1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Alevi açılımında ne var?
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Alevi açılımında ne var?

A+A-

Meclise ulaştığımda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasını bitirmiş ancak Başbakan Ahmet Davutoğlu henüz gelmemişti.

Herkes Başbakan'ın, MHP liderine ne cevap vereceğini merak ediyordu.

Aslında tartışmanın fitili Başbakan'ın, Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma törenleri sırasında yaptığı konuşma ile ateşlendi.

Başbakan, 'Dersim modern bir Kerbelaydı' dedi. Aslında Davutoğlu'nun tam sözü şu şekilde: 'O katliam kime karşı yapılmış olursa olsun, gerçekten bir Kerbelaydı' dedi.

Şia ve Alevilik inancı gibi değil ama her Müslüman, Peygamberimizin torunlarının Kerbela meydanında günlerce susuz bırakıldıktan sonra şehit edilmesini üzerinden yüzyıllar geçse de acıyla anar.

Peygamberimizin Ehli Beytinin kanının Müslümanlarca akıtılması ise bu acıyı daha da ağırlaştırmıştır.

Şia ve Alevilik, Kerbela olayı üzerine bir inanç sistemi inşa etmiştir. Onu siyasallaştırmıştır. Ancak bizler de Kerbela olayını hüzünle anar, Peygamberimizin torunlarına ve Kerbela'da şehit edilenlere rahmet okuruz, dualar ederiz ve bu acı olayı lanetleriz.

Başbakan'ın Alevi toplumunun yoğun duygular içinde olduğu muharrem ayı içerisinde, Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma törenlerine katılması, orada Dersim katliamı ile tarihte yaşanan Kerbela olayı arasında, 'insani ve vicdani' bir bağ kurmasının rahatsız edici tarafı nedir?

Irak'ın, Suriye'nin etnik ve mezhepsel iç savaşla boğuştuğu bir dönemde, Sünni Türkmen bir Başbakan olan Ahmet Davutoğlu'nun Alevi kardeşlerimizin acısını paylaşması, Karadenizli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürt sorunun çözümü için, 'Baldıran zehrini dahi içmeye hazırım' diye irade ortaya koymasının yanlış olan tarafı ne?

Kürt sorununa Türkler, Alevi meselesine Sünniler sahip çıktığı sürece biz bu meseleleri etnik ve mezhepsel fay hattından çekip, sağlıklı çözüme kavuşma imkanına sahip oluruz.

Hem ayrıca biz kardeş değil miyiz?

Birbirimizi öldürerek, birbirimizin acılarını yok sayarak mı kardeş olacağız?

Böyle kardeşlik olur mu?

MHP lideri, Dersim benzetmesi üzerine kıyameti kopardı. Bahçeli'ye göre Dersim'de bir katliam yaşanmadı. Tam aksine bir isyan bastırıldı.

Peki ey Bahçeli resmi rakamlarla 13 bin 200 sivil nasıl katledildi? Kadınların günahı neydi?

Peki ey Bahçeli, 1938'deki harekat öncesinde 1932 yılında yapılan, 'Dersime harekat planı' neydi ve neden ertelendi?

Peki ey Bahçeli çocuklar niye katledildi? Üstad Necip Fazıl'ı okudun mu? Nasıl anlatır kara yürekli, kara yüzlü birisinin dereye saklanmış çocukları nasıl tarayıp öldürdüğünü?

Dersim tartışmasını uzatma niyetinde değilim. Ama Bahçeli başta olmak üzere her kim bu konuyu tartışmak isterse, Cumhuriyet arşivinden, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM arşivinden çıkardığım belgelerle tartışmaya hazırım.

Dersim konusunda İhsan Sabri Çağlayangil'in anılarını okumanızı öneririm. Cumhurbaşkanı vekilliği ve Dışişleri Bakanlığı görevi yapmış olan Çağlayangil, 'Kürtleri mağaralara doldurup fare gibi zehirlediler' demişti.

Çatı aday konusunda ittifak yaptığınız Kemal Kılıçdaroğlu'na da sorabilirsin. Çağlayangil, Kılıçdaroğlu'na verdiği röportajda çok iyi anlatıyor Dersim katliamını.

Eğer Ferdi Tayfur filmleri izlemekten vaktiniz kalırsa, 'Dersim'in kayıp kızları' belgeselini izleyin Sayın Bahçeli...

Geç bunları Devlet Bahçeli geç...

Türkün en büyük dostu Kürttü... Malazgirt destanını birlikte yazdık.

Tek parti devrinde Kürtlere yapılanlar doğru muydu?

Alevilere, dindarlara yapılan reva mıydı?

Ahmet Davutoğlu çok samimi bir ilişki kurdu. Devletin birliği ve bütünlüğü adına buna sevinmek gerekirken Bahçeli bundan neden rahatsız oldu anlamadım.

Çatı aday konusunda yaptıkları işbirliğinden sonra MHP lideri tek parti devrinin zulümlerini savunmak gibi bir görev mi edindi?

Sakın ha ezanların susturulduğu, camilerin satıldığı Kur'an-ı Kerim'in yasaklandığı bir devri savunarak, alnı beş vakit secdeye giden ülkücü şehitlerin kemiklerini sızlatma Devlet Bey.

Geçen yıl muharrem ayının 10. günü Davutoğlu ile Kerbela ve Necef'teydik. Oruç tuttuk. Kerbela'yı ziyaret edip Necef'te iftar yaptık. Sünnilerle Şiilerin camililerinin bile ayrıldığı Irak'ta bir Sünni ve Türk bakanın yaptığı bu ziyaret ne kadar anlamlıydı.

Keşke siz de olsaydınız Sayın Bahçeli...

Sayın Bahçeli tek bir millet olacaksak bu konularda yapıcı olmamız lazım. Sol Aleviliği istismar etti, oy deposu olarak gördü. Recep Tayyip Erdoğan ise bu sorunun önemini kavradı. Alevi çalıştayları başlattı. Gelinen noktada devletin elinde nelerin yapılması konusunda güçlü bir doküman oluştu.

Başbakan Davutoğlu'nun talimatıyla Alevi sorunun çözümü için bir çalışma yürütülüyor. Bunun ilk adımı Hacı Bektaş-ı Veli Müzesine giriş ücretinin kaldırılmasıydı. Sembolik ama samimi bir adımdı.

Aleviler konusunda hükümetin bir çalışması var. Edindiğim bilgiler ışığında bazı noktaları paylaşmak istiyorum.

1-Yapılacak yasal bir düzenleme ile Cem Evlerinin ibadethanelerin yararlandığı kolaylıklardan yararlanması planlanıyor.

2-Alevilerce önemli türbe ve tekkelerin renovasyonunun sağlanması.

3-Alevilerce önemli türbe, tekke ve mekanların yollarının yapılıp, alt yapı hizmetlerinin tamamlanması.

Cem Evlerinin statüsü konusunda ise bir siyasi kararın verilmesi gerekiyor.

Cem Evleri,

1-Diyanet'e mi

2-Vakıflar'amı

3-Kültür Bakanlığı'na mı bağlanacak

4-Yoksa özerk bir yapı mı kurulacak?

Dedelere maaş bağlanması konusu ise üzerinde tartışmaya gerek duyulmayan bir gereklilik olarak görülüyor.

Bunlara ek olarak TBMM'de Dersim, Sivas, Maraş, Çorum olaylarının araştırılması için bir komisyon kurulması da gündemde.

Bu adımlar atılınca Alevi meselesi çözülecek mi? Kerbela hadisesinden bu yana devam eden bir sorun bir çırpıda çözülür mü? Önemli olan samimiyetle bu adımların atılması. Davutoğlu hükümetinin yapmaya çalıştığı da bu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.