1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Akraba bürokrasisi
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Akraba bürokrasisi

A+A-


Toplumsal sorunlarımızdan biri de Batılıların “nepotizm” adını verdikleri “akraba kayırmacılığı”dır. Rönesans döneminde papalar, yeğenlerini (nepos) üst düzey görevlere tayin ederlerdi. Nepotizm, bu kayırmacılığa denir. Hanedan yönetimlerinde buna sıklıkla rastlanır. Osmanlı da bundan muztaripti.

Akraba yakınlığının fıtri yanı var, kişinin akrabasını gözetmesi, yardımına koşması güzel bir şeydir. Ancak bizim sözünü ettiğimiz şey, akraba asabiyetinin “akraba bürokrasi”sine dönüşmesidir. Bugünkü Ortadoğu monarşilerinde sistemin tümüyle bu asabiyet çerçevesinde şekillendiğini görmek mümkün. Mesela önde gelen petrol üreticisi ülkelerden birinin nüfusu 2 milyon ancak yönetim aynı aileden 50 bin kişinin sıkı denetimi altındadır.

İslam’ın ilk büyük iç savaşı ve kanlı iktidar mücadelelerinin sebeplerinden biri, Hz. Osman’ın hilafetinin ikinci yarısından sonra Beni Ümeyye ailesinin sistem içinde akraba bürokrasisini kurması, diğer kabile, büyük aile ve özellikle badiyeden gelen bedevi yığınlarını sistemin dışına atmasıdır. İki büyük göç dalgası yaşanmıştır. İlki Efendimiz’in 622’de Medine’ye olan hicretini takip eden zamanda çevre kabilelerin Medine’ye gelip yerleşmesi –ki Efendimiz bunu teşvik etmiş ve onları şehre intibak ettirmiştir-; diğeri Hz. Ömer’in yarımada ölçeğinde bedevileri Medine merkezine ve diğer yerleşim birimlerine göç etmeleri konusunda teşvik etmesidir. Ancak şehirlere doluşanlar gerek bedevi gelenek ve alışkanlıklarını bırakırken çektikleri zorluk, gerekse Beni Ümeyye’nin bürokratik sistemi ele geçirmesi derin iç toplumsal kutuplaşmaya ve iç savaşlara yol açmıştır. Şia ve Hariciliğin ortaya çıkışında rol oynayan ana faktörlerden biri Emevilerin daha sonra saltanat rejimiyle pekiştirecekleri akraba bürokrasisidir. Bu konuda Taha Akyol’un “Haricilik ve Şia” (Kubbealtı Neşriyat-İstanbul) kitabı okunmaya değer.

Türkiye ve genelde İslam dünyasının modernleşme sürecinde içine girdikleri durum buna benzemektedir. 1950’den bu yana kırsal kesimden ve küçük yerleşim birimlerinden büyük şehirlere muazzam göç yaşanmaktadır. Yeni durumda şehirleri dolduran yeni nüfusu sistem içine katmanın yegane yolu “adaletli paylaşım ve bölüşüm”dür. Adalet sosyal, hukuki ve iktisadi alanlarda maddi ve beşeri kaynakların, hizmet ve görevlerin ehliyet ve liyakate, ihtiyaç ve insani planlamaya göre yapmak demektir. 1969’da sahneye giren Milli Görüş hareketi “göçün ve kentin siyaseti”dir (bkz. A. Bulaç, Göçün ve Kentin Siyaseti –MNP’den SP’ye Milli Görüş Partileri- 2009). 2002’de iktidar olan AK Parti de yine “göçün ve kentin iktidarı”dır. (Bkz. Göçün ve Kentin İktidarı –Milli Görüş’ten Muhafazakar Demokrasi’ye AK Parti-2010.)

Bugün yaşamakta olduğumuz derin toplumsal sarsıntının asıl sebebi, AK Parti’nin “kalkınma” yolunda adımlar atarken, “adalet”i ihmal etmesidir. Ne Müslümanlar arasında adaleti sağladı, ne kendilerini din ve İslam’ın dışında tanımlayan laikleri, gayrimüslimleri, Alevileri, Kürtleri tatmin etti.

Bu zaafı sadece AK Parti’ye hamletmek de haksızlık olur. Yaşadığımız tecrübe bize şunu gösterdi ki, yüz senedir mücadele halinde olan İslami grup ve cemaatlerin tümü modern iktidar, siyaset ve devlet konusunda sağlıklı bilgi ve analizlere sahip değillermiş; İslam’ın adaletini yeterince önemsememişlerdir, bir iktidarı birlikte kullanma ve kendilerinden olmayanlara da haklarını verme konusunda pek isteksizlermiş. Modern iktidarı diğerleri gibi kullanıyor, devleti ve kamu kaynaklarını kendi adlarına temellük edip diğerleri hangi haksızlıkları yapmışlarsa onlar da aynısını yapıyorlar.

Adaletin olmadığı yerde akraba bürokrasisi devreye girer. “Akraba“yı iki düzeyde ele almak mümkün: Aynı rahimden gelen yakın akraba (zevi’l erham), hısım veya uzak akraba (zevi’l kurba). Benim kastım her ikisinin genel ifadesi olan “akraba veya yakınlar-yandaşlar bürokrasisi“dir ki bunun ilk halkasında “aile“, ikinci halkasında “yakın akraba“, üçüncü halkasında “etnik birlik“, dördüncü halkasında “hemşehrilik“, beşinci halkasında “bölge insanı“, son halkasında “yandaşlar toplulukları“ yer alır. Akraba bürokrasisi hem adaletsiz bölüşüm aracıdır, hem iktidar güvencesidir. Bunun kritiğini yapmak lazım.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.