1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. AK Parti: Nereden Nereye...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti: Nereden Nereye...

A+A-

     Gezi olayları ve sonralarıyla ilgili muhafazakar çevrelerde iki farklı eğilim var.

     İlk eğilim, olanı hızla 'açıklama'yı tercih ediyor.

     Örgütlü bir kalkışma, bir tür komplo, 28 Şubat benzeri bir ortam arayışı olarak bakıyor olup bitene. Baskın ve keskin bir eğilim bu. Seferberlik Teftiş Kurulu'ndan olaylarda dış parmağa kadar uzanan, Tayyip Erdoğan'ın hedef alındığını düşünen bu eğilim içinde ciddi sınıfsal reaksiyonlar barındırıyor.

     İkinci eğilim daha çok 'anlama' peşinde.

     Bu eğilime sahip kişiler, işin iktidar mücadelesi boyutunu göz ardı etmeden 'ne oluyor, nerede hata yapıldı' sorularını soruyor.

     Soru sormadan yanıt alınmaz…

     AK Parti Türkiye'yi 10 yıldır yönetiyor. Pek çok başarılı sonuç aldı. İktisadi alanda, kamu hizmetleri konusunda, istikrar açısından, sivilleşme itibariyle, hatta Kürt meselesinde…

     Tayyip Erdoğan AK Parti'nin doğal lideri, partisinden bile güçlü karizmatik bir siyasetçi. Attığı pek çok adım, kararlılığı, gösterdiği irade ve cesaret ülkenin yolunu açtı, seyrini değiştirdi.

     Ne var ki, siyasetçilerin sicili başarılar kadar, başarısızlıklar da olur.

     Demokratik değişim bir yanıyla taşıyan ancak öte yanıyla hak ihlallerine yol açan, misyon sahibi polis ve yargıç hükümranlığı üreten kimi 'adli süreçler' bunlar arasında yer almıyor mu örneğin? Ya da KCK kazaları, Roboski ve benzerleri…

     Bu işin bir yanı. Siyaset ve siyasetçinin öyküsünü anlatan sadece 'başarı/başarısızlık' skalası değildir.

     Siyasi tercihler, siyasi anlayış, demokrasi kavrayışı, üslup başka bir bütün oluşturur. Siyasi eylemlerin, hatta başarının toplumsal meşruiyetini ve desteğini bu öbek, demokrasi ve siyasi algı öbeği meydana getirir.

     Asıl sorun işte burada…

     Bu noktada epey süredir, aslında başlangıçtan beri ciddi bir aksaklık var.

     Sanırım AK Parti'nin ve Tayyip Erdoğan'ın siyaset tarzıyla ilk makalemi Birikim Dergisi'nde 2004'te yerel yönetim seçimlerinden sonra yazmıştım. Bu tarz için 'ataerkil siyaset' kavramını kullanmış ve şöyle tanımlamıştım:

     'Vermeyi sevmek, ama istenmesinden, aşırı ve tepkisel bir tedirginlik duymak; farklı parçalardan oluşan bir toplum tasavvurunun yokluğu ile ulaşılan millet fikri… Toplum,siyaset ilişkilerini hizmet, beceri ve dayanışma üçlüsü içinde ele almak…'

     O makale şöyle bitiyordu:

      'AKP toplum ve bireyi, 'makul ve edilgin olduğu', 'açık ve örgütlü talepte girişimde bulunmadığı', 'kendisi için yapılan doğruları gördüğü' oranda toplum ve birey olarak kabûl etmektedir…'

     Bu açıdan değişen hemen hiç bir şey yok…

     Fark yıllar sonra bu ataerkil siyaset anlayışının büyük tepki dalgasını tetiklemiş olmasında…

     Peki neden, ne değişti?

     Belki şu:

     AK Parti 2010 yılına kadar 'muhalif tonlu' bir siyasi iktidardı. Eski rejim aktörlerine karşı sürdürdüğü mücadelede arkasında kentli, modern, liberal, demokrat pek çok kesimi bulmuş ve meşruiyetinin önemli bir kısmını buradan elde etmişti. Bu dönemde 'ataerkil dil' farklı bir işlev yerine getirmiş, iktidarın mücadele etme gücünün sembolü görülmüş ya da bu mücadeleye oranla, doğal olarak, önemsenmemişti.

     Ayrıca bu zaman diliminde AK Parti tüm enerjisini bu mücadeleye yöneltmiş, kamu politikalarında kendi siyasi tercihlerini sınırlı tutmuş, daha çok demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi araçları öne almıştı.

     2010 sonrası AK Parti muhalif tonlu iktidar olmaktan çıkmış, çıplak iktidar haline gelmiştir.

     Ve bunun adım adım üç sonucu olmuştur. Önce atarekil siyaset görünür hale gelmiş, dahası sisteme ait aksaklık ve hukuksuzlukların asli sahibi ve sorumlusu olarak görülmeye başlayan siyasi iktidar algısı bu ataerkil dil ile özdeşleşmiştir. Ardından AK Parti kamu alanı tanzim politikalarına kendi değer sistemini artan oranda enjekte etmeye başlamış, aks demokratik politikalarından kimlik politikalarına doğru kaymaya başlamıştır. En nihayet sistemin ve anayasanın denge ve denetim cihazları fiili iktidar karşısında anlamsızlaşmaya başlamıştır.

     Katılım, uzlaşma gibi mekanizmalardan uzak duran ataerkil dil bu dönemde, bu istikametteki taleplere meydan okuyan, devlet gücüyle karşı çıkan bir üslup kazanmıştır. Tek ayaklı, hızlı, tartışmaya kapalı eğitim politikaları, alkol düzenlemesi, çevre siyaseti bunlara örnektir.

     'Ne oluyor, nerede hata yapıldı' sorularının yanıtını burada aramak gerek.

     AK Parti'nin ataerkil dili ve uygulamalarının ulaştığı keskinlik, bizzat onun, yani AK Parti'nin döneminde şekilllenen demokratik ve açık toplum tarafından taşınamaz hale gelmiştir.

     Dili değiştirmek gerekir artık…

     YENİ ŞAFAK

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.