1. YAZARLAR

  2. Kurtuluş TAYİZ

  3. Amaç Oslo modeline dönüş mü?
Kurtuluş TAYİZ

Kurtuluş TAYİZ

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Amaç Oslo modeline dönüş mü?

A+A-

HDP'nin 7 Haziran Genel Seçimleri'ne parti olarak girme ısrarını tam olarak anlayabilmiş değiliz. Bu yüzden olsa gerek başkanlık sisteminden sonra en çok bu konuyu tartışıyoruz. 

Aslında HDP, bu konuda kararını çoktan vermiş durumda. En azından Demirtaş, görüşme fırsatı bulduğumuz bir toplantıda, bu yanıtı verdi. Ayrıca Demirtaş, HDP'nin seçimlere parti olarak girme kararında İmralı'nın bir dahlinin olmadığını ve bu kararı kendi başlarına aldıklarını da sözlerine ekledi. Abdullah Öcalan'ın bu kararı destekleyip desteklemeyeceği ise bugün yarın netleşecek. 

KONDA'dan Bekir Ağırdır'ın daha önce bu köşede yer verdiğim "HDP ve baraj" başlıklı yayınlanan araştırmasının sonuçlarına göre HDP'nin yüzde 10 seçim barajını aşması çok zor. Ağırdır'ın tespitine göre 53 milyon kayıtlı seçmenin 15 milyonu Kürt; ama bu seçmen grubunun çoğu son yerel seçimlerde tercihini AK Parti'den yana yapmış. Ağırdır'ın diğer önemli tespiti ise HDP'nin barajı aşabilmesi için 8 metropolde oylarını üç kat arttırması gerekliliği. Ayrıca yüzde 10 barajı aşılsa dahi HDP'nin bundan maksimum kazancı 5 ya da 6 vekil olacak.

HDP'nin bu araştırmadan habersiz olduğunu herhalde kimse iddia edemez. HDP'nin aldığı bu riskin karşılığında sadece 5 veya 6 vekil daha fazla çıkarma ihtimali var. Peki o halde bir siyasi parti bu riski niye alır? HDP yöneticilerinin bence kamuoyunu aydınlatması gereken nokta tam da burası. En fazla 5-6 vekil daha fazla çıkarma ihtimali olan riskli bir kararda Kürt hareketi neden ısrar ediyor? Meclis bu kadar önemsiz bir yer mi? Bir siyasi partinin varlık sebebi iktidardan da önce Meclis'e girmek değil mi? Meclis dışında siyaset yapabilmek için siyasi parti kurmaya zaten gerek yok; parlamento dışında siyaset işi sivil toplum kuruluşları ve derneklerle yapılır. 

HDP'ye yön veren akıl küçümsenemeyeceğine göre, seçime parti olarak katılma ısrarının arkasında başka bir siyasi hesabın olabileceğini düşünebiliriz. Yoksa bir siyasi parti, barajı aşma ihtimali çok zayıf olmasına rağmen seçimlere parti olarak girmekte neden bu kadar ısrar etsin? Üstelik mevcut vekil sayısını beş-altının üstüne çıkaramayacağını bile bile... 

Bu soruya yanıt ararken ilginç bir röportaja rastladım. İnternet Haber'e konuşan Hakkari Milletvekili Adil Zozani, HDP'nin barajı aşmaması durumunda çözüm sürecinin bundan olumsuz etkileneceğini ve Oslo'ya dönüş gerçekleşeceğini savunmuş. Sanırım HDP'nin parti olarak seçime katılma ısrarının arkasında da bu hesap yatıyor. Önce Zozani'nin o sözlerine kulak verelim: "Türkiye'nin HDP öncesi çözüm sürecine çözüm yönelişleri de farklı deneyimle söz konusudur. Örneğin; Oslo bir deneyimdir, Oslo'daki masada HDP yoktu, legal Kürt demokratik siyaseti de yoktu. Ama Oslo'da bir masa vardı, devlet bir masa kurmuştu, asli aktörle birlikte bir görüşme yapılıyordu. Ancak buradaki kolaylaştırıcı rol, bugün HDP'nin müzakere masasında oynadığı kolaylaştırıcı rolü, o gün farklı aktörler yapıyordu. HDP'nin bu kolaylaştırıcı rolü oynuyor olmasının hem Türkiye'ye hem Kürt siyasetine şöyle bir avantajı vardır; biz bu masayı kendi yerelimizde kuruyoruz, dolayısıyla yüzde yüz yerli ve yerel bir müzakere sisteminden söz ediyoruz.

HDP bu denklemin dışına çıkar ise, eğer taraflar yine demokratik çözüm ve müzakere yönteminde ısrar ederler ise pekâlâ Oslo tipi bir sisteme dönüş gerçekleşebilir."

HDP'nin parti olarak seçimlere katılması kararını Kandil aldı; öyle ki örgüt, buna itiraz edenleri "ihanetçi ilan edeceğini" bile duyurdu. Bu yüzden bütün HDP'liler, hep bir ağızdan bu riskli kararı savunuyor. Kandil'in amacı ise çözüm sürecini yeniden formatlamak; HDP'yi dışarıda tutarak, Oslo'da olduğu gibi "üçüncü gözü" sürece dahil etmek ve masada en az Öcalan kadar ağırlıklı bir yer tutmak. ABD veya üçüncü bir ülkenin gözlemci statüsüyle masaya davet edilmesi de PKK'nın Oslo modeline dönüş için bastırdığını gösteriyor. 

Anlaşılan yeni bir taktik söz konusu; çözüm sürecine yönelik sabotajlardan sonuç alamayınca masadaki oturma düzenini hedeflemeye başladılar. "Biz bize çözüm" ya da "milli çözüm" denilen barışı sürecini, deneyimlenmiş ve başarısızlığı ortaya çıkmış olan Oslo formatına döndürmek istiyorlar. HDP barajı aşamayarak denklem dışı kaldığında, daha rahat bir şekilde çözüm sürecinde Oslo modeline geçiş için dayatmada bulunacaklar. 

Önceki ve Sonraki Yazılar