1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. AKP'ye ikinci kapatma davası mı?
AKP'ye ikinci kapatma davası mı?

AKP'ye ikinci kapatma davası mı?

A+A-
Bir yandan Ergenekon süreci çok açık biçimde tavsama eğilimine giriyor... Bir yandan da anlaşıldığı kadarıyla Abdurrahman Yalçınkaya ikinci kapatma iddianamesini hazırlıyor... Duyumlarıma göre kimi devletlûlar aralarında “Eylül 2009"da ikinci kapatma davası geliyor” diye konuşmaya başlamış bile...

Yukarıdaki satırlar Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı'ya ait. Kütahyalı bugünkü köşesinde bu duyumdan hareketle ilginç tespitlere yer veriyor:

- Bugünlerde Türk medyasında herkes 28 Şubat-karşıtı nutuklar atıyor... 28 Şubat darbesini savunan insan sayısı yıllar içinde irtifa kaybetti ve şimdi sıfıra dayandı... TV programlarında “28 Şubat demokrasinin önünü açmıştır” mealinde söz söyleyecek adam bulunamadığından doğru düzgün tartışma bile yapılamıyor bu mevzuda... 28 Şubat generalleri ise bugünlerde şamar oğlanına döndü. 28 Şubat sürecinde hizaya girmiş olan gazeteciler bile şimdi bu generallere demediğini bırakmıyor...

28 Şubat darbesine zemin hazırlamak için yapılanları bugün bilmeyen yok... Ali Kalkancı- Fadime Şahin- Müslüm Gündüz meselesinin tam anlamıyla bir derin yapılanma tertibi olduğu artık çok net... Bu isimleri o dönem televizyonlarda sık sık ağırlayanlarda bunu açıkça kabul ediyor... Aczmendiler denen sarıklarla cübbelerle İstanbul sokaklarında gezen grubun, 28 Şubat darbesi kotarıldıktan sonra birden ortadan kaybolduğunu tüm Türkiye hatırlıyor... 12 Eylül darbesi kotarıldıktan sonra her gün oluk oluk akan kanın bir anda durduğu gibi...

Peki, o 28 Şubat darbesinin ortamı yaratılırken kaç kişi bu tertiplere uyanabildi? O darbeye karşı çıkmış, o darbe sürecinde mağdur olmuş kesimlerden, aydınlardan ve medya organlarından kimse o zaman uyanamadı... Derin yapılanma tertibinin yukarıda saydığım aktörlerine sahip çıkan haberler yapıldı İslami kesimin gazetelerinde ve televizyonlarında... “Bizim çocuklar” yanılgısıyla derinlemesine düşünülmeden bu isimleri savunan yazılar yazıldı. 28 Şubat"ın derin tezgâhlarına maalesef o süreçte hemen hemen herkes geldi...

Ahmet Hakan o günlerde Kanal 7"de bu darbe sürecine karşı esaslı bir direniş sergiliyordu gerçekten. Ben de ailemden devraldığım siyasi çizgiyi sorgulama dönemindeyim o zamanlar. Ahmet Hakan"ın Haber Saati programını kaçırmazdım. Tüm muhalif özgürlükçü-demokrat isimlerin platformu niteliğinde olan Hakan"ın bu programını evimizin arka odasında seyrederdim. Babam ve annem “Niye izliyorsun bu dinci kanalı?” diye bana kızarlardı. Elim kumandada olurdu sürekli ve onlar içeri girdi mi “laik” kanallardan birini açardım iki saat aile içi tartışma çıkmasın diye... Fakat Hakan"ın programında da derin yapılanma tertibinde “dindar” rolü oynayanları tutan haberler yapılırdı... Türbülans herkesi kapsar vaziyetteydi...

Bugün içinse mühim olan, olmuş bitmiş derin operasyonlardan ziyade şu an olmakta olan operasyonları anlayabilmek ve afişe edebilmektir bence...
28 Şubat"ın boğucu günlerinde vicdan sahibi insanları ferahlatan bir işlev gören Ahmet Hakan gibi aktörler bunu öncelikle görebilmeli ve yine “esaslı bir direniş” sergileyebilmelidir...

Bugünlerde 28 Şubat benzeri yeni bir derin operasyonun yürümekte olduğunu net bir şekilde görmek gerekiyor... Nasıl o süreçte RP"nin kapatılması bağlamında bir sürü şey yaptırılmışsa, bir derin yapılanma elemanının Işın Gürel"e saldırtılması bile kapatılma bağlamına katkı yapmışsa bugünlerde de benzer bir senaryo tekrarlanıyor bana kalırsa... Manisa"da Bülent Arınç ve valinin yanında sarıklı, cübbeli çakma bir şeyh oturtuluyor... Tayyip Erdoğan için “Son Osmanlı Padişahı 1. Recep Tayyip Erdoğan” diye saçma sapan bir pankart açılıyor... Tunceli İl Özel İdare ofisinde AK Parti afişleri bulunuyor... Samanyoluhaber bu konuda uyanık davranıp, güzel de bir haber yaptı...

Öte yandan ise bir takım "gatakulli"ler dönüyor, tahliyeler oluyor... ETÖ karşıtı çizgide gibi gözüken bazı “bizim çocuklar” çizgi değiştiriyor. Abdullah Gül"ü dizilerinde Ergenekoncu diye gösteriyorlar... Kendilerine Ergenekon sorulduğunda “Var mı yok mu bilemeyiz, masum insanlar tutuklanmasın” diyorlar...

Bir yandan Ergenekon süreci çok açık biçimde tavsama eğilimine giriyor... Bir yandan da anlaşıldığı kadarıyla Abdurrahman Yalçınkaya ikinci kapatma iddianamesini hazırlıyor... Duyumlarıma göre kimi devletlûlar aralarında “Eylül 2009"da ikinci kapatma davası geliyor” diye konuşmaya başlamış bile...


İşte yukarıda saydığım saçma sapan gelişmeler de muhtemelen o kapatma davası için tertipleniyor... Yani, nerden bakılırsa bakılsın yeni bir derin yapılanma operasyonunun içindeyiz... AK Parti"yi seçimle deviremeyeceğine inanan zinde kuvvetler yapılabilecek tüm postmodern gatakullileri yaparak bir şeyler yapma gayretindeler... Bir darbe ortamının yaratılması için organize cinayetler işleyemiyorlar belki bu aralar, ama elleri de boş durmuyor...

Bu oyunu artık bu ülke bozabilmeli!! AK Parti bu konuda öncelikle müteyakkız olmalı...
Hatta şeyh ve pankart olayı gibi hadiseler derhal detaylı soruşturulmalı... İçlerinde operasyon olmayan olaylar da olsa derhal “bizim çocuklar” denmeden bu tür şeyleri dışlamalı AK Parti... ETÖ zihniyetinin ekmeğine yağ sürmemeli...

Ömer El Beşir gibi “bizim” katillere de, bir darbe ortamının yaratılması için kullanılan “bizim çocuklar”a da sahip çıkmamalı AK Parti... Ahlaken de siyaseten de fecaat bu...
Kaynak:
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.