1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Aklıselimin eşitlenmesi
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Aklıselimin eşitlenmesi

A+A-

Ahmet Necdet Sezer’in Devlet Övünç Madalyası ile taltif ettiği emekli Albay Abdülkerim Kırca’nın intiharı zamanlama açısından ilginç bir ipucu mahiyetinde. Denildiğine göre medyadaki sorumsuz yayınlardan muzdarip olan Kırca, bu baskıya psikolojik olarak dayanamamış ve hayatını sona erdirmeye karar vermiş. Nitekim aile adına yapılan açıklamada da şöyle deniyor: “Bazı şer odaklarının yaygınlaştırdığı olumsuz havanın, milletine sadakatle ve cansiperane hizmet etmiş insanları hayatından vazgeçer hale getirdiğinin canlı bir örneği ile karşı karşıyayız.”

Anlaşılan o ki sıkıntı yaratan şey belirli bir olumsuz havanın ‘yaygınlaştırılması’ olmuş. Çünkü söz konusu olumsuz hava tam 16 yıldır mevcut. PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın hepsi doğru çıkan beyanlarının biri de Kırca’nın başında olduğu grubun gerçekleştirdiği yargısız infazlarla ilgiliydi. Kırca o dönemde JİTEM Diyarbakır Grup Komutanı’ydı ve iddiaya göre sekiz kişinin infazından sorumluydu. Aynı grupta ‘hizmet’ veren Aygan’ın ifadesine göre, amiri en azından üç kişiyi yakın mesafeden başına kurşun sıkarak öldürmüştü.

Toplu cinayete kurban giden HEP üyelerinin aileleri tarafından açılan davada sanıklar “Bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmakla” suçlanmaktaydılar. Ne var ki açılan soruşturma tam 12 yıl sürdü ve belki de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan müracaat neticesinde sonlanabildi. Ardından bir yargı skandalı yaşandı ve bu davaya hangi mahkemenin bakacağına bile karar verilemedi. Tüm bu süreç zarfında ise, başta Kırca olmak üzere hiçbir sanığı herhangi bir mahkemeye getirmek mümkün olmadı...

Genelkurmay’ın açıklamasını bu arka planla birlikte okumak durumundayız. Açıklama “Son zamanlarda bazı basın ve yayın organlarında sözde bir itirafçının ifadelerine dayanarak... Kırca ile ilgili olarak suçlayıcı haberlere yer verilmiştir” diye başlıyor. Bu ifadedeki ‘sözde itirafçı’ sözünü ancak bu kişinin ‘itirafçı’ olmaması şeklinde yorumlamak mümkün. Çünkü Aygan bu grubun içinde yıllarca bulunmuş, cinayetlere katılmış, ardından da hepsi doğru çıkan ihbarlarda bulunmuştu. Genelkurmay’ın ‘itirafçı’ kelimesinden rahatsız olmasını anlamak hiç de zor değil. Eski PKK’lı anlamında kullanılan bu sözcük, Aygan gibi insanlar nezdinde içerik değiştirmiş durumda. Aygan’ın itirafçılığı PKK dönemine değil, JİTEM dönemine gönderme yapıyor çünkü... Öte yandan Genelkurmay açıklamasının “son zamanlarda” diye başlaması da epeyce abes: Aygan’ın yıllar öncesinde yaptığı bu itiraflar sık sık basına konu olmakla kalmıyor... Bu kişinin bir de her şeyi anlattığı bir kitabı bulunuyor.

Aynı açıklamanın “kişi ve kuruluşların adeta yargısız infaz edilerek suçlu ilan edilmesi, temel insan haklarına aykırı olduğu gibi hiçbir hukuki ve ahlaki kuralla da bağdaşmamaktadır” şeklindeki bir sonraki cümlesini ise tartışmaya bile gerek yok. Soruşturması geciktirilen, muhtemelen delilleri karartılan, zaman aşımına girmesi için zorlanan, yargı sürecini paralize ederek suçtan kaçmaya yeltenilen böylesi bir davanın baş sanığının şimdi ‘yargısız infaza’ uğradığını söylemek herhalde ciddiye alınamaz. Çünkü bu yargı sürecinin şu ana kadarki seyri, zaten birçok infazın yargısız cereyan ettiği iddiasını haklı çıkartır nitelikte.

Böylece geliyoruz zamanlamaya... Niye şimdi? Acaba ne oldu ki 16 yıldır süren ve tam da Kırca’nın istediği gibi giden bir yargı sürecinin varlığına karşın, hayat onun için dayanılamaz hale geldi? Yanıt Ergenekon davası ile ilgili olabilir mi dersiniz? Yoksa birçok davanın ‘birleşmek’ zorunda kaldığı günümüzde, söz konusu JİTEM davasının da Ergenekon ile birleşme ihtimali mi belirmişti? Ya da acaba bu ortamda söz konusu davayı savsaklamak daha mı zorlaşmıştı? Cevabı tam olarak bilemiyoruz... Sonuçta bir intiharın nedeni, gerçekliğe tam da tekabül etmeyen bir ruh hali olabilir.

Ama ne olursa olsun, herhalde bu ruh hali ile yaşanmış olan gerçekliği birbirine karıştırmamak gerekiyor. Genelkurmay’ın eski bir mensubunu sahiplenmesine atfedilecek ‘insaniyet’, JİTEM Diyarbakır Grubu’nun eylemlerini aklamıyor. Aksine Genelkurmay’ın bu eylemlerin ima ettiği anlayışla aynı paralelde algılanmasına neden oluyor. Eğer amaç kurumların yıpratılmaması ise, bu son sahiplenme bir aklıselim kaymasını ifade etmekte.

Çünkü toplum meseleye Genelkurmay’ın baktığı gibi bakmıyor ve bu yüzde her geçen gün artıyor. Toplum Ergenekon davasındaki iddialara inanmakla kalmıyor, bu dava sayesinde ülkenin çok daha yaşanabilir bir yer haline geleceğine de inanıyor. Hep söylendiği gibi bu topraklarda aklıselim hiç de eksik değil... Ama ne yazık ki eşit paylaşılmış da değil.

Kırca’nın ailesi adına yapılan açıklamada “Aklıselimin galip geleceğini ummaktan başka şu an elimizden bir şey gelmiyor” denmiş... Aklıselim insanları infaz edip ardından da yargıyı geciktirmek mi, yoksa suç işlemiş olanların yargılanıp hak ettikleri cezaları alması mı? Kırca’nın ailesi acılı olduğu için tam olarak idrak edememiş olabilir, ama aklıselim zaten galip gelmek üzere... Şu anda yaşananların nedeni de bu: Halkın aklıselimi şimdi daha eşit bölüşülüyor...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.