1. YAZARLAR

  2. Ahmet Meroğlu

  3. Ak Parti ve Kürt Sorunu
Ahmet Meroğlu

Ahmet Meroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Ak Parti ve Kürt Sorunu

A+A-

Ak Parti Türkiye’nin mevcut sorunlarını çözer gibi yapıp, her defasında yıllarca sistemin ve statükonun biriktirdiği sorunları çözme iradesi, söylemden öteye gitmemektedir. Pratik olarak; Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Alevilerin sorunu ve farklı inançlara inan insanların sorunu çözüme henüz kavuşmuş değil.

Ak Parti; ‘‘Kürt sorununu silahlar susmadan, ortam sakinleşmeden çözemeyiz’’ bahanesi, Türkiye’nin önünde dağ gibi duran bir sorun olarak güncelliğini maalesef koruyor. Oysa Kürt sorunu çözülerek, silahların susması önlenebilir.

Paradoks olan da, görünürde Kürt sorunu ben çözeceğim diyen Başbakanın Hatip Dicle vb. durumlar için bile inatlaşıp, fazlasıyla dikleşmesidir. Başbakanın bu gibi durumlarda hak hukuku gözetmek yerine, kanunların arkasına sığınması düşünsel zeminde makul bir çözüm iradesinin olmadığının tezahürüdür.

Ak partinin doğru bildiği ve doğru sandığı yanlış politikalar, Kürt sorunun çözümünü çıkmaza sürdü. Başbakan, diklemeden dik durmayı bırakıp, diklemeyi seçtiği bu günlerde Kürt sorununu inkâr eder, duruma geldi. Hem de diklendikçe Kürt ve Türk gençlerin öleceğini hiç hesaplamadan…

Asimilasyonda da yöntem değiştiren Ak Parti, ‘‘inkârı’’ farklı bir boyuta taşıdı. Ak Parti Kürtleri inkâr ederek ‘‘kendi Kürdünü’’ yaratması mümkün olunmayacağı anlayınca; Kürtleri inkârdan, asimilasyon inkârına terfi etti. Bu da Kürtleri inkâr ederek, asimile etmenin mümkün olunmadığı, tecrübelerle sabit olmasından olsa gerek. Yani yeni strateji inkâr etmeden, asimile etmektir.

Ak Parti Kürt sorununu milliyetçi kafasıyla, alevi ve farklı inançlara bağlı insanların sorununu muhafazakâr tutumuyla ve başörtüsü sorunu oy avcılığıyla çözemez.

Tartışılmasız ölçüde halktan destek alan ve meşruiyet kazanan, Ak Partinin sorunların çözümünü sürekli erteleyerek, beklentileri boşa çıkartması nereye kadar? Acaba Ak Partinin sorunları çözüyor gibi yapıp, erteleme sebebi her seçimde bu defa da destek verin, sorunları çözeceğiz deyip kandırmak mı? Bu hayati ve insani sorunları siyasi rant olarak hep gündemde tutmak kime ne kazandırıyor?

Bu günlerde herkesin çözüm dilini bırakıp şiddet diline sarılması, gencecik insanların ölümüne davetiye çıkartmaktır.

Öyle görünüyor ki, 30 yıllık bilinen öldürme mantalitesi bir alışkanlık haline gelmiş. Ama 21.yüzyılın ve özellikle oluşturulan çözüm beklentilerinin ruhuna hiç uyuşmayan bu alışkanlık; kan ve gözyaşından başka bir anlam taşımıyor.

Ak Parti özellikle Kürt sorununu çözmemesindeki acizliği ve kararsızlığın sebebi, kadim olan bilindik devlet akılı ile paralellik göstermesi ve statükocu zihniyetle paralel hareket edip, farkında ya da farkında olmadan militarist anlayışın rolüne soyunmasındandır.

Gelinen aşamada Ak Partinin 90’lı yılların söylemine benzer kararlığı, fazlasıyla ürkütücüdür. Hele yeter ki, doksanlı yıllarlarda olduğu gibi; Kürtleri öldürelim ama polis mi, asker mi öldürsün anlaşmazlığı oldukça korkutucudur. Kürtleri öldürme noktasında Ak Partinin ana muhalefetle ve askerle konsensüs sağlamadığı görünen tek sorun Kürtleri polis mi, asker mi öldürsün anlaşmazlığıdır. Ama unutulmasın ki, sadece Kürtler değil; maalesef yoksul Türk gençlerin de ölmesi demektir, savaş kararı.

Yıllardır, bu kirli savaşın sürmesindeki başka bir etken de, ölen askerlerin aileleri hesap sormak yerine, vatan sağ olsun demeleridir. Üzücü olan da onlar vatan sağ olsun dedikçe; balyozlu paşalara ve Ergenekoncu zihniyete meşruiyet kazandırdıklarını anlamamalarıdır. Böyle olunca da birileri sırf meydanlarda bayrak sallamak için, dört gözle yoksul Türk ve Kürt gençlerin cenazelerini bekledi. En korkunç olanı da vatan sağ olsun diye diye vatanın yaşanmaz hale gelmesidir.

Savaş stratejisi yıllardır bilenen, uygulanan bir stratejidir. Ak partinin kısmen de olsa çözme iradesi gösterdiği bir zamanda bilindik devlet akılının refleksi ile karar alması, ölümlerin kan ve gözyaşının devam etmesi demektir.


İki kişiden birinin oyunu alan, Ak Parti daha rasyonel ve daha cesaretli olması gerekir. Çok iyi bilinmelidir ki; insanların ölmelerine sebep olmak büyük bir vebaldir. Çünkü savaş zulüm demektir.

Öldürmeye/savaşa harcanan enerji ve verilen bedelin yarısı kadar, insanların yaşamasına/barışa harcansa ve barışa şans verilse çözüm çoktan sağlanmış olunurdu; kim bilir.

Herkesin bir an önce şiddet dilini bırakıp barış dilini kullanması dileğiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.