1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. Akvaryumdan Okyanusa Yolculuk
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Akvaryumdan Okyanusa Yolculuk

A+A-

 

Afrikalı, Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi. Dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınan ve 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazanan Martin Luther King; “İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar; birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar; birbirlerini tanımazlar çünkü iletişim kurmazlar; iletişim kurmazlar çünkü sınıflara ayrılmışlardır.” der. Küreselleşen dünyada insanlar arası hala en büyük problem, iletişimsizlik olarak yerini muhafaza etmektedir. Toplumda yerleşik olanı korumak, yeniliğe karşı gelmek, değişime direnmek en ideal olgu olarak karşımızda durmaktadır. Yenilik ve değişim ile ilgili çok bilinen bir hikâye ile başlamak istiyorum. Hikâyenin başkahramanı Ahmet’tir.

Ahmet, uçsuz bucaksız çölde, küçük bir su birikintisi etrafında yerleşmiş dört köyden birinde yaşamaya çalışan bir gençti. Dört köy tarih boyunca bu su birikintisinin sınırları için kavga etmekteydi. Ahmet ise bu kavgaların gereksiz olduğunu, dışarıda bambaşka bir hayatın mümkün olabileceğini düşünüyordu.

Dört köyün bireyleri dünyanın o çöl ve su birikintisinden ibaret olduğunu sanmaktaydı oysa. Genç kahramanımız bu hikâyenin başrolünü hak ettiğini gösterircesine bir sabah evini, köyünü terk ederek yeni bir yerleşim yeri bulmak için yola çıkar. Çölün zorlu fırtınalarına, gündüz sıcağına ve gece ayazına göğüs geren Ahmet dermansız kaldığı bir akşamüzeri öleceğini anlayarak son kez ufuk çizgisine bakar. Çöl tepelerinin üstünde direkler görür, Ahmet cennetin böyle olacağını hiç düşünmemiştir, ölmeden önce son düşüncesi bu olur. Konuşmalar, uğultular… Bu seslere daha fazla dayanamaz Ahmet, gözlerini açtığında başında toplanan insanları görür. Bu insanlar farklı bir dil kullanmaktadır ancak işaretlerle ona zarar vermeyeceklerini anlatırlar. İçinde bulundukları evden iki adamın yardımıyla çıkar ve gördüğü manzara karşısında şok geçirir; Koca bir su ama ucu gözükmemekte, esas ilginci üstündeki yüzer evler.

Ahmet, yüzer evlerin ortasındaki direkleri görünce bayılmadan önce gördüğü cennet direklerinin bunlar olduğunu anlar. İki, üç gün kadar limanda kalır kahramanımız ve yabancılardan aldığı hediyeler ile köyüne geri dönmeye koyulur. Yine zorlu bir yolculuğun sonunda köyüne vardığında dört köyün ileri gelenlerini çevresine toplayarak gördüklerini anlatıp aldığı hediyeleri göstermeye başlar. Ahmet, farklı bir hayatın mümkün olduğunu, başka insanların, başka diyarların olduğunu söyler ve hep beraber o küçük su birikintisini bırakıp yeni yerlere göç etmelerini önerir. Köylerin ileri gelenleri ilk defa birlik olup Ahmet’in herkesi ölüme sürükleyeceğini, bu su birikintisinin tek su kaynağı olduğunu söylerler. Köylüler, o ilk heyecanlarını atıp kaderlerini yine atalarının yaptığı gibi o küçük su birikintisine bağlamaya karar verirler. Yaşadıkları akvaryumu okyanus zanneden balıklar misali hayatlarında değişikliği göze alamazlar. Ailesini bile ikna edemeyen Ahmet tek başına yine kendini yollarda bulur. Bir daha kimse Ahmet’ten haber alamaz ve zamanla adı bile anılmaz olur. Unutulur gider. Ahmet yabancılarla gitmiş midir? Güzel bir evi, ailesi olmuş mudur? Bu sorulara cevap veremiyoruz ancak köyünde kalsaydı nasıl bir hayat sürecekti?

Köyünde kalsaydı diğerleri gibi hayatını o küçük su birikintisinde daha fazla pay kapmaya adayacaktı ve her günü kavgalarla, kısır döngülerle geçecekti. Cahillikle suçlanıyor,

sürüden kopmaması isteniyor. Ahmetler belki ne olacağını bilmiyor ancak ne olmaması gerektiğini iyi biliyor…

Çinli filozof Konfüçyüs; “İnsanları geçimsiz yapan sevgisizliktir. Birbirine düşman eden iletişimsizliktir. Güzellikten yana ne varsa yok eden ilgisizliktir.” der. Tarihin her döneminde insanlar arası çatışmaların temel sebebi, sevgisizlik, ilgisizlik ve iletişimsizliktir. İletişim, bir kaynak ve alıcı arasındaki bilgi alışverişinin bir kanal yoluyla gerçekleştirilerek iletiye anlam kazandırılma sürecidir. Çok genel bir durumu ifade eden iletişim, insanların bilgi alışverişi süreci olarak kabul edilebilir.

İnsanlar hem kendileri ile hem de sosyal yaşamda diğer insanlarla iletişim içerisindedir. İç iletişimimizi nasıl kurduğumuz dış iletişimimizi etkilemekte ya da dış iletişimimizi nasıl kurduğumuz iç iletişimimiz üzerinde belirleyici olmaktadır. Bizim birey olarak kendi kendimizle kurduğumuz iç iletişim, kendi yaşamsal birikimlerimizle bağlantılıdır. Nasıl bir ailede yetiştiğimiz, nasıl bir eğitim aldığımız, dünyaya bakış açımızı, insanları, olayları, olguları nasıl algıladığımızı belirlemektedir. İçinde yetiştiğimiz aile, komşularımız, arkadaş çevremiz, cinsiyetimiz, dini inançlarımız, aldığımız eğitim, mesleğimiz, sosyal çevremiz, bizim dış dünyayı algılamamızda etkilidir. Birey, dış dünyayı kendi tutum, değer ve doğrularına göre algılamaktadır. Her insanı farklı bir dünya olarak kabul edersek, onların algılamaları da kendi bilişsel değerlerine göre olacaktır. Bu nedenle iletişim kurarken, karşımızdakilerin farklılıklarını anlamaya çalışmak önem taşımaktadır. Bu nokta da “empati” adını verdiğimiz olgu karşımıza çıkmaktadır. Empati; bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Karşımızdaki insanı anlamak istiyorsak, dünyaya ve olaylara onun gözünden bakmaya çalışmamız gerekmektedir. İletişim; kişinin kendisini, başkalarını, çevresini tanıyabilmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için en temel gereksinimlerindendir.

İletişimin tarihi insanlık tarihi kadar eski olsa da artık iletişimin her zamankinden daha önemli hale geldiği görülmektedir. İnsanlığın nükleer savaşlar, salgın hastalıklar kadar büyük bir korkusunun daha olduğu, bunun da yalnız kalma korkusu olduğu ortadadır. Yalnızlığı doğuran sebep ise iletişimsizliktir. İletişimsizliği sadece karşıdaki insanlarla konuşamamak, görüşememek olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen kişinin karşılıklı görüştüğü, konuştuğunu düşündüğü insanlarla da iletişimsizlik yaşaması mümkündür.

Çeşitli toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da iletişim becerileri konusunda yeterli donanıma sahip değiliz. Toplumun bir kısmı aşırı derecede çekingen davranışlar sergilerken büyük çoğunluğu ise fazlaca saldırgan olan bireylerden oluşmaktadır. En olumlu ve olması gereken, başkalarını küçük görmeden, onların haklarını yadsımadan kişinin kendi haklarını koruyabilme yolu olan iletişim becerilerine de ne yazık ki yeterince sahip değiliz.

Toplumdaki yetişkinler arasındaki iletişim bozukluğunun temel sebebi olarak da çocuk eğitiminde ailenin ve çevrenin çocuğun yaşına ve gelişim çağına uygun olmayan beklentilerinin olması, ailenin bu beklentilerinin gerçekleşmesi için aşırı baskı ve dayağa varan ceza ve şiddet yöntemlerine sıklıkla başvurmalarıdır.

İnsan ilişkileri konusunda, genellikle etkili konuşamama, karşısındakini dinlememe ve bu gibi durumlar neticesinde de beklenen sonucu alamama gibi problemlerle karşılaşıyoruz. İletişim problemleri çoğu zaman kişiye göre değişiklik gösterse de, genel problemler hemen hemen birbiri ile benzerdir.

Genel olarak bakıldığında insan ilişkilerinde en sık yaşanan problemler; iletişim esnasında insanların birbirini dinlememesi, ideoloji, inanç ya da beklentilerin farklı olması, kontrol problemleri ve iletişim aracını yanlış seçmiş olması, mesajlarda ya da sözlü iletişimde uygun olmayan sözcüklerin tercihi, tarafların birbirine karşı saygısızlığı, dil ve kültür farklılıkları olarak örneklendirilebilmektedir. Bunun yanı sıra iletişim esnasında bulunulan ortam ya da bireylerin psikoloji sorunları da iletişim problemleri üzerindeki etkili faktörlerdir. Mesela o anda ortamın aşırı gürültülü olması mesajın doğru bir şekilde iletilmesine engel olurken, insanın psikolojik açıdan yaşadığı problemler de yanlış anlamasına neden olabilmektedir.

Toplum içerisinde öncelikle mutlu bir birey olabilmek ve bu mutluluğumuzu ailemiz başta olmak üzere toplumun tamamına yaymak istiyorsak, hayatın her alanında sağlıklı bir iletişim mekanizması oluşturmamız gerekiyor. Bunun için de; Hoşgörülü olmak, karşımızdakini dinlemek, empati kurmak, kendi fikirlerimiz açıkça belirtmek, insanlarla ilişkileri geliştirmek, farklı gelenek ve kültürlere karşı toleranslı olmak, iş birliğine önem vermek, vaatlerine sadık kalmak ve zorluklar yaşadığın insanlara karşı olumsuz ve agresif olmadan çalışmayı başarmak zorundayız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.