1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. ALDATICI SEVGİ
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

ALDATICI SEVGİ

A+A-

 

Hayat inişli çıkışlı bir yolculuktur. Yolculuk boyunca neyle karşılaşacağımızı ve yolculuğumuzun ne zaman biteceğini bilmiyoruz. Her aydınlığın bir karanlığı, her kolaylığın bir zoru ve her düzlüğün bir yokuşu olduğunu bilerek yol almayı öğrenmeliyiz. Yol boyunca yarenlik etmek için yanına gelenlerden, yokuşu görünce yolda bırakanlar, zahmeti hissedince sırtını dönenler, menfaati bitince yolunu ayıranlar olur. Yol boyunca yarenlik edenler ise ya çok az olur ya da hiç olmaz. Tek başına kalsak da menzile (ölüm) ulaşıncaya kadar yanımızda, sağımızda/solumuzda, önümüzde/arkamızda kimin/kimlerin olduğuna bakmadan; korkmadan, bıkmadan ve yorulmadan yürümenin lezzetini tatmamız gerekir. Öyle yarenler ki; karanlık çöktüğü zaman yanında olanlar, kaydığın zaman seni yerden kaldıracak, yanlış yaptığında seni doğrultacak, hata yaptığında uyaracak ve doğru yolu bulmanı sağlayacak, menfaati bitene kadar değil de yüreği yettiği yere kadar yarenlik edenlerden yoldaş bulmak gerek. Arkadaş kış ortasında yaz getiren; dost ise çöl ortasında suyunu paylaşandır demişler. İşte o dostları bulmak için çaba, sabır ve azim sahibi olmalıyız. Ararken bulamayabiliriz böyle yarenleri, amma ve lakin bulanlar da arayanlardır gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz.

 

Mesnevide geçen aşağıdaki hikâyeler, dost olmamız gerekenlerin kimler olması gerektiğini bize hatırlatmaktadır.

 

“Bir zamanlar, hemen her konuda derin bilgisi bulunan ve sözleriyle herkesi kendisine hayran bırakan bir âlim yaşardı. Yaşadığı toplulukta herkes, o ne söylerse onaylar, kimse ona karşı çıkamazdı.

Bir kişi hariç. İshak ismindeki bu adam, âlimin yorumlarıyla ters düşmekten çekinmez ve yanlış gördüğü noktaları cesurca dile getirirdi. Âlimin etrafındaki toplulukta bulunan herkes, İshak’ın bu çıkışlarından rahatsız olur, ama ellerinden de bir şey gelmezdi. Bir gün İshak öldü. Cenaze merasimi sırasında» insanlar âlimin son derece üzgün olduğunu fark etti. “Neden bu kadar üzüldünüz?” diye sordu birisi. “O neredeyse her söylediğinizi eleştirirdi.” “Şu anda cennete doğru kanat çırpan arkadaşım için üzülmüyorum” diye cevap verdi âlim. “Kendim için üzülüyorum. Herkes beni hayran hayran dinlerken, o mertçe hatalarımı yüzüme vuruyor ve beni kendimi geliştirmeye zorluyordu. Şimdi yanımda o yokken gelişememekten korkuyor ve üzülüyorum.” diyerek herkesi düşünmeye sevk etmiştir.

 

Diğer bir hikayede ise;

“Bir ejderha, bir ayıyı yakalamış parçalamaya çalışıyordu. Yiğit bir adam, yolda giderken ayının bağırmalarını duydu. Hemen koştu, her ne kadar ejderha daha güçlü idiyse de, o adamın hem gücü hem de hilesi vardı.

Ayı, ejderhadan kurtulunca Ashab-Kehfin köpeği gibi o adamın peşine takıldı. Adam hasta olup yere baş koyunca da ayı onu bırakmadı, başında beklemeye başladı. Oradan geçen birisi:

– Ey kardeş, dedi, bu ayıyla ne işin var? Adam, ejderha olayını anlattı. Bunun üzerine o şahıs:

– Ayıya güvenme, dedi, ahmağın dostluğu düşmanlıktan beterdir.

– Sen bunu hasedinden söylüyorsun. Ayıya bakma, bana olan sevgisine bak.

– Ahmakların sevgisi aldatıcı bir sevgidir. Benim bu hasedim onun sevgisinden iyidir. Gel benimle bir ol da o ayıyı uzaklaştır gitsin!

– Git başımdan hasetçi herif, kendi işine bak!

– Ben bir ayıdan daha aşağı değilim ya. Başına bir şey gelecek diye yüreğim titriyor. Sakın böyle bir ayı ile ormana gitme!

Bu sözler adamın kulağına girmedi:

– Git başımdan, dedi.

– Ben senin düşmanın değilim. Peşimden gelirsen kendine iyilik etmiş olursun.

– Uykum geldi, beni bırak, işine git!

– Benim gibi bir dosta uy da, himayemde uyu. Adam:

– Bu galiba bir katil, diye düşündü, uyuyunca beni öldürecek. Ya da benden bir şey umuyor, bir dilenci.

Adamın yola gelmediğini gören nasihatçi kızarak ve içinden “La havle…” diyerek oradan ayrıldı.

– Ben ona ciddiyetle nasihat ettim, o ise benden daha kötü şüphelendi, diye düşündü.

Adam da uyuyakaldı. Yüzüne sinek konuyor, ayı da onu kovalıyordu. Sinek kovulunca kalkıyor, fakat inadına tekrar aynı yere konuyordu. Bu böyle sürüp gitti. Ayı, sineğe kızdı, gitti kenardan koca bir taş getirdi. Sineğin yine adamın yüzüne konmuş olduğunu görünce, o koca taşı sineğe fırlattı. Taş, uyuyan adamın yüzünü paramparça etti.

Ahmağın sevgisi, ayının sevgisidir. Kini sevgisi, sevgisi kinidir. Ahdi gevşek, sözü büyük, vefası zayıftır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum