1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Ali Babacan: Vaka sayısında dünya üçüncüsüyüz
Ali Babacan: Vaka sayısında dünya üçüncüsüyüz

Ali Babacan: Vaka sayısında dünya üçüncüsüyüz

A+A-

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’nin yeni tip koronavirüs (Covid-19) vaka sayısında Amerika ve Hindistan’dan sonra dünya üçüncüsü olduğunu söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, dün partisinin Adıyaman İl Kongresi’ne katıldı.

Babacan, Adıyaman programı kapsamında sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya gelip esnaf ziyareti gerçekleştirdi.

Ardından kentte ki bir otelde düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla toplantı gerçekleştriren Ali Babacan, daha sonra partisinin il kongresine katıldı.

İl kogresindeki konuşmasında hükümetin politikalarını, pandemi vaka sayılarını ve partili başkanlık sistemini eleştiren Babacan, “Dün akşan hükümetin ilgili bakanı s on 24 saatteki vaka sayısının 28.351 olduğunu söyledi. Tabii eğer bu sayıya inanacaksak. O da başka bir mesele. Geçtiğimiz haftalarda yaptığım pek çok konuşmada ben, vaka sayısı açısından Türkiye’nin dünyada ilk beşte olduğunu söylemiştim.Tahminimiz isabetliymiş, doğruymuş. Dün açıkladıkları rakam, Amerika ve Hindistan’ın hemen peşinden vaka sayısında dünyada üçüncü olduğumuzu gösteriyor” dedi.

Türk Tabipler Birliği ve sağlık çalışanlarının aylardır “Ölüyoruz” diye feryat ettiğini belirten Babacan, “Tabipler Birliği gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu söyleyince ne yaptı hükümet? Hazır ellerinde beklettikleri bir damga var, üzerinde de ‘hain’ yazan bir damga, getirdiler, Tabipler Birliği’ne de tak ‘sen hainsin’ dediler, ‘vatan hainisin’ dediler” ifadelerini kullandı.

"Gerçek beka arkadaşlar, bu milletin canıdır, sağlığıdır"

“Buradan tekrar hükûmete sesleniyorum: Artık yeter! Şeffaf olun. Halkımız ölüyor. İşin ucunda bu milletin hayatı var. Sırf propaganda yapmak için olur olmadık şeylere “Beka meselesi” diyorsunuz. Gerçek beka arkadaşlar, bu milletin canıdır, sağlığıdır” diyen Babacan, sözlerine şunları ekledi:

“Gidin partinizin anahtarını küçük ortağa teslim edin diye mi oy verdi? Devletin rotasını küçük ortak belirlesin diye mi oy verdi? Demokrasi bu değil, milletin egemenliği bu değil. Bakıyoruz küçük ortağa, büyük ortak üzerinde neredeyse vesayet oluşturmuş durumda. Büyük ortağın sorunlarının nasıl çözüleceğini de küçük ortak belirliyor. Büyük ortağın kurucularını, büyük ortağın gözü önünde fırçalıyorlar. Hem de ağza alınmayacak, yakışıksız, seviyesiz ifadeler kullanıyor. Büyük ortak, kendi mensuplarının itibarını bile savunamaz halde. Bu kadar dümen suyuna girdiler. Türkiye siyaseti çok sayıda enteresan olaya şahit olmuştur ama, bir siyasi partinin direksiyonuna başka bir partinin genel başkanının geçmesine herhalde ilk defa tanık oluyoruz. Durum gerçekten vahim sevgili arkadaşlar. Büyük ortağın çalışmaarkadaşlarına küçük ortak karar veriyor.Peki neden böyle oluyor? Çünkü partilerinde sadece tek bir kişinin fikrineönem veriliyor. Çünkü getirdikleri bu partili cumhurbaşkanlığı sistemiayaklarına dolanıyor.Hani nereden nereye diyoruz ya… 20 yıl önce adalet için yola çıkanların ümidine bir bakın, bir de şimdi tek kişinin sözüne mutlak itaat hallerine bakın. Yazık gerçekten, çok yazık. Samimi değiller arkadaşlar. Kaç kere söyledik. En ufak bir farklı fikre tahammülü olmayanlar hangi demokrasiden, hukuktan, ifade özgürlüğünden söz edilebilir? Bunun samimiyetine kim inanır? Birinin istifasını iste, bir başkasını disiplin kurula sevk et… En ufak bir farklı fikre, üstelik hukuk gibi adalet gibi konularda dahi farklı bir fikre dahi tahammül edemeyenler, bu ülkeye hukuk da demokrasi de vaatedemezler. Biz, hukuk reformundan bahsedip sonra saklanmayın dedik. Hemen, hızla, şu anda yapılacak birçok iş var. Hadi başlayın dedik.Ama onlar, bu konulara karşı ne kadar tahammülsüz olduklarını, yanlışta nekadar ısrarcı olduklarını bir kez daha gösterdiler.

‘Onlarca gazeteci cezaevinde, 715 basın kartı iptal edildi’

Ülkemiz bu yönetim yüzünden ifade ve basın özgürlüğü alanında vahim birnoktada.Onlarca gazeteci cezaevinde, tam 715 basın kartı iptal edilmiş.Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2020 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre, Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154’üncü sırada yer aldı.Sonlardayız arkadaşlar. Bu listede son sırada Kuzey Kore yer alıyor. Bizim bir üstümüzde Belarus, bir altımızda ise Ruanda var.Bu utanç verici tabloyu Türkiye hak etmiyor. Türkiye’nin ligi bu mu olmalıAllah aşkına?Her eleştireni yargılıyorlar. Beğenmedikleri her görüşe saldırıyorlar.Dün Sayın Erdoğan yargıya sesleniyor. Bir an için acaba bizim günlerdirkendisine söylediğimiz çağrıyı mı yapacak diye bekledim.“Ey hakimler savcılar. Bağımsız olun, tarafsız olun, sadece hukuka vevicdanınıza göre karar verin” diyecek zannettim. Ama nerede… yine yargıya talimat verdi: ‘Birileri yargıyı eleştiriyor, gerekeni yapın’ dedi.

‘Demokratik bir hukuk devletinde eleştiriden korkulmaz’

Bir de bunu yaparken anayasanın 138. maddesini hatırlatıyor. Daha okuduğumaddenin ne dediğinden haberi yok. Sayın Erdoğan, yargıyı eleştirmek anayasaya aykırı değil. Sizin yaptığınız,yani yargıya talimat vermek anayasaya aykırı. Değerli arkadaşlar, demokratik bir hukuk devletinde eleştiriden korkulmaz. Demokratik bir hukukdevletinde özgür basından korkulmaz. Peki mevcut iktidar niçin korkuyor? Çünkü hiçbir konuda çözüm üretemiyorartık. Çünkü haksızlar, çünkü başarısızlar. Ve bunu biliyorlar. Oysa biz haklı olduğumuzu biliyoruz. Biz eleştirilerimizin haklılığından güç alıyoruz. Biz ‘haklı olanın güçlü’ olduğu bir Türkiye istiyoruz. ‘Güçlü olanın haklı sayıldığı’ bir ülke istemiyoruz.

‘Atatürk Barajı’ndan yeterli düzeyde faydalanamıyor’

Adıyaman bir tarım şehri. Adıyaman bir ilçesini ve yüzlerce köyünü Atatürk Barajı’na feda etmiş. Ancak buna karşın Atatürk Barajı’ndan yeterli düzeyde faydalanamıyor. Barajın yanı başındaki tarım arazilerinde sulama sorunu var arkadaşlar. Hep diyorum, bir kez daha diyeceğim bu nasıl bir plansızlık, nasıl bir iş bilmeme halidir. Elektrik parası sorunu çiftçilerimizin altından kalkamayacağı bir yük halini alan Adıyaman’ın tarım arazilerini daha iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Biz çiftçiliği, yoksulluğun adı olmaktan çıkaracak projeler geliştireceğiz. Çünkü çiftçilik, modern ve kazançlı bir iş olmalı.İnanın tarımı, teknoloji ve bilimle buluşturmak çok kolay. Biz DEVA Partisi olarak alternatif ürünler ve üretimler için araştırmalar yapacağız, projeler geliştireceğiz. Çiftçilerimiz için eğitim ve kurslar düzenleyeceğiz. Çünkü ülkemizin topyekun kalkınmasını istiyorsak Adıyaman’ı üniversitesi ile meslek liseleri ile modern tarım yapılan bir şehir haline getirmemiz gerekiyor. Bu sayede Adıyaman’da yaşanan işsizlik sorunu da büyük oranda çözülecek. Biz tüm bu sorunların iç içe olduğunu biliyoruz. Belediye ve özel idarelerin sürece dahil edilmesiyle, planlama ve işbirliği ile bu sorun çözülür.

Biz Adıyaman’ın dertlerini biliyoruz, görüyoruz. Adıyaman’nın demokrasiye ihtiyacı var. Adıyaman’nın atılıma ihtiyacı var. Adıyaman’nın DEVA ‘ya ihtiyacı var. Biz Adıyaman’a DEVA olmaya, Türkiye’ye DEVA olmaya hazırız. Soruyorum şimdi. Adıyaman hazır mı?

DEVA Partisi, kadınlarla gençlerle, çiftçilerle, emeklilerle, öğretmenlerle,işçilerle, esnafla, eşitlik için adalet için yola çıktı. Çözüm haritamız belli. Çözümün sözcüsü bizler olacağız. Ayrışmayacağız, ayrıştırmayacağız. Toplumu kutuplara ayırmayacağız.Hep beraber Türkiye’nin yaralarını saracağız.Biz Türkiye’nin haysiyetli insanları için buradayız. Artık Türkiye’nin DEVA’sı var, Adıyaman’nın DEVA’sı var ve biz hazırız.”

Konuşmaların ardından yapılan kongrede Uğur Dündar, Deva Partisi Adıyaman İl Başkanlığına seçildi. Babacan, daha sonra kentte çarşı esnaflarını ziyaret etmek üzere salondan ayrıldı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.