1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. AK Parti popülizmin neresinde?
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti popülizmin neresinde?

A+A-

 

 21. yüzyılı popülizmler çağı olarak tabir etmek yanlış olmaz.

 

İlk göze çarpanlar her geçen gün alan ve güç kazanan, iki dünya savaşı arasının faşist rejimlerini çağrıştıran otoriter popülist akımlar. Hollanda’da yabancı karşıtı Wilders, onun Fransa versiyonu Marin Le Pen, Danimarka Halk Partisi, Avusturya Özgürlük Partisi bu akımların en bilinen temsilcileri. Sağ popülist çizgide onları Macaristan’da 7 yıldır iktidarda olan Orban, İngiltere’de Brexit’in mimarlarından Farage takip ediyor. Kuzey Amerika’da Trump aynı havuzda yer alıyor.

Popülist kabarma bunlardan ibaret değil.

Latin dünyasında Venezuella’da 1998’den 2013’e kadar 15 yıl boyunca Chavez, Arjantin’de 2003-2015 arası 12 sene Kichner’ler, Brezilya’da 2003-2010 arası Lula, Bolivya’da 2006’tan bu yana 11 yıldır Morales, popülizmin sol  temsilcileri olarak hükmettiler ve hükmediyorlar. Sol dalgayı Avrupa’da SYRİZA (Yunanistan), PODEMOS (İspanya) gibi siyasi hareketler, Melanchon gibi siyasi isimler temsil ediyor. Popülizm sol düşüncede kendisine önemli bir yer buluyor.

Son bir kaç yıldır Tayyip Erdoğan da, sağ popülizmin önde gelen temsilcilerinden birisi kabul ediliyor. Batı basınında ya da akademik dergilerde çıkan ilgili makalelerin Erdoğan’ı ve Türkiye’ye anmadan geçtikleri pek nadir oluyor.

Sağ ve sol dalgasıyla popülizm dünyanın girdiği yolu anlamak için önemli araç. Başlar kumdan çıkarıldığında görülür ki, özellikle son dönemleri itibariyle Türkiye’de o dünyanın bir parçası, bu yolun yolcusudur.

POPÜLİZM DEDİKLERİ

Önce popülizm nedir?

Tabir, Türkiye’de uzun yıllar “popüler” anlamıyla da kullanıldı. Halka yaranmak, oy toplamak için kamu kaynaklarını har vurup harman savurmak olarak kullanıldı.

Ancak asıl tanımı latin kökenlerine daha yakındır: Sisteme karşı sıradan insanı savunmak. Yoz, ülke ruhuna yabancı bir elit tarafından el konmuş iktidara karşı, halkı, halkın iktidarını temsil etmek .

Nitekim Arjantin’de Peron’la, Brezilya’da Vargas’la ABD ve İngiltere gibi güçlere kafa tutma, milliyetçiliği ve otoriterliği iç içe sokan lider düzeni, adaletçi ve modernist politikalarla başta işçi sınıfı olmak üzere popüler kesimleri gözeten, onlara dayanan bir dalga olarak doğdu popülizm.

2000’lerle birlikte ikinci büyük dalga ortaya çıktı.

Popülist dalga, bir kez daha, sistem ve seçkin karşısında sokaktaki adamın iktidarını ifade ediyor. Ama farklı ülke ve kültürlerdeki popülist rejimlerin birkaç ortak noktası daha var. Her biri işe önce işçi, esnaf, dindar, vs. gibi toplumsal katmanlara işaret ederek; sistemin dışladığı, mağdur bir “sıradan insan” retoriği ve tanımı yaparak başlar. Ardından buna dayanarak, farklı kesimlerden gelen sıradan insanlar kümesinden bir blok oluşturur, halk ya da millet adını verdiği budur. Kurgulanmış bu halk kategorisi geniş bir toplumsal yelpazeye, bir ittifak demetine işaret eder. Yine her biri bu halka ve ittifaka dayanarak çatışma ve kutuplaşma siyasetini mutlaklaştırır. Zengin/yoksul, elit/halk, yerli/yabancı, alttakiler/üsttekiler gibi kutuplaşmaları sürekli canlı tutarak yol alır. Ancak hepsinde en büyük karşıtlık dinamik halk kitleleriyle statik kurumlar ve elitler arasında kurulur.

POPÜLİZMİN SOLU VE SAĞI

Tüm bunlar popülizmin belli bir ütopyanın, ideolojinin üzerine oturan bir dalga olmadığını, daha çok bir siyaset yapma tarzını ifade ettiğini gösterir. Sağ ve sol siyasette aynı anda boy göstermesi bu nedenledir.

Sol popülizm, sınıfsal takıntıları ve liberal özenmeleri bir yana bırakan, ezilenler arası ittifak stratejisi, bu stratejiyle iktidara gelip uzlaşma ve ortak fayda etrafında düzen değiştirme arayışı olarak tanımlanabilir. Nitekim Latin Amerika örnekleri; işçilerin, popüler ve dezavantajlı kesimlerin ittifakı ve iktidarı şeklinde başgösterdi ve gösteriyor. Bu itibarla sol olarak tasnif ediliyorlar. Sol popülizmle ilgili en etkili tarifi veren, aynı zamanda “radikal demokrasi” adı altında kurumsal çatısını kuran iki akademisyen, Laclau ve Mouffe ikilisi oldu. Doğru sol siyaseti, sınıflar arası bir çatışma olarak ele almak yerine, iktidar ve sistem karşısında sınıflar arası bir ittifak stratejisi olarak tanımladılar. Toplumda siyasi aidiyetlerin sadece sınıfsal, dolayısıyla tekil değil, çoklu olduğunu söylediler. Öyleyse, farklılıklar arasında ittifak, siyasi çoğulculuk anlamına geliyordu ve demokratik siyasi faaliyetin kurucusuydu. Yerleşik düzene karşı yapılan geniş ittifak aynı zamanda kutuplaşma, kutuplaşarak meydan okuma demekti. Popülist siyasetin toplumu zengin-yoksul, halk-seçkin gibi kutuplara bölmesinde olduğu gibi, kutuplaşma kimliklere, sınıflara, özlere değil, ittifaklarla talep ve çıkar ortaklıklarına dayandığı oranda halk özne haline gelecek ve demokratik dinamikler harekete geçecekti. Popülizm bu tanımı ve anlamıyla Avrupa’da ise sol siyasetçiler ve entelektüeller arasında artan bir ilgi görüyor.

Sıradan insan tanımını ve halk kurgusunu, etnik, dini ve ayrımcı çerçevede yapan, mağduriyet-sokaktaki adam ilişkisini bu çerçevede kuran eğilimlere sağ popülizm deniyor. Sağ popülizm halkın, başka kültürler karşısında tepki hissini körükleyen, alttan gelen bir ari bir yerlilik fikri üzerine oturan, bu istikamette bir ittifakın siyasetini yapan bir bakış. Bu eğilimler önemli ölçüde küreselleşmenin kimi kesimlerde yarattığı hayalkırıklıklarından, endişelerden, kültürler arası sert kütür karşılaşmalarından besleniyorlar. Nitekim İslamofobi, AB karşıtlığı, etnik vatandaş hassasiyeti, milli değerler ve dokuya dönüş söylemi gibi özellikler; Marine Le Pen, Wilders, Trump, Orban’ın siyasi anlayışları ve tarzlarını tanımlıyor. Trump’ı tanımlayan ise İnsel’in ifadesiyle, “yabancı düşmanlığını elit nefretiyle birleştiren, bunu devlet bürokrasisine tepkiyle besleyen ve küreselleşmeden kaybedenleri etrafında toplaması...”

 

    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.