1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. AK Parti'nin 10. Yılında Türkiye
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti'nin 10. Yılında Türkiye

A+A-

Hiçbir toplum kendisine ait olmayan, kendi bünyesinden çıkmayan bir medeniyet projesiyle uzun süre yaşayamaz, yönetilemez.

Ve her toplum, eninde sonunda, kendi kültüründen yola çıkan ama evrensel olanla alışveriş içerisinde bir modernlik, bir varoluş projesi üretir.

Bu durum bize toplumların yaşamında sürekliliğin kaçınılmaz olduğunu anlatır. Toplumların ana kuralı olan değişimin böyle bir süreklilik çerçevesinde vücuda geldiğini vurgular.

Süreklilik, toplumsal değişimin mayasını oluşturan en önemli unsurun, toplumsal farklılıklar arasındaki rekabet ve çatışmanın hakemi ve düzenleyicisidir.

Sürekliliğe meydan okuyan her gelişme, her siyasi kopuş, toplumlarda, düzenleyicisi, hakemi bulunmayan, şiddetli ve doku bozucu sarsıntılar yaratır.

Türkiye yıllarca bu sarsıntılara mahkum oldu, yıllarca bu sancıyı hisseti...

Bu sancı, kesişmelerine hemen hiçbir şekilde müsaade edilmeyen, biri verili diğeri yerli iki farklı medeniyet projesinin kavgasından kaynaklandı.

Ve yaşanan çatışma, verili olanı da, yerel olanı da içinden parçaladı.

Kabul etmek gerekir ki, bu açıdan bugün farklı bir noktadayız...

Geçtiğimiz son 10 yıl bu parçalanmayı bir ölçüde tedavi etmiştir.

Nitekim son 10 yıl iki farklı projenin içe girmesini, bu ülkeye has değer sistemlerinin evrensel değerlerle yakınlaşmasını ifade eder.

AK Parti'nin iktidardaki 10. yılı aslında bu gelişmenin resmidir.

'Gerekli olan' tamamlanmıştır...

Ama 'yeterli olan'a ulaşmak için daha çok zamana, daha çok çabaya, daha çok demokrasiye ihtiyaç olduğu ortada...

Görmek gerek:

AK Parti'nin 10. yılı bir toplumsal bütünleşme haline, genel bir demokratikleşmeye işaret ettiği kadar yargı-siyaset ilişkileri açısından otoriterleşmeye, Kürt meselesi gibi kimi sorunlar karşısında eski döneme öykünmeye işaret etmektedir.

Parçalı değişim tehlikelidir...

Mesele sistemin kendisini bir bütün olarak değiştirmesidir.

Önemli olan sadece değişim değildir. Aynı zamanda değişim sürecinde temel ilkelerin, toplumsal dokuların, hak ve özgürlük algısının, adalet duygusunun tahrip olmamasıdır.

Değişimin ipi, yeni kopuşlardan, sürekliliğe karşı yeni meydan okuyuşlardan uzakta olmalıdır. 'Toplumsal ve siyasal kopuşu' yüceltilmenin kemalist tarzı ile değişimci tarzı arasında büyük fark yoktur. Böyle durumlarda toplum ile devlet arasındaki mesafe artar, sonuçta toplumsal farklılıklar arasında kendiliğinden gelişen temaslara rağmen, aralarındaki delikler büyümeye devam eder.

Nitekim bir süredir Türkiye'deki 'anlama' kanalları yine tıkanmaya yüz tutu.

Bu zaaf, bu tıkanma, yasal olan ile meşru olan arasındaki kopukluğu beslemeye başladı.

Bu örselenmenin ortadan kalkması gerekiyor.

Değişimin önümüzdeki hedefi bu olmalıdır.

Unutmamak gerek: Bu hedefe ulaşmanın asli aracı katılımdır, ifade ve eleştiri özgürlüğüdür, ülkenin konuşması ve talep etmesidir.

Siyaset tüm bunlardan oluşan bir etkileşim şemsiyesidir.

Toplumun farklı kesimlerini içeren konsensüs böyle ürer.

Yol almaya başlamış, ama hala büyük eksiklikleri olan toplumsal bütünleşme modeline yol böyle alınır.

AK Parti kongresi bunları da değerlendirebilse keşke...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.