1. YAZARLAR

  2. Yıldıray OĞUR

  3. Aman ne olur oylar bölünmesin
Yıldıray OĞUR

Yıldıray OĞUR

Türkiye Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Aman ne olur oylar bölünmesin

A+A-

Emel Sayın’ın Mavi Boncuk filminde halıya sarılıp kaçırılması, Hüseyin Aygün’ün Munzur Dağlarında PKK’lı arkadaşlarla oynadığı “Gezme ceylan bu dağlarda” klip çekimlerinin ardından yakın tarihimizin en acımasız kaçırılma hikâyesinin mağduru,  20 arama noktasından geçirilerek gayba karıştırılmış daha sonra da evine ensesinde bir çiple ışınlanmış Barbaros Şansal’ın “palalı adam bir gün” hikâyesini anlattığı Bağdat Caddesi forumu videosunu izlemişsinizdir.

Şansal’ın “Bu işi CHP’liler organize etti” hikâyesini unutun. Esas o forumda o hikâyeyi anlattıktan sonra bir ablanın verdiği tepkiyi hatırlayın: Keşke bunu burada anlatmasaydın.

Gezi Ruhu denen dört harflilerden hâlâ etrafımızda dolaşan en eli oraklısı, en çarpık bacaklısı işte o ablanın amaca kilitlenmiş politik Makyavelizmi.

Devrime Koç Holding’le yürümenin bile tuhaf karşılanmadığı bu “Söz konusu olan Erdoğan iktidarından kurtulmaksa gerisi teferruattır” koalisyonunun yeni hedefi yerel seçimlerde İstanbul’u AKP’den almak. Tencere-kapak isabetinde bir adayları da var şimdi. Makyavel yaşasa Prens Cesare Borgia yerine kitabını ithaf edeceği Mustafa Sarıgül.

Şimdiden solcu yazarlar köşelerine mendil serip onun için oy dileniyor, Gezi Ayaklanması’na haysiyet ayaklanması diyen sosyalist akademisyen onun için taktikler geliştiriyor, gazeteciler gazeteciliklerini unutup “oylar bölünmesin” çağrıları yapıyor, holding patronları evlerinde toplantılar düzenliyor, eski Ergenekon sanıkları Kürt siyasetine “güçlü aday çıkarmayın” telkinlerinde bulunuyor.

Çoğuna şaşırma hissimizi kaybettik. Ama birine hâlâ alışmak zor. O da “Oylar bölünmesin” derken kastedilen oyların Kürtlerin ve Kemalistlerin oyları olması. O oylar 1924’te bölünmemiş miydi sahi?

Kürtlerin mahkemede kendini Kürtçe savunmasına bile Meclis’te direnmiş bir partiyle yerel seçimlerde ittifak için “ilkeler üzerine oturup konuşma” kapısını açık tutarken, özel okulda Kürtçe eğitim yasası getiren partiye düşman olmak, CHP ve BDP elitlerini birbirine bağlayan o görünmez çelik halatlar hâlâ  anlaşılmaz ve hâlâ çok şaşırtıcı.

Belki de Sarıgül bir mektup da BDP’ye yazıp belediye başkanı seçilirse Kürtlerin çoğunlukta olduğu ilçelere özerklik vereceğini bile vadetmiştir.

Ondan beklenmeyecek bir açılım değil bu. Belki şimdi Gezi heyecanıyla unutulmuştur. Solcu yazarların, entelektüellerin hatta bazı Kürt siyasilerin AKP karşısındaki umudu Sarıgül, Şişli Belediye Başkanlığı’na geldiyse sağa sola yazdığı o mektupların da etkisi olmuştur şüphesiz.

Mektuplarda seçimler için destek isteyen Sarıgül ‘‘Şişli'de en önemli sorun yapılacak seçimlerde oyların bölünmemesidir. İdeolojiler, partiler ve politik görüşler artık gerilerde kalmaktadır. Becerikli insanlar ortaya çıkmaktadır” derken epey ileri görüşlü.

Sağa sola derken lafın gelişi değil. O mektuplardan birini o zamanlar Aydınlık Türkiye Partisi genel başkanı olan Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş’e yazmış Sarıgül ve şöyle demiş: "Sizler ve bizler gibiler oldukça bu ülkede milliyetçiliğin ve Türkçülüğün önü kesilemez. Ülkücü camia Şişli'de de çok güçlü ama dağılmıştır. Bu dağınıklığı toparlamak amacıyla sizinle birlikte mücadele etmeye hazırım."

Mektuplardan diğerinin gittiği adres ise İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği ÖNDER’in Genel Başkanı İbrahim Solmaz. Ona da şöyle demiş Sarıgül:

"İmam hatiplilerin orta kısmının kapatılması tamamen saçmalık, hatta dinsizlik. Kim diyebilir ki, imam hatip mezunları devlete ve millete karşı suç işlemektedir? Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Bey (Özkan) üzerinde bazı baskılar olmalı ki, bu işi yumuşatabilsinler. Yoksa bizim ihtiyarlar bu işi halledecek ve birçok Allah dostu çocuk ateist yetişecektir."

İlk mektubun yazarının bir CHP milletvekili olan kayınpederi (ilk eşinin babası) 12 Eylül’den önce ülkücüler tarafından öldürülmüş. İkinci mektubun yazarı ise ölümünden önce İlhan Selçuk’un CHP’nin başına getirmek istediği isim.

SHP’den partili bir arkadaşının Meclis’e verdiği önergeyi sahte imzayla geri çekme, bir başka partili rakibini dövdürmek gibi suçlamalarla İnönü tarafından ihraç edilmiş. CHP’den ise 57 sayfalık yolsuzluk, rüşvet, mafyatik işlere karışma iddialarıyla ihraç edilmiş. Hakkında İçişleri Bakanlığı müfettişinin hazırladığı 250 sayfalık ayrıntılı, somut iddiaların, telefon tapelerinin yer aldığı bir raporla da yargılanması isteniyor.

Ve bunların hepsi aynı kişi. Ve bu kişi “Haysiyet Ayaklanması’nın, orantısız zekânın, polise simit sat, onurlu yaşa diye bağıranların, x,y,z kuşağının, her şeyin ondan önce ve sonraya bağlandığı “bir miladın”, sosyalistlerin, bazı laik liberallerin ve bazı Kürt siyasetçilerin umudu, adayı. Çünkü ancak o, uğruna her şeyin mübah olduğu o ulvi amacı gerçekleştirebilir.

Ne diyelim. Sessizlik lütfen. Hayırlı olsun. Aman sakın bu oylar bölünmesin… 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.