi

A+A-

Ak Parti iktidarıyla birlikte Türkiye-İsrail-Amerika ilişkilerinde en kötü seviyeden kötü seviyeye doğru bir ilerleme yaşandı, yaşanıyor.

Türkiye, Ak parti iktidarından önce Amerika'ya küçük bir isteğini kabul ettirmek için veya Amerika'nın hışmından emanda kalmak için İsrail'in tüm isteklerine boyun eğiyordu. Türkiye için Amerika'ya giden yol, İsrail'den geçiyordu. Bu durum, dolaylı olarak Avrupa için de geçerliydi.

Tarihi misyonu dikkate alındığında Türkiye gibi bir ülkenin soysuz ve haydut devlet mahiyetindeki İsrail'e bağımlılığı, zilletin en kötüsü idi.

Ak Parti iktidarının ayakları yere bastıkça, Amerika ve Avrupa ile kurduğu ve koruduğu ilişkiler üzerinden İsrail'e baskı yapmaya başladı. Amerika ile ilişkileri korumak için İsrail'e ödün veren Türkiye, Amerika'ya ödün vererek İsrail'i köşeye sıkıştıran bir Türkiye'ye dönüştü.

NATO'ya ait füze savunma sistemine bağlı radarların Türkiye'ye yerleştirilmesine ilişkin onayın, İsrail'e dönük yaptırımlarla eş zamanlı açıklanmasının tek anlamı budur. Amerika'nın Türkiye'ye karşı İsrail'e olan desteğini zayıflatmak veya Amerika'nın elini yaptırımlar konusunda bağlamak. Bir diğer ifadeyle Amerika'nın çıkarları ile İsrail'in çıkarlarını karşı karşıya getirerek ve bu çelişkiden yararlanarak İsrail'i köşeye sıkıştırmak. Nitekim Amerika, açıklanan yaptırımlar ve Erdoğan'ın muhtemel Gazze ziyareti konularında Türkiye'ye karşı açık bir tavır almadı.

Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini minimum düzeye indirmesi veya kesmesi, İsrail'i bölgede tecrit etmesi yerinde ve çok doğru bir siyasettir, Türkiye'nin tarihi misyonuna uygundur. Türkiye halkları ve İslam ümmeti açısından destek görmektedir. Ne var ki, bu olumlu yöne karşılık Amerika'ya ödün vermesi ve bu bağlamda radar sisteminin Türkiye'ye yerleştirilmesine onay vermesi kötü ve kabul edilemez bir siyasettir. İktidar, Amerika ve İsrail'i birlikte karşısına alacak kadar kendini güçlü görmeyebilir. Bu kadar güçlü olmadığı da doğrudur. Ama bu doğrunun karşılığı olarak yapılan iş, yanlıştır.

Radar sisteminin Türkiye'ye yerleştirilmesi, Türkiye'nin yarım olan istiklaline daha çok zarar verir ve onun Amerika'nın bölgedeki jandarması olduğu imajını güçlendirir ki, bu durum, Türkiye halkları için kabul edilemez. Amerika'nın Ortadoğu'ya egemen olmasından beri bölgede jandarmalarının olduğu siyasal bir gerçeklik. İran'daki Şah rejimi ve İsrail bu sıfatı hakkedenlerden. Türkiye için de bu sıfat kullanılır. Radar sisteminin Türkiye'ye yerleştirilmesi, Türkiye'nin Amerika'nın jandarması olduğuna ilişkin kaygı ve kanaatleri pekiştirir. İlan edilen onay kararını bu bakımdan şiddetle kınıyoruz. Bu, bir.

İkincisi, bu karar uzun vadede Türkiye'nin lehine olmaz. İran, Rusya, Pakistan ve Kuzey Kore gibi ülkelerle Türkiye'nin arasını uzun vadede açar. Batı ile Doğu arasında çıkabilecek gerginlikler ve çatışmalarda bu kararın sonuçları ağır olur. Türkiye halkları bunun bedelini ödemek zorunda kalır. Türkiye'yi Amerika ve Batıya yönelecek tehditlerin kalkanı haline getirir. İsrail'i köşeye sıkıştırmak için böyle bir bedel ödemek ne kadar doğrudur?

Doğru olan, Amerika'ya bedel ödemeden İsrail'e bedel ödetmektir. Bunu yapabilmek için de her şeyden önce Türkiye'nin kendi iç sorunlarını çözmüş olması, kendi içindeki bütünlüğü sağlamış olması gerekir. Yükselme trendini yakalamış olan Türkiye, eğer kendi iç sorunlarını da çözmüş olsaydı, Amerika'ya imtiyaz vermeden İsrail ile hesaplaşabilirdi.

İç sorunların başında da Kürd sorunu geliyor. Kürd sorunu, Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin yumuşak karnını oluşturuyor. Kürd sorununu siyasi ve barışçı yöntemlerle kesin çözüme kavuşturmadıkça, dış politikada tam bağımsız bir siyaset izlenemez.

 
İran, Irak ve Türkiye'nin dış politika güzergahında dış güçlere verdikleri önemli tavizler,bu ülkelerin Kürd sorunundan dolayı sıkıştıkları dönemlere denk gelir. Türkiye'nin Amerika ve NATO'ya, füze savunma sistemine ilişkin verdiği taviz, içerdeki Kürd meselesinden tamamen bağımsız değildir. Eğer bu sorun, barışçıl ve siyasi olarak çözülmüş olsaydı, Türkiye radar sistemini kabullenmeden de İsrail'e yaptırımlar uygulayabilirdi.

Ne yazık ki, devlet kibri, geleneği veya aklı Kürd sorununun siyasi çözümüne engel teşkil ediyor, siyasi çözüm için var olan imkanlardan yararlanmayı engelliyor.

Öcalan'ın yakalanması, Kürd sorununa siyasi olarak çözüm imkanının oluşması demekti Türkiye için. Öcalan yakalandığı zamandan bu yana Kürd sorunu veya en azından PKK sorunu için çözüm imkanının oluştuğuna dair inancımı koruyorum. Öcalan ile müzakerelerin neticeye yaklaştığı bir dönemde PKK'nin, eylemleri yeniden başlatması üzerine de iktidarın çatışmaya yönelmek yerine Öcalan'ın elini güçlendirerek ve siyasi çözümü önceleyerek karşılık vermesinin PKK'nin atağını boşa çıkaracağını, aksi gelişmenin eskiye dönüş olacağını dile getirdim.


Devlet ve iktidar, Öcalan üzerinden siyasi çözüme hız vermediği gibi, siyasi çözüme çok daha yakın alternatiflere de alan açmaya yanaşmıyor. Bu durum, kuralsız ve hukuksuz savaşı tırmandırıyor.

PKK'nin son Tunceli olayı, hukuk ve kural dışı savaşın ayak sesleri gibiydi. Maç yapan polisleri ve onları seyreden eşlerini öldürmek, çok kaygı verici bir gelişmedir. Genel olarak bütün silahlı örgütler kuralsız savaşır. PKK'nin de bu konudaki sabıkası hiç iyi değil. Tunceli olayı savaş hukuku, savaş ahlakı ve örfü ile hiçbir şekilde bağdaşmaz. Maç yapan eşini seyreden bir bayanı öldürmek İslam hukuku, beşeri hukuk, evrensel hukuk açılarından cinayet sayıldığı gibi Kürd halkının savaş örfü açısından da son derece kerih bir olaydır. Kürdlerin kültüründe hatta savaşa destek veren kadınlara bile dokunulmaz. PKK'nin Tunceli olayı, Kürdlerin savaş hukukuna ve örfüne karşı da büyük bir saygısızlıktır. Böyle kuralsız, hukuksuz ve ilkesiz çatışmalarla hangi siyasi sonuca ulaşılabilecek?

Her şeye rağmen, siyasal çözüm imkanlarını kullanmasıyla sorunun çözüm yoluna gireceğini yüksek sesle iktidara bildirmemiz gerekiyor. PKK'nin dışında ama PKK'yi de siyasal mücadele sınırları içine çekecek alternatif siyasi çözümleri zorlaması gerektiği yönünde iktidarın uyarılması gerekiyor. İktidarın, savaştan çok barış üzerinde kafa yorması gerektiği gerçeğini duyması gerekiyor.

İktidar bilmeli ki, Amerika'ya taviz vermeden İsrail'e baskı yapmanın yolu da Türkiye'nin komşularının elindeki kartları almanın yolu da annelerin gözyaşlarını durdurmanın yolu da Türkiye'nin kendi içinde barışı sağlamasından geçer. Barışın yolunu bulmak da birinci derecede iktidara düşer.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.