1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. Amellerinin Manevi Suretleri/Maarif
Amellerinin Manevi Suretleri/Maarif

Amellerinin Manevi Suretleri/Maarif

A+A-


 

Öteki alem, bu alemin hakikati, batıni ve melekutudur. Öyle ki, her bir varlık maddi ve hissedilebilir dış görünümünün yanı sıra bir de melekuti bir hakikat ve surete sahiptir ve bu maddi dünya hayatı boyunca insanın bu sureti bizler tarafından idrak olunamamaktadır.

 

Örneğin “gıybet” etmenin bir dış görünümü mevcuttur ve o da bir insanın başka bir insan ve mümin’in arkasından çekiştirmesidir. Fakat gıybetin gerçek yüzü Kur’an-ı Kerim’in tabiriyle insanın kendi ölü kardeşinin etini yemesi mesabesindedir. Nitekim Hucurat suresinin 12. Ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

“…Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”

Görüldüğü gibi ayet-i kerimede “gıybet”in çirkinliği açık bir şekilde beyan edilmiştir. Çünkü insan kesinlikle murdar birinin etini yemeyi kötü bilmektedir.

Murdarlar içinde murdar insanın etini yemek daha korkunç bir şey.

Özellikle murdar olan şahıs eğer insanın kendi öz be öz kardeşi olursa bu daha korkunç ve çirkef olur.

İnsan’ın yemesi için helal ve temiz bir yığın gıda maddesi dururken insanın kendi kardeşinin etini yemesi iğrençtir.

Görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim, “gıybet”te bulunmanın kötülük ve çirkefliğini beyan etmede çok sarih bir dil kullanmıştır.

Kur’an-ı Kerim bir başka ayette ise yetim hakkı yemeyi ateş yemeye benzetmekte ve bu ateşin pek yakında insanın içinden alevleneceğini açıklamaktadır. Nisa suresinin 10. Ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.”

Elbette bu maddi dünyada, insanların gerçek simasını, hakikatini görebilecek bir takım insanlar mevcut olsa da insanlar genellikle dünya hayatı boyunca eşyanın mahiyetini kavramaya muktedir değillerdir. Fakat ölümden sonra tüm insanlar böyle bir gücü elde etmekte ve eşyanın gerçeğini kavrayabilmektedirler. Bu durumda kendi sahih inanç ve itikadları, beğenilmiş sıfat ve huyları ve salih amelleri en güzel suretlerde ve en güzel, çekici kokular içinde tecessüm etmektedir. Fakat yanlış inançlar, ahlaki rezaletler, çirkin ameller ve günahlar en çirkin simalarda müşahede edilecekler.. Namaz, oruç, hac ve öteki salih ameller onun karşısında tecessüm bulmakta, tehlikeler ve şeytanlar karşısında onu savunmaktalar.

Emir’ul Muminin Ali (ra)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: İnsan eğer Allah dostu olursa mezarda çok güzel yüzlü, yakışıklı, güzel kokulu biri onun yanına gelerek der ki, ruh bahşedici ilahi nesimlerden, güzel kokulu çiçeklerden ve nimet dolu cennetten ötürü sana müjdeler olsun. Allah’ın velisi, onun kim olduğunu sorar ve o da der ki, ben senin salih amellerinim ki, dünyadan cennete doğru geldim. Ölen kişi eğer Allah düşmanı ise onun yanına gelecek olan kimse en kötü giysiler içinde, en kötü kokularla ölen kişiye der ki, kaynar su ve cehenneme girmek senin hakkın olsun…”

Öteki hayatta insanın amelinin bu şekilde tecessüm etmesinin yanı sıra inançları da aynen bu şekilde tecessüm edecektir.

♦  Ufkumuz maarif grubu tarafından tedvin edilmiştir.

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.