1. YAZARLAR

  2. Fehim TAŞTEKİN

  3. Alevîler Namına Bir "Zion" Düşü!
Fehim TAŞTEKİN

Fehim TAŞTEKİN

Fehim TAŞTEKİN
Yazarın Tüm Yazıları >

Alevîler Namına Bir "Zion" Düşü!

A+A-

     Suriye’de hem rejim hem muhaliflerin Kuseyr sahnesinde açtığı son perde siyasi çözüme odaklı Cenevre konferansına daha çok ‘kelle’ ile gitme yarışını andırıyor. En eski savaş oyunu: ‘Son hamlesi güçlü olan masada kazanır.’ Ve sahnede bu kez Hizbullah da var. Hizbullah’ın sınırın Suriye tarafında Hermel’in uzantısı ve aslen Lübnanlı Şiilerin yaşadığı 14 kadar köyü koruma misyonunu, Lübnan’ı ateşe atma pahasına operasyonel boyuta taşımasının ancak örgütün kendi kaderini Suriye rejimiyle eşitlemesi halinde mümkün olabileceğine dair bir öngörü vardı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah tehlikeli manevrayı gerekçelendirirken “Suriye tekfirciler, ABD ve bölgedeki unsurları tarafından devrilirse, direniş kuşatma altına alınacak, İsrail şartlarını dayatmak için yeniden Lübnan’a girecek. Suriye düşerse, Kudüs unutulacak, bölge karanlığa gömülecek” diyerek süreci daha geniş bir bağlamda bölgenin geleceğiyle ilişkilendirdi.

     Hizbullah neden girdi?
     
     Kuseyr iç savaşın yönünü tayin edebilecek kadar kritik. Kuseyr muhalifler için Lübnan kaynaklı lojistik desteğin dağıtım merkezi. Kasaba muhaliflerin elinde kaldığı sürece de rejimin sağlam tutmaya çalıştığı Akdeniz hattı için tehdit. Haliyle Hizbullah devreye girince muhalifler de binlerce savaşçıyı bölgeye yığdı. Kuseyr savaşını, iç savaşın bölgede mezhep savaşına kaymasında bir eşik olarak görenler var. Al-Monitor yazarı Nasır Şerare’den öğreniyoruz ki Kaide bağlantılı Nusra Cephesi lideri Ebu Muhammed Colani ya da bir yardımcısı, Lübnan’daki Filistin mülteci kampı Ayn el Hilve’de Feth el İslam ve Cund el İslam gibi Selefi örgütleri Hizbullah ile BM gücü UNIFIL’e saldırarak Lübnan’da cephe açma konusunda ikna etti. Batılı kaynaklardan Lübnan istihbaratına gelen bu bilgi Hizbullah’a da ulaştı. Hizbullah’ın Kuseyr savaşına Lübnan içinde cephe açmaya dönük Selefi ittifakı nedeniyle mi katıldığı şimdilik belirsiz. Selefi ittifakı Kuseyr’deki duruma bir misilleme de olabilir. Hizbullah işin içine daha fazla karışma sinyalini İsrail’in Suriye’yi bombalamasının ardından “İşgal altındaki Golan’da direniş hattı açılır” tehdidiyle vermişti. O zaman BM ve NATO üzerinden müdahale edemeyen Batılı güçlerin İsrail eliyle bir ‘korsan müdahale’ planladığı öne sürülmüştü.

     Sünni temizliği mi?

     Hizbullah’ın savaşa ortak olmasına yüklenen farklı anlamlara gelince: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “Esad, Hizbullah ve İran’ın desteğiyle Beka’ya uzanan bir Nusayri-Şii kuşağı oluşturma çabasına girdi. Banyas’taki katliam, Bosna’da Müslümanlardan arındırmak amacıyla yapılan Srebrenitsa katliamına benziyor. Reyhanlı saldırısı da Güney Lübnan’dan Hatay’a uzanan Nusayri-Şii kuşağını oluşturma çabasının bir parçası” yorumunu yaptı. Türkiye başından beri gelişmeleri Esad’ın Lazkiye’de Alevi devleti kuracağı senaryosu üzerinden okuyor. Selefi savaşçıların üsse dönüştürdüğü Beyda Köyü’ndeki korkunç katliama yapılan atıfta görüldüğü üzere Esad’ın Alevi devleti için önce Sünni temizliği yaptığı iddiası bu senaryonun en önemli dayanağı. Peki ‘Nusayri-Şii kuşağı’nın karşılığı var mı? Halep, İdlib, Hama ve Humus’tan kaçan Sünnilerin izini sürdüğümüzde karşımıza farklı bir tablo çıkıyor.

     Farklı yerel kaynaklardan edindiğim bilgilere göre ister ordu ister muhalifler tarafından çıkartılmış olsun Hama, Humus, Halep ve İdlib’den çok sayıda Sünni Lazkiye bölgesinde Alevilerle iç içe yaşıyor. Gelenlerin hepsi de rejim yanlısı değil. Yani sahil hattına sadece Hıristiyan ve Aleviler sığınmadı. Ras el Basit’te şu an nüfusun yarısı Halepli Sünnilerden oluşuyor. Türkiye’ye gelmek istemeyen İdliblilerin de gittiği yer Lazkiye. Hatta bu yüzden kira ve ev fiyatları arttı. Lazkiye’nin merkezinde kiralar 15-20 bin liradan 40 bine çıktı. Parası olan ev tutuyor, olmayan devletin tesislerinde kalıyor. Tesislerde kalanlara hem devlet hem de gönüllü gruplar yardım ediyor. Esad’ın hesabı Sünni temizliği ise bu göçmenlere neden izin veriyor? Dahası bu kuşakta rejim yanlısı ciddi bir yerli Sünni nüfus var.

     Bu insanların Akdeniz hattına sığınmalarının nedeni de açık: Güvenlik. Lazkiye ve Tartus’ta savaş pek hissedilmiyor. Kontroller üst seviyede olsa da hayat canlı, akşamları kafeler dolu. Bölgeye yaklaşık 20 bin cenaze getirilmiş olmasına rağmen durum bu.

     Milis güçler neyin nesi?

     Bir başka iddia: ‘Esad 60 bin milisle müstakbel Alevi devletini garantiye alıyor.’ Sadece Akdeniz hattında değil diğer bölgelerde de Halk Savunma Birlikleri kuruldu. Bu birlikler sadece Alevilerden oluşmuyor. Bu hatta farklı zamanlarda dolaşmış 4 kişinin bana aktardıklarından çıkardığım sonuç şu: Savunma Birlikleri rejim yanlısı Alevi, Sünni, Hıristiyan, Dürzi ve İsmaili gönüllülerden oluşuyor. Birlikler Sünni bölgelerde Sünni, Alevi bölgelerde Alevi ağırlıklı. Mesela Şam ve Hama’da Sünniler çoğunluk. Lazkiye ve Tartus’ta tam tersi. Gençler kendi bölgelerinde kontrol noktalarında görev alıyor. Şam’dakiler daha profesyonel ve ordu ile operasyonlara katılıyor.

     En kritik soru ise ‘Aleviler bir Alevi devleti istiyor mu?’ Bölgeden bir Alevinin yanıtı şu oldu: “Lazkiye, Tartus ve Banyas’taki Aleviler kesinlikle yalnız yaşamak istemiyor. Lazkiye’ye sığınmış Halepli Aleviler de Sünni komşularını hayırla yâd ediyor. Ama cihatçı Selefiler iktidara gelirse Aleviler ve Hıristiyanlar son çare olarak kıyıya çekilir.” Bir başkasına göre Alevilerin en büyük korkusu tamamen temizlenmek. Lazkiye-Tartus-Banyas hattı yok olmamak için son çıkış kapısı, (Matrix filmindeki gibi) bir nevi Alevi ‘zion’u olarak görülebilir ama bunu şu an Aleviler bile istemiyor. Hizbullah’ın Esad için hayat öpücüğü, kendisi için Rus ruleti sayılan yeni stratejisinin saiklerini başka yerlerde aramak lazım, hayali bir kuşakta değil.

     RADİKAL
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.